*Güncelleme Tarihi: 14/11/2017
(159. soru eklenmiştir.)

1- Gerçek kişilerde adres teyidi nasıl yapılacaktır?

2- Yurtdışında yerleşik gerçek kişilerin adres teyidi nasıl yapılacaktır?

3- Ülkemizde yerleşik yabancı temsilciliklerin, diplomat ve konsüler statüyü haiz mensuplarının banka hesaplarına ilişkin olarak adres teyidi yapılacak mıdır?

4- Vergi levhası adres teyidinde kullanılabilir mi?

5- Vergi kimlik numarasının teyidinde serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ile yeminli mali müşavirlerce tasdiklenmiş vergi levhaları kullanılabilir mi?

6- Vergi kimlik numarasının teyidine ilişkin olarak, e-vergi levhası Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler kapsamında mıdır?

7- Türkiye'de hizmet veren GSM operatörlerinin faturalı cep telefonu abonelerine ait faturaları adres teyidinde kullanılabilecek midir?

8- Otomatik fatura ödeme talimatları adres teyidinde geçerli midir?

9- Posta veya kurye yolu ile ileti gönderilmesi suretiyle adres teyidinde süre nedir?

10- Gönderilerin bizzat müşteriye yapılamaması durumunda, adres teyit uygulaması hangi koşullarda geçerli olacaktır?

11- Yükümlü tarafından yapılan müşteri ziyaretlerinde düzenlenen belgeler/tutanaklar adres teyidinde kullanılabilir mi?

12- Adres teyidinde, “Herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge”den ne anlaşılmalıdır?

13- Hisselerinin tamamı ya da çoğunluğu bir kamu kurumuna ait olan bankalar tarafından verilen belgeler adres teyidi bakımından geçerli midir?

14- Adres teyidinde il nüfus müdürlüklerinden alınan yerleşim yeri belgesi kullanılabilir mi?

15- Kredi kartı ekstresi adres teyidinde kullanılabilir mi?

16- Kurye şirketleri vasıtasıyla gerçekleştirilen teslimatlarda düzenlenen belgeler kim tarafından muhafaza edilecektir?

17- Noterlik işlemleri bakımından kimlik tespitinde, adres ve diğer iletişim bilgilerinin teyidine yönelik yükümlülük nedir?

18- Telefon aboneliği hizmeti veren telekomünikasyon şirketleri ile bankaların bilgi işlem merkezi arasında veri transferi yapılmak ve ilgili şirketin veri tabanlarından faydalanmak suretiyle adres bilgisinin algoritmik kriterlerle doğrulanması, adres teyidi bakımından da geçerli bir yöntem olarak kullanılabilecek midir?

19- Adres Paylaşım Sistemi üzerinden yapılacak adres teyidi hangi durumlarda ve şekilde yapılacaktır?

20- Gerçek kişilerde adres ve iletişim bilgilerinin teyidi ne zaman yapılacaktır?

21- Telefon veya faks numarası ile elektronik posta adresinin teyidi nasıl yapılacaktır?

22- Başkası adına yapılan işlemlerde adres ve iletişim bilgilerinin teyidi yapılacak mıdır?

23- Bazı meslek gruplarının, danışmanlığını yaptıkları gerçek veya tüzel kişilerin sosyal güvenlik primi veya vergi borçlarını yatırmak istediklerinde, bu şekilde çalıştıkları müşteri sayısının çokluğu nedeniyle, paranın muhatabının kamu olduğu işlemlerin Tedbirler Yönetmeliği'nin “Başkası adına hareket edenlerde kimlik tespiti” başlıklı 14. maddesi kapsamı dışında tutulması mümkün müdür?

24- Bir gerçek kişi adına başka bir gerçek kişi tarafından yapılacak işlemlerde, adına işlem yapılacak gerçek kişinin yükümlü nezdinde hesap ya da kredi ilişkisi bulunan bir tüzel kişiliğin ortağı veya hissedarı olması dolayısıyla noter onaylı imza sirkülerinin bulunması durumunda, kimlik tespitinde aranan noter onaylı vekâletname yerine yazılı talimat kullanılabilir mi?

25- Başkası adına hareket edenlerin kimlik tespiti yükümlülüğü, kimlik tespitini gerektiren tutarların altındaki işlemler için de uygulanacak mıdır?

26- Yükümlü gruplarının kendi mevzuatlarında yer alan kimlik tespit işlemlerinin 5549 sayılı Kanun ve Tedbirler Yönetmeliği karşısındaki durumu nedir?

27- Türk uyruklu gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınması gereken kimlik bilgilerinin teyidinde, Tedbirler Yönetmeliği'nde sayılanlar dışındaki kimlik belgeleri kabul edilebilir mi?

28- Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin teyidinde, pasaport veya ikamet belgesi dışında kullanılabilecek belgeler nelerdir?

29- Kosova Cumhuriyetinin bağımsızlığın ilanından önce vatandaşlarına verdiği, pasaport yerine geçen, pasaport özelliği taşıyan ve geçerlilik süresi sonuna kadar kullanılabilecek olan “UNMIK-Travel Document/UNMIK-Seyahat Belgesi" kimlik tespiti bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecek midir?

30- Yabancı uyruklu şahısların pasaportlarında “anne-baba adı” bilgisinin yer almaması durumunda teyit uygulaması ne şekilde gerçekleştirilecektir?

31- Küçükler adına yapılan işlemlerde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

32- Tüzel kişilerin adres teyidinde hangi belgeler aranacaktır?

33- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişi müşterilerin, tüzel kişi ortaklarının kimlik tespitinde, bu ortaklıkların ortakları için de kimlik tespiti yapılacak mıdır?

34- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişi müşterilerin, tüzel kişi ortaklarının kimlik tespitinde, bu ortaklıkları temsile yetkili kişiler için de kimlik tespiti yapılacak mıdır?

35- Sürekli iş ilişkisine girilen tüzel kişinin gerçek kişi ortağının kimlik belgesinin, yurt dışında yerleşik tüzel kişi ortağının ise ticaret sicil gazetesi/kuruluş belgesinin alınması yeterli midir?

36- Tüzel kişiliği temsile yetkili kişiler ile temsile yetkili olanlarca yetkilendirilen diğer kişilerden ne anlaşılmalıdır?

37- Gerçek kişi ortakların kimlik tespitinde noter onaylı imza sirküleri kullanılabilecek midir? Bu kişilerin adres ve iletişim bilgilerinin teyidine gerek var mıdır?

38- Müteakip işlemlerde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

39- Kimlik tespiti kapsamında alınan kimlik bilgilerinin teyit edildiği ne şekilde tevsik edilecektir?

40- Kimlik bilgilerinin teyidinde, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sistemi veri tabanı kullanılabilir mi?

41- Kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, meslek ve iletişim bilgilerinin işlem evrakına yazılması zorunlu mudur?

42- Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi uyarınca kimlik tespiti yapılması gereken durumlar Yönetmeliğin 14 üncü ve 17 nci maddeleri bakımından da geçerli midir?

43- Yirmibin YTL'nin üzerindeki işlemlerin devamlı bilgi verme yükümlülüğü kapsamında bildirilmesi gerekmekte midir?

44- “Birbiriyle bağlantılı işlem” ibaresinden ne anlaşılmalıdır?

45- “İşlemi talep eden kimse” ibaresi ile ne kast edilmektedir?

46- Talep edilen işlemin amacı hakkında bilgi edinilmesinde kapsam nedir?

47- Finansal kuruluşlar, sürekli iş ilişkisi tesisinde başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanını geçmişte tesis ettikleri iş ilişkileri için de alacaklar mıdır?

48- Sürekli iş ilişkisi tesisinde işlemi talep eden kişi başkası hesabına hareket ettiğini beyan ediyorsa, bu kişiden yazılı beyan alınması yeterli midir?

49- Bankalarda tek bir hesap sözleşmesi altında birden fazla hesap açılabildiği durumlarda başkası adına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanı bu sözleşme altında açılan her bir hesap için ayrı ayrı alınacak mıdır?

50- Banka tarafından kredi verilmesi işlemlerinde kefil ya da garantör olan kişilerin kimlik tespiti yapılacak mıdır?

51- Hangi durumlarda işlem reddedilecek veya iş ilişkisi sona erdirilecektir?

52- 01.04.2008 itibariyle sürekli iş ilişkisi içinde bulunulan müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin Tedbirler Yönetmeliği'ne uygun hale getirilmesinde karşılaşılabilecek bazı zorluklar karşısında ne şekilde davranılmalıdır?

53- Finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, Türkiye'deki bir finansal kuruluşta hesap açan yurt dışında mukim finansal kuruluşun, kendi adına fakat müşterileri hesabına gerçekleştirdiği işlemler için basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilir mi?

54- Bankanın ticari müşterisi olan bir firmanın kendi müşterileri için aynı banka nezdinde toplu hesap açılışları, 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.3. maddesinde düzenlenen Maaş Ödemesi Kapsamında Toplu Müşteri Kabulüne İlişkin İşlemler kapsamında değerlendirilebilir mi?

55- “Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdikleri İşlemler”de tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik tespiti yapılacak mıdır?

56- “Müşterinin Kamu İdaresi veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu Olduğu İşlemler”de, kurum veya kuruluş adına işlem yapan gerçek kişilerin kimlik bilgileri teyit edilecek midir?

57- “Müşterinin Hisseleri Borsaya Kote Edilmiş Şirket Olduğu İşlemler”de tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik tespiti yapılacak mıdır?

58- Üçüncü tarafa güven ilkesi nasıl işletilecektir?

59- Bankalar, kurye veya dış destek birimleri aracılığıyla kimlik tespit yükümlülüğü yerine getirebilirler mi?

60- Yurtdışı muhabirlik ilişkilerinde muhatap finansal kuruluşla sözleşme nasıl yapılacaktır?

61- Bankalarda, yeni muhabir ilişkiler kurulmadan önce izin alınacak üst düzey yöneticiler kimlerdir?

62- Yurt dışında acentesi olmayan yükümlüler, yurt dışında yerleşik yabancı/Türk uyruklu gerçek kişilerle, sürekli iş ilişkisi kapsamında girilecek işlemlerde nasıl hareket edeceklerdir?

63- Teyitli akreditif işlemleri ile yabancı bir bankanın müşterisine teminat mektubu verilmesi gibi bankacılıkta kullanılan bazı ürünlerle ilgili işlemlerde, üçüncü tarafa güven ilkesi ve basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilir mi?

64- Bankalar tarafından belirli bir dönem için ülkemize gelen yabancılara yönelik olarak çıkartılacak ön ödemeli kartlar bakımından, kimlik tespitinde aranacak usul ve esaslar nelerdir, üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir mi?

65- Sermaye piyasası aracı kurumlarının acenteliğini yapan bankalarda bu işlemlerden dolayı kimlik tespit yükümlülüğü kime aittir?

66- Aracı kurumlar tarafından verilen yatırım danışmanlığı hizmetlerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

67- Müşterilerin mali durumu ve amaçları hakkındaki bilgilerin elde edilmesine yönelik olarak, sermaye piyasası aracı kurumlarının ilgili mevzuatlarında bulunan farklı hükümler Tedbirler Yönetmeliği karşısında nasıl uygulanacaktır?

68- Yurt dışında yerleşik bir yatırım fonuna aracı kurum tarafından hesap açılması durumunda, kimlik tespitine ilişkin olarak yapılması gereken işlemler nelerdir? <

69- Sigortacılık işlemlerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

70- Kişinin hem hayat hem de hayat dışı branşlarda sigorta poliçesi olduğunda Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi gereğince yapılacak kimlik tespitlerine ilişkin limitler nasıl belirlenecektir?

71- Bankalarca verilen kredi işlemleriyle ilişkili sigortalamalarda kimlik tespiti bakımından üçüncü tarafa güven uygulanabilir mi?

72- Emeklilik sözleşmelerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

73- Sigorta acentelerinde kimlik tespiti yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilecektir?

73/A- Sigorta şirketlerinin acenteliğini yapan bankaların, acentelik dışında asıl iştigal konusu bankacılık olan ve bankacılık işlemleri esnasında kimlik tespiti ve teyidi yapması gereken kurumlar olduğu dikkate alındığında; sigortacılık işlemlerinde bankaların acentelik faaliyetinin dışında bankacılık işlemlerine dayanarak yaptığı kimlik/adres tespit ve teyit işlemlerine “üçüncü tarafa güven” ilkesi kapsamında güvenilebilir mi?

74- Sigortalının kimlik tespitine ilişkin belgelerinin muhafaza edilmesinde acentenin ile sigorta şirketinin yükümlülükleri nedir?

75- Sigorta acentelerin şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilecektir?

76- Sigortacılık faaliyetinde yüz yüze yapılmayan işlemler ve prim ödemelerinin banka aracılığıyla yapılması durumunda yükümlülükler ne şekilde yerine getirilecektir?

77- Anlaşmalı servislere ve sağlık kurumlarına yapılan hasar ödemelerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

78- Finansal kiralama işlemlerinde, satıcı firma ile kefiller için kimlik tespiti yapılacak mıdır?

79- Noterler nezdinde yapılan finansal kiralama sözleşmelerinde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir mi?

80- 01.04.2008 tarihinden önce gerçekleştirilen finansal kiralama sözleşmelerine ilişkin olarak, müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin Tedbirler Yönetmeliğine uygun hale getirilmesi gerekmekte midir?

81- Uyum Programı kapsamında yükümlülerce gerçekleştirilecek olan eğitim faaliyetleri intranet üzerinden yabancı dilde yapılabilir mi?

82- Uyum Programı kapsamında yükümlülerce gerçekleştirilecek olan eğitim faaliyetleri hangi dönemler itibariyle düzenlenecek ve sonuçları ne zaman bildirilecektir?

83- Uyum Programı kapsamında, risk izleme ve değerlendirme sonuçlarının yönetim kuruluna raporlanmasında süre nedir?

84- Uyum Programı kapsamında oluşturulacak kurum politikaları çalışanlara elektronik ortamdan ulaştırılabilir mi?

85- Uyum programı kapsamındaki risk tanımlama, derecelendirme, sınıflandırma faaliyetleri ne şekilde yürütülecektir?

86- Uyum Programı oluşturacak yükümlüler bakımından müşterinin kimlik bilgilerinin alınması yeterli midir?

87- Uyum Görevlisine vekalet edilmesinde süre nedir?

88- Türk vatandaşlığından çıkma belgesi (mavi kart), kimlik tespiti uygulamasında nasıl değerlendirilecektir?

89- Uluslararası anlaşmalar doğrultusunda NATO askeri personelinin Türkiye'ye giriş-çıkış işlemlerinde pasaport yerine geçen resmi bir belge olarak kullanılmakta olan NATO Seyahat Emri Belgesi kimlik ve adres bilgilerinin teyidinde kullanılabilir mi?

90- Yabancı uyruklu şahısların, yerleşik oldukları veya tabiiyetinde bulundukları ülkelerin sürücü belgelerinin noterden veya elçilikten tasdikli tercümesi ve ikametgah tezkeresi ile Emniyet Genel Müdürlüğünden temin ettikleri T.C. sürücü belgesi, yabancı uyruklu vatandaşların kimlik bilgilerinin teyidinde kullanılabilir mi?

91- “Avrupa Konseyi Üyesi Devletler Arasında Kişilerin Seyahatleri ile İlgili Avrupa Anlaşması”na taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarının kimlik kartlarında yazan adres bilgileri adres teyidinde kullanılabilir mi?

92- Sürekli iş ilişkisine girilen tüzel kişi müşterilerin, yurt dışında yerleşik tüzel kişi ortağının kimlik tespitinde vergi kimlik numarası aranacak mıdır?

93- Tedbirler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış olup, 9 sıra Nolu Genel Tebliğ uyarınca belli tutarların altında kalan hayat sigortası sözleşmeleri için basitleştirilmiş tedbirler öngörülmüştür. Bu çerçevede Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 02.01.2010 tarihinden önce hayat sigortası yaptırmış olan müşteriler için adres bilgilerinin teyidi yükümlülüğü bulunmakta mıdır?

94- Lisanslı bireysel emeklilik sözleşmesi aracıları, acenteler gibi yükümlü müdür?

95- Sigorta şirketlerince gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında yerleşik reasürans şirketleriyle trete anlaşmaları gereği veya ihtiyari destek almak amacıyla işbirliğine gidildiğinde, söz konusu reasürans şirketleri için kimlik tespiti yapılacak mıdır?

96- Aracı kurum nezdinde yatırım hesabı açılması için, internet üzerinden alınarak imzalanan sözleşme ve ekleri ile noterden alınan ve kimlik bilgilerini içeren imza beyannamesinin aracı kuruma gönderilmesi yeterli midir?

97- Üçüncü tarafa güven uygulaması kapsamında gerçekleştirilen işlemlerde, kimlik tespitine yönelik belgelerin noter onaylı Türkçe tercümeleri aranacak mıdır?

98- Bankanın kurum politikasının tüm personele imza karşılığında tebliğ edilmiş olması durumunda, bankanın acentesi bulunduğu sigorta şirketinin kurum politikasının da banka personelince imzalanması gerekmekte midir?

99- Uyum programı kapsamında yükümlülerin iç denetim birimleri ya da teftiş kurulları tarafından yürütülen iç denetimlerde, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına yapılmış olan şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin bilgilerin, bu denetimi yürüten kişilerle paylaşılması mümkün müdür?

100- Baroya kayıtlı avukatlarca kurulan ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile hüküm altına alınan avukatlık ortaklıkları ile kurulacak sürekli iş ilişkisi tesisinde, kimlik tespit ve teyit yükümlülüklerinin yerine getirilmesi amacıyla alınacak belgeler nelerdir?

101- Hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin adres teyidi ile sigortalılara veya lehdarlara yapılan tazminat ödemelerinde kimlik tespiti hangi durumda yapılacaktır?

102- Tüzel kişilerin kimlik tespitinde kullanılan ticaret sicil gazetesi ve vergi levhalarına kamu otoritelerine ait web sitesi üzerinden ulaşılabilmekte ve bu sayede güncel belgeler temin edilebilmektedir. Bu kapsamda, müşterilerin getirdikleri ticaret sicil gazetesi veya vergi levhasının aslından fotokopi almak yerine veya müşterilerin güncel belgeyi getirmedikleri durumlarda; kimlik tespiti kamu otoritelerine ait web sitesinde yayımlanan belgelerin bir çıktısı alınarak gerçekleştirilebilir mi?

103- Bankalar tarafından yalnızca kredi limitli tüzel kişi müşterilere sunulan bir ürün niteliğinde olan şirket kredi kartlarında; banka nezdinde asıl kart sahibinin tüzel kişilik olduğu, kart talebinin yanı sıra kartın yenilenmesi ve iptali taleplerinin tüzel kişiliğin yetkilileri tarafından yapıldığı, kartın üzerinde firmanın adı ile birlikte kullanıcının adının da yer aldığı ancak kart kullanıcısı personel ile ayrıca sözleşme imzalanmadığı, firmanın kısa dönemli harcamalarının yapıldığı ve takip edildiği ve kartların limitleri toplandığında firmaya tahsis edilen toplam kredi limitini aşamadığı hususları dikkate alındığında, kimlik tespiti ve müşterinin tanınması yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilmelidir?

104- Sigorta veya reasürans şirketlerinin satış kanalının sigorta ve reasürans brokerleri olduğu ve bu kapsamda kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerin talep edildiğinde brokerlerden temin edilebildiği durumlarda, bu şirketlerin müşterileri için brokerler ile yapacağı işlemlerde, Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesi çerçevesinde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir mi?

105- Uyum Yönetmeliği uyarınca, uyum programı oluşturacak yükümlülerin kurum politikalarını ilgili personele imza karşılığı tebliğ etmeleri, kurum politikasında sonradan değişiklik yapılması durumunda da tebligatın tekrarlanması gerekmektedir. Kurum politikalarının ve değişikliklerinin yükümlünün acente/şube personeline ve ilgili çalışanlarına iletilmesinde intranet, extranet veya okundu bilgisi alınmak suretiyle e-posta gibi elektronik ortamlar kullanılabilir mi?

106- Tedbirler Yönetmeliği kapsamında sürekli iş ilişkisi tesis edilirken, beyan edilen adresin teyidi amacıyla Motorlu Araç Tescil Belgesi “herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya Başkanlıkça uygun görülen diğer belge” kapsamında değerlendirilebilir mi?

107- Tedbirler Yönetmeliğinin Geçici 2 nci maddesi uyarınca Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte sürekli iş ilişkisi içinde bulunulan müşterilerle ilgili olarak, yapılması gereken kimlik tespitinin bir unsuru olan adres teyidi gerçekleşmemiş müşteriler bakımından, söz konusu teyit tamamlanmadan hesaplarının kapatılması ve iş ilişkisinin sonlandırılması mümkün müdür?

108- Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması ile ilgili olarak, hisse dağılımlarının teyidi ne şekilde yapılacaktır?

109- Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması ile ilgili olarak, tüzel kişiyi temsil yetkisi bulunmayan gerçek kişinin veya tüzel kişi ortağın temsilcilerinin imza örnekleri aranacak mıdır?

110- Devlet destekli tarım sigortası poliçelerinin prim tutarlarının bir kısmı için devlet tarafından prim desteği sağlandığından, söz konusu poliçeler için kimlik tespitine esas tutar belirlenirken toplam prim tutarı mı, sigorta ettiren kişinin payına düşen kısım mı dikkate alınacaktır?

111- Gerçek kişi ticari işletmeler adına, işletme sahibi dışında kişilerce işlem yapılması durumunda, Yönetmeliğin 14 üncü maddesi kapsamında uygulanacak kimlik tespiti usulü hangisidir?

112- Firmaların tahsildarları tarafından, bir fatura ya da senede istinaden şirket hesabına para yatırıldığında kimlik tespiti usulü nasıl olacaktır?

113- Sigortacılık işlemlerinde, sigorta şirketlerine açık olmayan ancak sigorta şirketlerinin acenteliğini yapan bankaya açık olan adres paylaşım sistemi üzerinden müşteri adresinin doğruluğunun sorgulanması ve adres teyit belgesi olarak da ilgili sayfanın elektronik görüntüsü alınmak suretiyle işlem yapılması mümkün müdür?

114- Sigorta tazminat miktarı 20.000 TL ve üzerinde olan sigorta poliçelerinde, kanuni varislere/lehdarlara ödeme yapmadan önce yapılacak kimlik tespitinde/teyidinde herhangi bir alt sınır olup olmadığı hususu?

115- Bankalar tarafından bireysel kredi kartı müşterilerine verilen ek kredi kartlarında kimlik tespiti yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilmelidir?

116- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla bankalar nezdinde açılacak emekli maaş hesaplarında kimlik tespiti ne şekilde yapılacaktır?

117- Adres teyidinde kullanılan yerleşim yeri belgeleri ile yurt dışından temin edilen ve apostil onayı bulunan belgelerin geçerlilik süresi nedir?

118- İl Milli Eğitim Müdürlüklerince burs verilen öğrencilerin okudukları okul ve bölümlerine ilişkin olarak ilgili Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınacak onaylı bir yazı adres teyidi kapsamında kabul edilebilir mi?

119- Şüpheli işlem bildirimi yapılan bir müşteri ile tekrar çalışılabilir mi?

120- İş ilişkisine girilecek kişi ve kurumların uluslararası alanda sakıncalı kişi/kuruluş listeleriyle karşılaştırılması gerekir mi?

121- Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinin “Sorgulamalar” bölümünde yer alan yerleşim yerinin doğrulanmasına ilişkin sorgulama ekranlarından alınan görüntü adres teyidinde kullanılabilir mi?

122- Yükümlüler arasında sayılan kargo şirketleri kimlerin kimliğini tespit etmekle yükümlüdür?

123- Yatırım fonları, ilgili mevzuatı uyarınca yatırım fonu kurucuları tarafından da temsil edilebilmekte ve kurucular tarafından fon adına işlem yapılabilmektedir. Ancak Tedbirler Yönetmeliği’nin 4-1/e bendinde yükümlü olarak yatırım fonu yöneticilerine yer verilmiştir. Yükümlü tanımında yöneticinin yanı sıra kurucu kavramına ayrıca yer verilmediğinden, yatırım fonu kurucuları tarafından hesap açılmak istendiğinde finansal kuruluş kapsamında basitleştirilmiş tedbirlerden yararlanılması mümkün müdür?

124- Yatırım fonlarına hesap açılırken, Tedbirler Yönetmeliğinde sayılan kimlik tespiti yapılacak müşteriler bakımından tüzel kişiliği olmayan teşekkül kapsamında mı değerlendirilecektir?

125- Yeniden yükleme yapılabilen ve toplam yükleme limiti 5.000. TL’yi aşmayan kartlar için 5 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği uyarınca kimlik tespiti zorunlu olmamakla birlikte, bu limitin kart bazında mı müşteri bazında mı dikkate alınması gerekmektedir?

126- Türkiye’de yerleşik bir finansal kuruluşun müşterisinin yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş olması ve yabancı kuruluş adına emri veren kişilerin kimliğini ve yetkisini tespite ve doğrulamaya yarayan şifrelerin kullanıldığı güvenli sistemler kullanılmak suretiyle emir alınması durumunda, Tedbirler Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin “c” bendi uyarınca ayrıca bu kişilerin temsile yetkili olduğunu gösterir bir yazılı talimat alınmasına gerek var mıdır?

127- Sermaye piyasası aracı kurumları, kurye ve dış destek birimleri aracılığıyla kimlik tespiti yükümlülüğünü yerine getirebilirler mi?

128- Bir bankanın iştiraki olan bir aracı kurum nezdinde açılan yatırım hesaplarına ait adres teyidine ilişkin mesnet belgenin, banka tarafından İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi Web Servisi Yerleşim Yeri Sorgulama Ekranı üzerinden sağlanması mümkün müdür?

129- Noterlerce düzenlenen araç satış sözleşmeleri adres teyidine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

130- Mesleki kimlik belgeleri kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

131- Pilot bölgelerde dağıtımı yapılan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartları (elektronik-chipli kimlik kartları) kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

132- Adres teyidi amacıyla alınan yerleşim yeri belgeleri veya faturaların daha sonra güncelleme amacıyla belli periyotlarla müşterilerden tekrar alınması gerekir mi?

133- Aracı kurumun acentesi olan banka tarafından, aracı kurum müşterileri için gerçekleştirilecek hesap açılışlarında, ilgili mevzuatı gereğince bankalara açık bulunan adres paylaşım sistemi üzerinden müşteri adresinin kontrolü mümkün müdür?

134- Yükümlü tarafından (örneğin banka), acentesi bulunduğu yükümlü şirketin (örneğin sigorta şirketi) kurum politikasının çalışanlarına iletilmesinde e-posta gibi elektronik ortamlar kullanılabilir mi?

135- Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen; kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla yükümlülerin hizmet verdikleri işyerlerine gerekli duyuruları müşterilerin rahatça görebileceği şekilde asmalarına yönelik yükümlülük, tabela veya panolar gibi kağıt ortamının yanı sıra elektronik cihazlar vasıtasıyla da yerine getirilebilir mi?

136- Finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri finansal kuruluşa ilişkin olarak 5 Sıra No.lu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği uyarınca uygulanan basitleştirilmiş tedbirler, finansal kuruluşun yükümlünün tüzel kişi müşterisinin % 25’i aşan hisseye sahip ortağı olması durumunda da uygulanabilir mi?

137- Şüpheli işlem bildirimleri hangi durumda denetim elemanına ibraz edilir?

138- 6111 sayılı Kanunla Bankacılık Kanununa eklenen EK 1. Madde uyarınca, kredi kuruluşları ile Kurulca uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak üzere Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan ve ilgili düzenlemeler kapsamında finansman şirketlerinin de üyesi olduğu Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Veri Tabanı kullanılarak adres doğrulaması yapılabilir mi?

139- 5549 sayılı Kanun ve Uyum Yönetmeliği uyarınca aynı kişi (iş hukukundan kaynaklanan ücret ve diğer hakları her bir yükümlü tarafından ayrı ayrı karşılanmak koşulu ile) birden fazla yükümlü nezdinde uyum görevlisi olarak görevlendirilebilir mi?

140- Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek Faydalanıcının Tanınması” Başlıklı 17/A Maddesine İlişkin Açıklamalar

141- İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce yabancı uyruklu vatandaşlara verilen “İkamet İzni” belgesi, kimlik tespitinde ikamet tezkeresi yerine kullanılabilir mi?

142- Yardımlaşma sandıklarının kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

143- Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitinde, pasaport veya ikamet belgesinin olmaması halinde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında düzenlenen kimlik belgeleri kullanılabilir mi?

144- Kamu iktisadi teşebbüslerinin kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

145- Kamu kurumlarının kimlik tespitinde aranan “mevzuata uygun olarak düzenlenmiş yetki belgeleri” ifadesi hangi belgeleri kapsamaktadır ve yetki durumu hangi belgeler üzerinden teyit edilecektir?

146- Müşteri tarafından “www.turkiye.gov.tr” portalından alınan adres bilgisine ilişkin belgeler adres teyidinde kullanılabilir mi?

147- 5549 sayılı Kanunun 19/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kapsamında İşlemlerin Ertelenmesine Dair Yönetmeliğin (Erteleme Yönetmeliği) 4, 5 ve 6 ncı maddelerinde yedi iş günü olarak belirlenen süre nasıl hesaplanacaktır?

148- Brokerler sigortalıyı temsilen işlem yaptığı her bir sigorta şirketinden belirli aralıklarla eğitim aldıklarından ve bu nedenle aynı eğitimi birden fazla kez alabildiklerinden, söz konusu eğitimlerin tek bir yerden bir defa alınması veya bir sigorta şirketinden alınan eğitimin diğer sigorta şirketleri nezdinde geçerli olması mümkün müdür?

149- Kredi Kayıt Bürosu (KKB) tarafından sunulmakta olan ve ticaret sicili gazetesinde yayımlanan tüm değişikliklerin paylaşıldığı “Ticari Sicil Paylaşım Sistemi” hizmetinden faydalanmak suretiyle tüzel kişi müşterilere ait güncel bilgilerin elde edilmesi mümkün müdür?

150- Kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamındaki vergi kimlik numarası teyit sürecinin, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elektronik ortamda temin edilen bilgiler ile gerçekleştirilmesi mümkün müdür?

151- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında yabancılara verilen çalışma izni ya da çalışma izni muafiyet izin belgesi kimlik tespitinde kullanılabilir mi?

152- 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğin “Elektronik Para ve Ödeme Kuruluşlarına İlişkin İşlemler” başlıklı “2.2.11” bölümünde, 02.02.2017 tarihli ve 29967 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 16) ile yapılan elektronik haberleşme hizmeti aracılığıyla sunulan mobil ödeme hizmetine ilişkin işlemlerde belli tutarlara bağlı olarak kimlik tespiti yapılmayabileceği yönündeki düzenlemeden hangi yükümlüler faydalanacaktır?

153- Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı ile yeni tip sürücü belgesi kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

154- Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Uygulamasında vatandaşlara verilen “geçici kimlik belgesi” Tedbirler Yönetmeliği kapsamında geçerli kimlik belgesi olarak kullanılabilir mi?

155- Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespitine ilişkin belgeler için aranan konsolosluk veya apostil onayına alternatif olarak, ilgili ülkelerdeki noterlerce onaylanmış belgeler söz konusu tüzel kişilerin kimlik tespitinde kullanılabilir mi?

156- Halihazırda dağıtımı devam eden Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartına elektronik imzaların yüklenilebilmesinden bahisle; müşteriler ile sürekli iş ilişkisi kurulmasında ve müteakip işlemlerde elektronik imzanın kullanılması, “kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kişilere yönelik beyan”ın elektronik imza kullanılmak suretiyle alınması ve müşterinin ıslak imza örneğinin temini amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartında yer alan imzanın kullanılması mümkün müdür?

157- 6415 Sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Üçüncü Bölümünde Yer Alan Malvarlığının Dondurulmasına İlişkin Açıklamalar

158- 5 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin (Tebliğ) 2.2.11 nolu bölümünde belirtilen limitlerin altında kalan müşteriler bakımından elektronik para kapsamında ihraç edilen kartlar arasında para transferi yapılması uygun mudur?

159- 5549 sayılı Kanunun 19/A maddesi kapsamında şüpheli işlem bildiriminde bulunulan müşterinin işlem erteleme talebine konu hesabı hakkında, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca vergi borçlarından dolayı alınan haciz talebi nasıl değerlendirilmelidir?


*GÜNCELLEME GEÇMİŞİ

Tarih

Değişiklik

16/10/2017

28/ç ve 88 numaralı sorulara ilişkin uygulama 13.10.2017 tarihi itibariyle güncellenmiştir.

15/08/2017

155 ila 158 inci sorular eklenmiş; 102, 128 ve 151 inci sorular güncellenmiştir.

08/03/2017

154 üncü soru eklenmiştir.

20/02/2017

151, 152 ve 153 üncü sorular eklenmiş, 143 nolu soru güncellenmiştir.

16/01/2017

148, 149 ve 150 nci sorular eklenmiştir.

23/08/2016

147 nolu soru eklenmiştir

24/06/2016

146 nolu soru eklenmiştir.

18/05/2016

144 ve 145 nolu sorular eklenmiştir.

30/06/2015

28/g, 140/Ç, 140/D, 142 ve 143 nolu sorular eklenmiştir.

20/11/2014

141. soru ile 28/f başlığı güncellenmiştir

16/10/2014

28. soru güncellenmiştir

09/10/2014

141. soru eklenmiştir

08/08/2014

140. soru eklenmiştir

17/06/2014

138. ve 139. sorular eklenmiştir

11/02/2014

73/A, 135, 136 ve 137. sorular eklenmiştir

23/12/2013

88 nolu cevap güncellenmiştir

29/11/2013

134. soru eklenmiştir

15/07/2013

133. soru eklenmiştir

16/05/2013

129 ila 132 nci sorular eklenmiştir

07/12/2012

123 ila 128 inci sorular eklenmiştir



1- Gerçek kişilerde adres teyidi nasıl yapılacaktır?

Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin (Tedbirler Yönetmeliği) “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sürekli iş ilişkisi tesisinde gerçek kişiler tarafından beyan edilen adresin yükümlülerce teyit edilmesi gerekmektedir. Beyan edilen adresin teyidinde aşağıdaki belge ve yöntemlerden biri kullanılabilir;

Gerçek kişiler için adres teyidinde, söz konusu belgelerin asıllarının veya noterce onaylanmış suretlerinin aranılması şart olmayıp, okunabilir fotokopileri veya elektronik görüntüleri de geçerli belge olarak kabul edilecektir. Ayrıca söz konusu belgelerin, müşteri tarafından bizzat elden ibraz edilmesi zorunluluğu bulunmamakta olup, bir başkası vasıtasıyla veya posta, faks, e-posta gibi yöntemler kullanılarak da ibraz edilmeleri mümkündür.

Müşterinin birden fazla adresinin olması durumunda söz konusu adreslerden birinin teyidi yeterlidir. Teyidi yapılacak adres bilgisi müşterinin beyan ettiği adres olup ikametgâh adresi veya işyeri adresi beyan edilebilecektir.

Birden fazla adresin beyan edilmesi durumunda bunlardan birisinin teyidi yeterli olup esas olan müşteriye ulaşılabilecek güncel adres bilgilerinin yükümlüler tarafından temin edilmesidir.

Daha önce alınmış ve teyidi yapılmış müşteri adres bilgilerinin güncellenmesi sırasında bu bilgilerde değişiklik tespit edilmesi durumunda elde edilen yeni adres bilgisinin de teyidi gerekecektir.

2- Yurtdışında yerleşik gerçek kişilerin adres teyidi nasıl yapılacaktır?

Adres bilgilerinin teyidinde kullanılacak belgeler için gerçek kişinin yurt içinde veya yurt dışında yerleşik olmasına göre bir ayrıma gidilmediğinden, adres teyidinde kullanılan belgeler yurtdışında yerleşik gerçek kişiler için de geçerli olacaktır

Bu kapsamda, örneğin Türk uyruklu olanlar tarafından ibraz edilebilecek yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, yurt dışında yerleşik gerçek kişiler tarafından da adres teyidinde kullanılabilecektir. Ancak bu belgelerin anlaşılabilirliği ve doğruluğu bakımından sorumluluk yükümlüye aittir.

Bu belgelerin yanı sıra, adres bilgilerini içeren pasaport veya pasaport yerine geçen belgeler de yurtdışında yerleşik yabancı gerçek kişilerin adres teyidinde kullanılabilecektir.

“Avrupa Konseyi Üyesi Devletler Arasında Kişilerin Seyahatleri ile İlgili Avrupa Anlaşması”na taraf ülkelerin en fazla üç aylık bir süre için Türkiye'yi ziyarete gelen ve kazanç gayesi gütmeyen vatandaşları ileKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının kimlik tespitinde, pasaport yerine kendi ülke makamlarınca verilen kimlik belgeleri kullanılabileceğinden, üzerinde adres bilgisi bulunan söz konusu kimlik belgeleri de anılan ülke vatandaşlarının adres teyidinde kullanılabilecektir.

3- Ülkemizde yerleşik yabancı temsilciliklerin, diplomat ve konsüler statüyü haiz mensuplarının banka hesaplarına ilişkin olarak adres teyidi yapılacak mıdır?

Gerçek kişilerde kimlik tespiti Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinde düzenlenmiş olup, yükümlülerce gerek Türk uyruklu gerekse Türk uyruklu olmayan gerçek kişi müşterilerden alınması ve sürekli iş ilişkisi kapsamında doğruluğunun teyit edilmesi gereken bilgiler arasında adres bilgisi de bulunmaktadır.

Bu bakımdan sürekli iş ilişkisi kapsamında adres bilgisinin, Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında belirtilen ve 7 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin 4 üncü bölümünde detaylı olarak gösterilen belge ve yöntemlerle teyit edilmesi gerekmektedir

(5 sıra Nolu genel Tebliğe, 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 9 sıra Nolu Genel Tebliğ ile eklenen “Uluslararası Kuruluşların Türkiye'de mukim birimlerinin veya Elçilik ve Konsolosluk Mensuplarının Maaş Ödemelerine İlişkin İşlemler” başlıklı “2.2.6” bölümü uyarınca; “Bankalar, müşterilerin kimlik bilgilerinin teyidinde Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen kimlik belgeleri ile imza örneklerini işlemin yapılmasından itibaren en geç üç ay içinde alırlar. Adres teyidi de bu süre içerisinde yapılır. Bu kapsamda, maaş ödemesi yapılacak kişilerin isimleri ile birlikte çalıştığı kurumun açık adresinin bankaya bildirilmesi, işyeri adres bilgisinin teyidi için yeterli sayılır.”)

4- Vergi levhası adres teyidinde kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesine göre, gerçek kişilerde sürekli iş ilişkisinde beyan edilen adresin doğruluğu herhangi bir kamu tarafından verilen belge üzerinden yapılabilmektedir.

Dolayısıyla, vergi daireleri tarafından verilen vergi levhasının kamu kurumu tarafından verilen belge kapsamında değerlendirilmesi mümkün olup, vergi levhası müşterinin beyan ettiği adresin teyidinde kullanılabilecektir.

Diğer taraftan vergi levhalarının, geçerli döneme ait olması ve üzerinde yazılı adresin müşterinin geçerli ve en son adresi olması kaydıyla, gerçek kişi müşterinin adres teyidi bakımından geçerli belge olarak kullanılabileceği tabiidir.

5- Vergi kimlik numarasının teyidinde serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ile yeminli mali müşavirlerce tasdiklenmiş vergi levhaları kullanılabilir mi?

Vergi levhasının tasdikine ve asılmasına ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesi ile 142, 143 ve 146 sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ve 224 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde açıklamalar yapılmış, 272 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde de; mükelleflerin tasdik işlemini vergi dairelerine yaptırabilecekleri gibi belirtilen esaslar dahilinde, serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirlere de tasdik ettirebilecekleri belirtilmiştir.

Bu nedenle, usulü dairesinde serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirler tarafından tasdik edilen vergi levhalarının tüzel kişilerin vergi kimlik numaralarının teyidinde kullanılması mümkündür.

6- Vergi kimlik numarasının teyidine ilişkin olarak, e-vergi levhası Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler kapsamında mıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında, vergi kimlik numarasının teyidinin, Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılacağı belirtilmiştir.

Buna göre, Gelir İdaresi Başkanlığının resmi internet sitesinde yer alan e-vergi levhasının,“Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belge” kapsamında değerlendirileceği tabiidir.

7- Türkiye'de hizmet veren GSM operatörlerinin faturalı cep telefonu abonelerine ait faturaları adres teyidinde kullanılabilecek midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6/3 maddesinde, müşteri adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş faturalar, adres teyidi yapılabilecek belgeler arasında sayılmıştır. 7 sıra nolu Genel Tebliğin 4 üncü maddesinde de yükümlü ile gerçek kişi müşteri arasında gerek 1/4/2008 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra tesis edilmiş sürekli iş ilişkisi kapsamında gerçek kişi müşteri adres bilgilerinin, müşteri adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve son üç ay içinde düzenlenmiş faturalar (ilgili kuruma ait olduğu yükümlü tarafından teyit edilebilen elektronik faturalar dahil) ile teyit edilmesinin mümkün bulunduğu belirtilmiştir.

Söz konusu düzenlemeler uyarınca, abonelik gerektiren telefon hizmetlerine ilişkin faturalar adres teyidine ilişkin belgeler arasında sayıldığından, Türkiye'de hizmet veren GSM operatörleri tarafından faturalı cep telefonu aboneleri için düzenlenen faturalar da adres teyidi bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecektir.

8- Otomatik fatura ödeme talimatları adres teyidinde geçerli midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında “Sürekli iş ilişkisi tesisinde beyan edilen adresin doğruluğu; yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya Başkanlıkça uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle teyit edilir.” hükmü bulunmaktadır.

7 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin 4 üncü maddesinde de adres teyidinin yapılabileceği belgeler arasında “Müşteri adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve son üç ay içinde düzenlenen faturalar” sayılmıştır.

İlgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, adres teyidinin son üç ay içinde düzenlenen bir fatura ile yapılması gerektiğinden, abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olarak işlem tarihinden önceki üç ay içinde verilmemiş bir faturaya istinaden halen devam eden bir otomatik fatura ödeme talimatı güncel bilgi olarak kabul edilemeyecektir.

9- Posta veya kurye yolu ile ileti gönderilmesi suretiyle adres teyidinde süre nedir?

Posta veya kurye yolu ile ileti gönderilmesi suretiyle adres teyit belgesi temin edilmek istendiğinde bu iletilerin işlemin yapılmasından sonraki on iş günlük süre içinde müşteriye teslim edildiğinin tevsiki gerekmektedir. Hâlihazır mevzuat çerçevesinde, iletilerin on iş günlük süre içinde müşteri tarafından alındığının tevsiki olmaksızın sadece postaya veya kurye şirketine teslimi, teyit işleminin yapıldığını göstermeyecektir. Bu nedenle 10 iş günlük süre içerisinde iletilerin müşteriye teslim edildiğine ilişkin belgelendirme işleminin (tevsikinin) yapılmış olması gerekmektedir. (Konuya ilişkin açıklama 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 5/3 fıkrasında yapılan değişiklikle, adres teyidindeki 10 günlük süre kaldırılarak iş ilişkisi tesisinden önce tamamlanması öngörülmüştür.)

10- Gönderilerin bizzat müşteriye yapılamaması durumunda, adres teyit uygulaması hangi koşullarda geçerli olacaktır?

5 ve 7 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğleri uyarınca, adres teyidinin alma haberli posta veya anlaşmalı dağıtım firmalarınca (kurye şirketlerince) teslim edilen gönderilerle gerçekleştirilmesi halinde teyide ilişkin belgeler aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

Buna göre müşteriye yapılan tebligat ve teslimatlar adres teyidinde geçerli belge olarak kabul edilmekle birlikte; müşterinin yakını olduğunun kimlik bilgileri alınarak tespit edildiği durumlarda, müşterinin birlikte ikamet ettiği kişilere yapılan teslimatlar da adres teyidinde geçerli belge olarak kabul edilecektir.

11- Yükümlü tarafından yapılan müşteri ziyaretlerinde düzenlenen belgeler/tutanaklar adres teyidinde kullanılabilir mi?

Gerçek kişi tarafından beyan edilen adrese bizzat yükümlü personeli tarafından yapılan ziyarette, taraflarca imzalanan belge adres teyidinde kullanılabilecektir.

12- Adres teyidinde, “Herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge”den ne anlaşılmalıdır?

Müşteri tarafından beyan edilen adresin teyidinde aranan belgeler, kişi ile adres arasındaki bağlantıyı gösteren ve bu bağlantının fiilen doğrulanmasına cevaz veren belgelerdir. Dolayısıyla müşteri adına herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belgede önem arz eden husus, beyan edilen adresin ilgili kamu kurumunca doğrulanabilme kabiliyetidir.

13- Hisselerinin tamamı ya da çoğunluğu bir kamu kurumuna ait olan bankalar tarafından verilen belgeler adres teyidi bakımından geçerli midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “Sürekli iş ilişkisi tesisinde beyan edilen adresin doğruluğu; yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya Başkanlıkça uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle teyit edilir.”

Tedbirler Yönetmeliği'nin 4/1-a maddesinde bankalar yükümlü olarak sayıldığından ve bu kapsamda yukarıda belirtilen adres teyidi yükümlülüğünün de muhatabı bulunduklarından, hisselerinin tamamı ya da çoğunluğu bir kamu kurumuna ait bulunan bir banka tarafından adres teyidine yönelik olarak verilecek belgenin kabulü mümkün bulunmamaktadır.

14- Adres teyidinde il nüfus müdürlüklerinden alınan yerleşim yeri belgesi kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, sürekli iş ilişkisi tesisinde beyan edilen adresin doğruluğunun yerleşim yeri belgesi ile teyit edilebileceği belirtildiğinden, il nüfus müdürlüklerinden alınan yerleşim yeri belgesi adres teyidinde kullanılabilecektir.

15- Kredi kartı ekstresi adres teyidinde kullanılabilir mi?

Kredi kartı ekstresi adres teyidi bakımından geçerli belge niteliğinde bulunmamaktadır.

16- Kurye şirketleri vasıtasıyla gerçekleştirilen teslimatlarda düzenlenen belgeler kim tarafından muhafaza edilecektir?

Gönderilerin kurye şirketleri tarafından müşteriye teslim edildiği hallerde, teslimata ilişkin tutanak veya belgelerin, adres teyidinin tevsiki için yükümlü nezdinde muhafaza edilmesi gerekmektedir.

17- Noterlik işlemleri bakımından kimlik tespitinde, adres ve diğer iletişim bilgilerinin teyidine yönelik yükümlülük nedir?

5549 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatı uyarınca, adres ve diğer iletişim bilgilerinin teyidi ancak sürekli iş ilişkisi tesis edilmesi halinde söz konusu olacaktır. Sürekli iş ilişkisi Tedbirler Yönetmeliği'nin 3/i bendinde tanımlanmış olup “Yükümlü ile müşteri arasında hesap açılması, kredi veya kredi kartı verilmesi, kiralık kasa, finansman, faktoring, finansal kiralama gibi hizmetler nedeniyle kurulan, niteliği itibarıyla devamlılık unsuru taşıyan iş ilişkisini” ifade eder.

Bu bakımdan noterler tarafından gerçekleştirilen işlemler noterden hizmet alan kişilerle sürekli bir iş ilişkisi tesis eden, yani kişi ile yükümlü arasında devamlılık unsuru taşıyan bir iş ilişkisi mahiyetinde bulunmadığından bu işlemler teyit zorunluluğu kapsamında bulunmamaktadır.

18- Telefon aboneliği hizmeti veren telekomünikasyon şirketleri ile bankaların bilgi işlem merkezi arasında veri transferi yapılmak ve ilgili şirketin veri tabanlarından faydalanmak suretiyle adres bilgisinin algoritmik kriterlerle doğrulanması, adres teyidi bakımından da geçerli bir yöntem olarak kullanılabilecek midir?

7 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin “Yükümlülerce Gerçek Kişi Müşterilerle İlgili Olarak Yapılması Gereken Adres Teyidi” başlıklı 4 üncü bölümünde ise adres teyidine ilişkin yöntemlere yer verilmiş ve bu kapsamda gerçek kişi müşteri adres bilgilerinin; son üç aya ait bilgileri içermek şartıyla, BEDAŞ ve ASKİ gibi kamu kurumu niteliği olan kuruluşlarca ya da telefon aboneliği hizmeti veren telekomünikasyon şirketlerince tutulan ve abonelere ilişkin adres bilgilerinin yer aldığı listelerle teyit edilmesinin mümkün bulunduğu belirtilmiştir.

Telefon aboneliği hizmeti veren telekomünikasyon şirketleri tarafından tutulan ve abonelere ilişkin adres bilgilerinin yer aldığı listelerin adres teyidinde kullanılması mümkün bulunduğundan, telekomünikasyon şirketleri ile yükümlülerin bilgi işlem merkezleri arasında, müşterilerin T.C. kimlik numarası, ad-soyad ve beyan ettiği adreslere ilişkin veri transferi yapılarak gerçekleştirilecek uygulamalar, adres teyidi bakımından da geçerli bir yöntem olarak kullanılabilecektir.

Ancak, belirtilen mevzuat hükümleri doğrultusunda, ilgili Kurumun veri tabanında mevcut bulunan ve çeşitli algoritmik kriterlerle doğrulanacak adres bilgisinin; son üç aya ait bilgileri içermesi ve Tedbirler Yönetmeliği'nde yer alan “Teyide esas belgelerin okunabilir fotokopisi veya elektronik görüntüsü alınır yahut belgeye ait ayırt edici bilgiler kaydedilir.” hükmü uyarınca, ilgili Kurumun veri tabanı üzerinden teyit edildiğinin bu yöntemlerden biriyle tevsik edilmesi gerekmektedir.

19- Adres Paylaşım Sistemi üzerinden yapılacak adres teyidi hangi durumlarda ve şekilde yapılacaktır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sürekli iş ilişkisi tesisinde beyan edilen adresin doğruluğu; yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya Başkanlıkça uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle teyit edilir. Teyit, teyide esas belgelerin okunabilir fotokopisinin veya elektronik görüntüsünün alınması yahut belgeye ait ayırt edici bilgilerin kaydedilmesi suretiyle tevsik edilir.

Yükümlü ile gerçek kişi müşteri arasında gerek 01.04.2008 tarihinden önce gerekse de bu tarihten sonra tesis edilmiş sürekli iş ilişkisi kapsamında adres bilgilerinin teyit edileceği belgeler, 7 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin 4 üncü bölümünde detaylı olarak gösterilmiştir.

5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin (3.1.) bölümünde ise sürekli iş ilişkisi tesisinde, Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen gerçek kişilerle ilgili kimlik tespiti kapsamında beyan edilen adresin doğruluğunun, e-Devlet veri tabanlarından yararlanmak suretiyle de (elektronik görüntüsü alınarak) teyit edilebileceği belirtilmiştir.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 45 inci maddesinin birinci fıkrasında, 28.02.2009 tarihli ve 27155 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5838 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ondördüncü fıkrasıyla yapılan değişiklikle bankaların, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdindeki “Adres Paylaşım Sistemi”nden yararlanabilmelerine imkan tanınmıştır.

Bu bakımdan müşteri tarafından beyan edilmiş olan adres bilgisinin, gerek 7 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin 4 üncü bölümünde belirtilen yöntemlerle gerekse T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdindeki “Adres Paylaşım Sistemi”nden yararlanılarak teyidi mümkün bulunmaktadır.

01/04/2008 tarihi itibariyle mevcut sürekli iş ilişkisi tesis edilmiş müşterilerle ilgili olarak Tedbirler Yönetmeliği'nin Geçici 2 nci maddesi gereğince yapılması gereken adres bilgilerinin güncelleştirilmesi işleminde, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdindeki “Adres Paylaşım Sistemi”nde yer alan bilgilerin alınması da adres bilgisinin teyidi bakımından yeterli olacaktır. Ancak, Tedbirler Yönetmeliği'nin 19 uncu maddesi uyarınca finansal kuruluşlar, bu kapsamdaki müşterilerinin durumlarını ve işlemlerini izleme ve müşteri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutma yükümlülüklerini de göz önünde bulundurmak zorundadırlar.

Teyit için “Adres Paylaşım Sistemi”nin kullanıldığı durumlarda; “Adres Paylaşım Sistemi”nden müşteri adres bilgilerinin elektronik görüntüsünün alınması yanında, bu bilgiler ile bu bilgilerin anılan sistemden alındığına dair “Adres Paylaşım Sistemi”ne erişim (log) kayıtlarının bankaların veri tabanına kaydedilmesi suretiyle de teyit işleminin gerçekleştirilmesi mümkün bulunmaktadır.

20- Gerçek kişilerde adres ve iletişim bilgilerinin teyidi ne zaman yapılacaktır?

Sürekli iş ilişkisi tesisinde gerçek kişiler tarafından beyan edilen adres ve iletişim bilgilerinin iş ilişkisi tesisinden itibaren en geç 10 iş günü içinde teyit edilmesi gerekmektedir. (Konuya ilişkin açıklama 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 5/3 fıkrasında yapılan değişiklikle adres teyidindeki 10 günlük süre kaldırılarak iş ilişkisi tesisinden önce tamamlanması,19 uncu maddesinde yapılan değişiklikle de diğer iletişim bilgilerinin teyidinin risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde yapılması öngörülmüştür.)

21- Telefon veya faks numarası ile elektronik posta adresinin teyidi nasıl yapılacaktır?

Telefon ve faks numarası ile elektronik posta adresinin teyidi yalnızca sürekli iş ilişkisinin tesisi halinde söz konusudur. Alınan iletişim bilgilerinin teyidi bu araçları kullanarak ilgiliyle irtibat kurmak suretiyle yapılır. Müşterinin telefon ve faks numarası ile elektronik posta adresinin her birinin birden fazla olması durumunda bunlardan birinin teyidinin yapılması yeterlidir. (Konuya ilişkin açıklama 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde yapılan değişiklikle söz konusu iletişim bilgilerinin teyidinin risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde yapılması öngörülmüştür.)

22- Başkası adına yapılan işlemlerde adres ve iletişim bilgilerinin teyidi yapılacak mıdır?

Gerçek kişi adına başka bir gerçek kişi tarafından sürekli iş ilişkisi tesisinde, gerçek kişi adına hareket eden kişinin beyan ettiği adres alınır ancak teyidi yapılmaz. Adına hareket edilen müşterinin adres bilgisi alınır ve teyit edilir.

Sürekli iş ilişkisi kapsamında olmayan işlemlerde ise, adına hareket edilen müşterinin adres bilgisinin teyidine gerek bulunmamaktadır.

Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişi adına sürekli iş ilişkisi tesis eden temsile yetkili kişilerin veya bu kimselerin yetkilendirdiği kişilerin adres bilgilerinin alınmasına ve teyit edilmesine gerek yoktur.

23- Bazı meslek gruplarının, danışmanlığını yaptıkları gerçek veya tüzel kişilerin sosyal güvenlik primi veya vergi borçlarını yatırmak istediklerinde, bu şekilde çalıştıkları müşteri sayısının çokluğu nedeniyle, paranın muhatabının kamu olduğu işlemlerin Tedbirler Yönetmeliği'nin “Başkası adına hareket edenlerde kimlik tespiti” başlıklı 14. maddesi kapsamı dışında tutulması mümkün müdür?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişiler adına bunları temsile yetkili kimselerin yetkilendirdiği kişilerce işlem talep edilmesi durumunda; tüzel kişinin, tüzel kişiyi temsile yetkili kimseler ile bunların yetkilendirdiği kişinin ilgili maddelere göre kimlik tespitinin yapılacağı, temsile yetkili kişinin kimlik tespitinin 6 ncı maddedeki kimlik belgeleri üzerinden yapılamaması halinde, kimlik belgelerinde yer alan bilgileri içermek ve noter onaylı olmak kaydıyla vekâletname veya imza sirküleri üzerinden kimlik tespiti yapılabileceği, temsile yetkili olanlarca yetkilendirilen kişilerin yetki durumunun ise noter onaylı vekâletname veya temsile yetkili olanlar tarafından verilmiş yazılı talimat üzerinden yapılacağı, temsile yetkili kimselerin yazılı talimat üzerindeki imzalarının bunlara ait noter onaylı imza sirküleri üzerindeki imzaları ile teyit edileceği belirtilmiştir.

Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise işlemlerin gerçek kişi müşteri adına başka bir kişi tarafından yapılması durumunda müşteri adına hareket eden kişinin kimlik tespitinin 6 ncı maddeye göre yapılacağı, ayrıca müşteri adına hareket eden kimsenin yetki durumunun noter onaylı vekâletname üzerinden teyit edileceği, adına hareket edilen müşterinin kimlik tespiti 6 ncı maddeye göre yapılamadığı durumda noter onaylı vekâletname üzerinden yapılacağı, adına hareket edilen müşterinin daha önce yapılan işlemler nedeniyle kimlik tespitinin yapılmış olması durumunda ise talep edilen işlemin, yazılı talimat üzerinde yer alan müşteri imzasının yükümlü nezdindeki imza ile teyit edilmesi kaydıyla, adına hareket edilen müşterinin yazılı talimatı ile de yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Kimlik tespiti ve teyidi ile yetki durumunun belgelenmesi, müşterinin tanınması ilkesi kapsamındaki en önemli tedbirler arasında yer almaktadır. Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde öngörülen tedbirler de yükümlü nezdinde gerçekleştirilen işlemlerin tüm taraflarının yani yapılan işlemlerin kimler adına ve kimler vasıtasıyla gerçekleştirildiğinin doğru bir şekilde tespitine yöneliktir.

Zira bir ticari işletmenin faaliyetlerinin sürdürülmesi sırasında gerçekleştirilen işlemlerin aklama veya terörün finansmanı riski taşıma olasılığı dikkate alındığında, bu ticari işletmenin vergi yatırma gibi işlemlerinin dahi kimin vasıtasıyla yapıldığının bilinmesi önem arz eden bir konu teşkil edecektir.

Bu bakımdan gerçek veya tüzel kişiler adına yapılan işlemlerin belli meslek gruplarınca gerçekleştirilmesi halinde bu işlemlerin kapsam dışında tutulması da mümkün bulunmadığından, muhatabın kamu olduğu işlemlerde de 14 üncü maddenin uygulanması gerekmektedir.

24- Bir gerçek kişi adına başka bir gerçek kişi tarafından yapılacak işlemlerde, adına işlem yapılacak gerçek kişinin yükümlü nezdinde hesap ya da kredi ilişkisi bulunan bir tüzel kişiliğin ortağı veya hissedarı olması dolayısıyla noter onaylı imza sirkülerinin bulunması durumunda, kimlik tespitinde aranan noter onaylı vekâletname yerine yazılı talimat kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “…Adına hareket edilen müşterinin daha önce yapılan işlemler nedeniyle kimlik tespitinin yapılmış olması durumunda talep edilen işlem, yazılı talimat üzerinde yer alan müşteri imzasının yükümlü nezdindeki imza ile teyit edilmesi kaydıyla, adına hareket edilen müşterinin yazılı talimatıyla yapılabilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm dolayısıyla, yükümlüyle hesap ya da kredi ilişkisi bulunan bir tüzel kişiliğin ortağı olan ve daha önce kimlik tespiti yapılmış bir gerçek kişi adına, bu kişinin yazılı talimatıyla bir başka gerçek kişi tarafından işlem talep edilebilmesi mümkündür.

25- Başkası adına hareket edenlerin kimlik tespiti yükümlülüğü, kimlik tespitini gerektiren tutarların altındaki işlemler için de uygulanacak mıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinde kimlik tespitinin yapılacağı durumlar belirlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede devam eden maddelerdeki kimlik tespiti prosedürü, 5 inci maddede yer alan durumlar için geçerli olacaktır.

26- Yükümlü gruplarının kendi mevzuatlarında yer alan kimlik tespit işlemlerinin 5549 sayılı Kanun ve Tedbirler Yönetmeliği karşısındaki durumu nedir?

Tedbirler Yönetmeliği'nde esas ve usullerine ayrıntılı olarak yer verilen kimlik tespiti yükümlülüğü, suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanın önlenmesi kapsamında getirilen bir yükümlülüktür.

Bu bakımdan Yönetmelik uyarınca yapılması gereken kimlik tespiti işlemleri 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata göre uyulması gereken bir yükümlük olup, yükümlü gruplarının kendi mevzuatlarında yer alan kimlik tespit esas ve usullerinin uygulanmasına devam olunacağı tabidir.

27- Türk uyruklu gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınması gereken kimlik bilgilerinin teyidinde, Tedbirler Yönetmeliği'nde sayılanlar dışındaki kimlik belgeleri kabul edilebilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesine göre gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınacak olan ilgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği sonrasında anne-baba adı bilgisi sadece Türk vatandaşları için aranmaktadır), uyruğu ve kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin doğruluğu;

a) Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport,

b) Türk uyruklu olmayanlar için pasaport, ikamet belgesi veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgesi, üzerinden teyit edilir.

Söz konusu hüküm uyarınca, Türk uyruklu gerçek kişiler için kimlik bilgilerinin doğruluğu sadece T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport üzerinden teyid edilecek, bunların dışında bir kimlik belgesi kabul edilmeyecektir.

28- Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin teyidinde, pasaport veya ikamet belgesi dışında kullanılabilecek belgeler nelerdir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınacak bilgilerin neler olduğu sayılmış, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kimlik bilgilerinin doğruluğunun Türk uyruklu olmayan gerçek kişiler için pasaport, ikamet belgesi veya Maliye Bakanlığı'nca uygun görülen kimlik belgesi üzerinden teyit edileceği belirtilmiştir.

Buna göre, Türk uyruklu olmayan gerçek kişiler bakımından, pasaport veya ikamet belgesi dışındaki kimlik belgelerine ilişkin açıklamalara aşağıda yer verilmiştir.

a) Avrupa Anlaşmasına taraf Avrupa Konseyi ülke vatandaşlarının kimlik teyidi

01.12.1961 tarihli ve 10972 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avrupa Konseyi Üyesi Devletler Arasında Kişilerin Seyahatleri ile İlgili Avrupa Anlaşması çerçevesinde; en fazla üç aylık bir süre için Türkiye'yi ziyarete gelen ve kazanç gayesi gütmeyen ülke vatandaşlarının ülkemizde kimlik tespitini gerektiren bir işlem yaptırmak istemeleri durumunda alınması gereken kimlik bilgilerinin teyidi, uluslararası anlaşmaların iç hukukumuzun bir parçası olarak kabul görmesi nedeniyle, Anlaşma ekindeki listede belirtilen kimlik belgeleri ile de yapılabilecektir. Ancak bunun için, ülkemize üç aylık bir süre için gelme şartına uygunluk durumunun, Türkiye'ye giriş sırasında düzenlenen ve istenildiğinde ibrazı gereken “Kimlik Kartı ile Seyahat Edenler İçin Hudut Kapılarından Giriş-Çıkış Formu” ile ispat edilmesi gerekmektedir

b) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının kimlik teyidi

06.01.2000 tarih ve 23928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İki Ülke Vatandaşlarına İlave Kolaylıklar Tanınmasına İlişkin Anlaşma” uyarınca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarına herhangi bir süre ile sınırlı olmaksızın Türkiye'ye giriş-çıkış ve seyahatleri sırasında pasaport yerine kimlik belgesi kullanma imkanı tanınmış olduğundan, bu kişilerin kimlik tespitini gerektiren bir işlem yaptırmak istemeleri durumunda alınması gereken kimlik bilgilerinin teyidi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarınca verilen kimlik kartı üzerinden yapılabilecektir.

c) Kosova Cumhuriyetinin bağımsızlığın ilanından önce vatandaşlarına verdiği “UNMIK-Travel Document/UNMIK Seyahat Belgesi”

Pasaport yerine geçen ve geçerlilik süresinin sonuna kadar bu amaçla kullanılabilecek olan söz konusu belge, teyide esas bilgileri taşımak kaydıyla kimlik tespiti bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecektir.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 29 nolu soru)

ç) Türk vatandaşlığından çıkma belgesi (mavi kart)

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 27 nci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığını kaybeden kişiler için kimlik teyidinin; vatandaşlığı kayıp tarihine kadar Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen Türk uyruklu gerçek kişiler için aranan belgeler üzerinden, kayıp tarihinden sonra ise Türk uyruklu olmayan gerçek kişiler kapsamında yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla; yükümlüler tarafından kimlik tespiti gerektiren işlemlerde, Türk vatandaşlığını kaybeden mavi kart sahibi kişiler için pasaportun yahut pasaportsuz geçiş hakkı tanıyan uluslararası anlaşmalara taraf ülke vatandaşlarının kendi ülke kimlik kartlarının ibrazı yeterlidir. Bu belgelerden birinin ibrazı halinde, ayrıca ikamet tezkeresi yahut Türkiye'ye giriş sırasında düzenlenen ve ülkemize üç aylık süre için gelme şartına uygunluk durumunu gösteren “Kimlik Kartı ile Seyahat Edenler İçin Hudut Kapılarından Giriş-Çıkış Formu”nun aranmasına gerek bulunmamaktadır.

13.10.2017 tarihinden sonraki uygulama:

Daha önce mavi kartlar kimlik tespitinde kullanılabilecek belgeler arasında sayılmamışken,

“29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun “Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar” başlıklı 28 inci maddesi kapsamında bulunan kişiler için söz konusu maddenin altıncı fıkrası uyarınca düzenlenen Mavi Kartların, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı Sistemi Mavi Kartlılar Kütüğünden sorgulanarak bilgilerin doğrulanması suretiyle, kimlik bilgilerinin teyidi bakımından geçerli belge olarak kullanılabilmesi” hususu Bakanlık Makamının 13.10.2017 tarihli ve 23887 sayılı onayları ile uygun bulunmuştur.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 88 nolu soru)

d) NATO Seyahat Emri Belgesi

Uluslararası anlaşmalar uyarınca pasaport yerine kullanılmakta olan NATO Seyahat Emri Belgesi, teyide esas bilgileri taşımak kaydıyla kimlik tespiti bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecektir. Kimlik bilgilerin tamamının söz konusu belgede yer almaması durumunda ise müşteriden, vatandaşı bulunduğu ülkenin yetkili kurumları tarafından verilmiş kimliği tevsik edici başka bir belge talep edilerek kimlik tespitinin yapılması gereklidir.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 89 nolu soru)

e) Yabancı uyruklu şahısların sürücü belgeleri

Yabancı uyruklu şahısların dış ülkelerden aldıkları ve Ülkemiz yetkili makamlarınca karşılığı veya dengi olan sürücü belgeleri ile değiştirilen sürücü belgesinin, kimlik bilgilerinin teyidinde kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 90 nolu soru)

f) İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce yabancı uyruklu vatandaşlara verilen “İkamet İzni” belgesi

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce verilen “ikamet izni” belgesinin, fotoğraflı olması şartıyla, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitinde kullanılması uygun bulunmaktadır.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 141 nolu soru)

g) Uluslararası Koruma Başvurusu Kayıt Belgesi, Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi, Uluslararası Koruma Statüsü Sahibi Kimlik Belgesi, Vatansız Kişi Kimlik Belgesi ile Geçici Koruma Kimlik Belgesi (Yabancı Tanıtma Belgesi)

Yabancı uyruklu gerçek kişilerin kimlik tespitinde, pasaport veya ikamet belgesinin olmaması halinde, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında düzenlenen kimlik belgeleri arasında yer alan; Uluslararası Koruma Başvurusu Kayıt Belgesi, Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi, Uluslararası Koruma Statüsü Sahibi Kimlik Belgesi, Vatansız Kişi Kimlik Belgesi ile Geçici Koruma Kimlik Belgesi (Yabancı Tanıtma Belgesi)’nin kullanılması uygun bulunmaktadır.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 143 nolu soru)

ğ) Çalışma izni ya da çalışma izni muafiyet izin belgesi

5549 sayılı Kanun kapsamında yapılması gereken kimlik tespitinde kullanılabilecek belgeler Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde sayılmıştır. Buna göre Türk uyruklu olmayanlar için kullanılabilecek belgeler; pasaport, ikamet belgesi veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgeleri olup 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında yabancılara verilen çalışma izni ya da çalışma izni muafiyet izin belgesi bu kapsamda yer almamaktadır.

(Ayrıntılı bilgi için bkz. 151 nolu soru)

29- Kosova Cumhuriyetinin bağımsızlığın ilanından önce vatandaşlarına verdiği, pasaport yerine geçen, pasaport özelliği taşıyan ve geçerlilik süresi sonuna kadar kullanılabilecek olan “UNMIK-Travel Document/UNMIK Seyahat Belgesi kimlik tespiti bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecek midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinde, gerçek kişi müşterilerin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği sonrasında anne-baba adı bilgisi sadece Türk vatandaşları için aranmaktadır), uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin Türk uyruklu olmayanlar için pasaport, ikamet belgesi veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen kimlik belgeleri üzerinden teyit edileceği öngörülmüştür.

Söz konusu düzenleme doğrultusunda; pasaport yerine geçen ve geçerlilik süresinin sonuna kadar bu amaçla kullanılabilecek olan UNMIK-Travel Document/UNMIK Seyahat Belgesi, teyide esas bilgileri taşımak kaydıyla kimlik tespiti bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecektir.

30- Yabancı uyruklu şahısların pasaportlarında “anne-baba adı” bilgisinin yer almaması durumunda teyit uygulaması ne şekilde gerçekleştirilecektir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesine göre gerçek kişilerin kimlik tespitinde “anne ve baba adı” bilgisi kimlik tespitinin asli unsurlarındandır.

Aynı madde uyarınca söz konusu kimlik bilgilerinin, Türk uyruklu olmayanlar için pasaport, ikamet belgesi veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgesi üzerinden teyit edilmesi gerekmektedir.

Yabancı uyruklu kişilerin pasaportlarında anne ve baba adı bilgilerinin yer almadığı durumlarda; bu bilgilerin teyidi amacıyla müşteriden, üzerinde anne ve baba adının yazılı olduğu, vatandaşı bulunduğu ülke tarafından verilmiş kimliği tevsik edici başka bir belge talep edilmelidir. Başkaca bir kimlik belgesi ibraz edilemediğinde veya pasaportta anne ve baba adının yer almamasının makul bir sebebe dayanmaması halinde, talep edilen işlemin gerçekleştirilmemesi gerekmektedir.(Konuya ilişkin açıklama 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. İlgili maddelerde yapılan değişiklik sonrasında anne-baba adı bilgisi sadece Türk vatandaşları için aranmaktadır.)

31- Küçükler adına yapılan işlemlerde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Anne veya baba tarafından çocuk adına işlem yapılması durumunda, kimlik tespitinin nasıl yapılacağı Tedbirler Yönetmeliği'nin 14/3 üncü maddesinde açıklanmıştır.

Buna göre; “Küçükler ve kısıtlılar adına bunların kanuni temsilcileri tarafından yapılan işlemlerde mahkeme kararıyla veli tayin edilenler ile vasi ve kayyımların yetkisi, ilgili mahkeme kararının aslı veya noter tasdikli sureti üzerinden teyit edilir. Anne ve babaların reşit olmayan çocukları adına işlem talep etmeleri durumunda adına işlem talep edilen çocuk ve işlemi talep eden velinin 6 ncı maddeye göre kimliğinin tespiti yeterlidir.”

Bu durumda, sürekli iş ilişkisi tesisinde işlemi talep eden anne ve babanın yanı sıra adına işlem talep edilen çocuğun da kimlik tespiti yapılacaktır. Kimlik tespiti kapsamında alınan adres bilgilerinin teyidinde ise reşit olmayan çocuklar için anne veya babanın adres teyidi yeterli olup ayrıca anne veya babanın yanında ikamet eden reşit olmayan çocuğun adres teyidine gerek bulunmamaktadır.

32- Tüzel kişilerin adres teyidinde hangi belgeler aranacaktır?

Sürekli iş ilişkisi tesis edilen tüzel kişilerin kimlik tespitinde, tescile dair belgeler dışında adres teyidine ilişkin başkaca belge aranmamaktadır.

33- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişi müşterilerin, tüzel kişi ortaklarının kimlik tespitinde, bu ortaklıkların ortakları için de kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin kimlik tespitinin nasıl yapılacağı Tedbirler Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinde gösterilmiştir. Yönetmeliğin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince de finansal kuruluşlar (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği uyarınca “yükümlüler”), ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğini Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ve 7 nci maddelerine göre tespit edeceklerdir.

Öte yandan, bu hissedarların (%25 hisseyi aşan tüzel kişi ortağın), %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddeleri gereğince kimlik tespitinin yapılması zorunluluğu bulunmamakla birlikte, sürekli iş ilişkisi kapsamında müşteri olan bir tüzel kişiliği gerçekte yöneten, kontrolünde veya sahipliğinde bulunduranlar hakkında doğru bilgilere ulaşmak için gerekli tedbirler de alınmalıdır.

(Konuya ilişkin düzenleme daha önce Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde yer almakta iken, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

34- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişi müşterilerin, tüzel kişi ortaklarının kimlik tespitinde, bu ortaklıkları temsile yetkili kişiler için de kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, finansal kuruluşların (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği uyarınca “yükümlülerin”), ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğini tespit edecekleri belirtilmiş olduğundan, ortak olan tüzel kişinin temsile yetkili kişilerinin kimlik tespit zorunluluğu bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, sürekli iş ilişkisi tesis edilen tüzel kişilerin kimlik tespitinde, tescile dair belgeler dışında adres teyidine ilişkin başkaca belge aranmamaktadır.

(Konuya ilişkin düzenleme daha önce Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde yer almakta iken, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

35- Sürekli iş ilişkisine girilen tüzel kişinin gerçek kişi ortağının kimlik belgesinin, yurt dışında yerleşik tüzel kişi ortağının ise ticaret sicil gazetesi/kuruluş belgesinin alınması yeterli midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sürekli iş ilişkisine girilen tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğinin, Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddelerine göre tespiti gerekmektedir. Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca gerçek kişilerin kimlik tespitinde vergi kimlik numarası aranmamakta olup adres beyanı ve imza örneği gerçek kişilerde kimlik tespitinin asli unsurlarını teşkil etmektedir.

Finansal kuruluşlarca (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği uyarınca “yükümlülerce”) ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesis edilirken, tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek kişi ortaklarının kimlik tespitinde kimlik belgelerinde yer alan bilgileri içeren noter onaylı imza sirküleri kullanılabilecek olup, gerçek kişi ortakların adres ve iletişim bilgilerinin teyidinin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Buna göre gerçek kişi ortakların kimlik tespitinde noter onaylı imza sirkülerinin kullanılması durumunda, sirkülerde bulunan imza, Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca alınması gereken imza örneğini teşkil edecektir.

Ayrıca yurt dışında yerleşik tüzel kişi ortakların kimlik tespitinde Yönetmeliğin yurt dışında yerleşik tüzel kişilerde kimlik tespiti başlıklı 11 inci maddesindeki şartlara uyulması gerekmektedir.

(Konuya ilişkin düzenleme daha önce Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde yer almakta iken, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

36- Tüzel kişiliği temsile yetkili kişiler ile temsile yetkili olanlarca yetkilendirilen diğer kişilerden ne anlaşılmalıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin kimlik tespitinde, gerek tüzel kişinin gerekse tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimliklerinin tespit edileceği öngörülmüş olup, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca tüzel kişiyi temsile yetkili kişilerin temsil yetkilerinin tescile dair belgeler üzerinden teyit edileceği belirtilmiştir.

Bu bakımdan maddede bahsi geçen “temsile yetkili kişi” ile kastedilen ticaret siciline tescile dair belgelerde temsile yetkili kılınan ve yükümlü nezdinde işlem gerçekleştiren gerçek kişilerdir.

Diğer taraftan, tüzel kişiliği temsile yetkili olanlarca yetkilendirilen kişiler de tüzel kişi adına işlem yapabilmektedir. Bu durumda Tedbirler Yönetmeliği'nin “Başkası adına hareket edenlerde kimlik tespiti” başlıklı 14(1)c maddesi uyarınca, tüzel kişi adına işlem gerçekleştiren bu kişilerin, tüzel kişiliği temsile yetkili olanlarca noter onaylı vekaletname veya yazılı talimat ile yetkilendirilmiş olması gerekmektedir.

37- Gerçek kişi ortakların kimlik tespitinde noter onaylı imza sirküleri kullanılabilecek midir? Bu kişilerin adres ve iletişim bilgilerinin teyidine gerek var mıdır?

Finansal kuruluşların (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği uyarınca “yükümlülerin”) ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesis ederken tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliklerini tespit etmeleri gerekmektedir. Gerçek kişi ortakların kimlik tespiti, kimlik belgelerinde yer alan bilgileri içeren noter onaylı imza sirküleri üzerinden yapılabilecektir. Gerçek kişi ortakların adres ve iletişim bilgilerinin teyidinin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Ayrıca, Tedbirler Yönetmeliği'nin 19 uncu maddesine göre, finansal kuruluşlar (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği uyarınca “yükümlüler”), müşteri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutmak zorunda olduklarından, tüzel kişiliğin ortaklık yapısının değiştiği konusunun yükümlünün bilgisi dahiline girmesi durumunda, yeni ortakların da kimlik tespitinin yapılması gerekecektir.

(Konuya ilişkin düzenleme daha önce Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde yer almakta iken, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

38- Müteakip işlemlerde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Daha önce usulüne uygun olarak kimliği tespit edilenlerin sürekli iş ilişkisi kapsamındaki yüz yüze yapılan müteakip işlemlerinde kimlik tespiti, kimliğe ilişkin bilgilerin yükümlüde bulunan bilgilerle karşılaştırılmasını müteakip ilgili evraka işlemi yaptıran gerçek kişinin ad ve soyadının yazılması ve imza örneğinin alınması suretiyle yapılır. Söz konusu müteakip işlemin kimlik tespitini gerektiren bir işlem olması gerekmektedir. Aksi halde kimlik tespit yükümlülüğü bulunmamaktadır.

39- Kimlik tespiti kapsamında alınan kimlik bilgilerinin teyit edildiği ne şekilde tevsik edilecektir?

Yapılan kimlik tespitlerinin tevsik edilmesi kapsamında Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesine göre belgelerin fotokopisi veya elektronik görüntüsü alınabileceği gibi bunların yerine kimliğe ilişkin bilgilerin kaydedilmesi de mümkündür.

40- Kimlik bilgilerinin teyidinde, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sistemi veri tabanı kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinde, gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınacak bilgiler ve bu bilgilerin teyit edileceği belgeler ile teyit işleminin ne şekilde yapılacağı belirlenmiş bulunmaktadır.

Buna göre gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınması gereken bilgilerin, mevzuatta belirlenen esaslar çerçevesinde teyit edilmesi gerekmekte olup, mevzuatta belirlenen esas ve usuller uygulanmaksızın Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşım sistemi veri tabanı kullanılarak teyidi mümkün bulunmamaktadır.

41- Kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, meslek ve iletişim bilgilerinin işlem evrakına yazılması zorunlu mudur?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5/1-b bendi uyarınca, yükümlüler işlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı yirmibin YTL veya üzerinde olduğunda kimliğe ilişkin bilgileri almak zorundadır.

Bu bakımdan, yükümlülerce gerçek kişilerin kimlik tespiti yapılırken Yönetmeliğin 6 ncı maddesine göre ilgilinin varsa telefon numarası, faks numarası, elektronik posta adresi ile iş ve mesleğine ilişkin bilgileri alınacaktır. Ancak alınacak bu bilgilerin doğrudan işlem evrakına yazılması gibi bir zorunluluk söz konusu değildir.

42- Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi uyarınca kimlik tespiti yapılması gereken durumlar Yönetmeliğin 14 üncü ve 17 nci maddeleri bakımından da geçerli midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinde yer alan kimlik tespiti yapılmasına ilişkin koşullar, Yönetmeliğin “Başkası adına hareket edenlerde kimlik tespiti” başlıklı 14 üncü ve “Gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi” başlıklı 17 nci maddelerindeki ilgili hükümler bakımından da geçerlidir.

(10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra “Başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti” Yönetmeliğin 17 nci maddesinde, “Gerçek faydalanıcının tanınması” Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

43- Yirmibin YTL'nin üzerindeki işlemlerin devamlı bilgi verme yükümlülüğü kapsamında bildirilmesi gerekmekte midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinde kimlik tespiti yapılması gereken işlemler sıralanmış olup maddenin b bendi uyarınca yükümlüler işlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı yirmibin YTL veya üzerinde olduğunda gerekli kimlik tespit işlemlerini yapmak zorundadırlar.

20.000 YTL sadece kimlik tespiti zorunluluğuyla ilgili bir belirlemedir ve Yönetmeliğin 32 nci maddesinde öngörülen devamlı bilgi verme mecburiyeti ilgili bir düzenleme niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla 20.000 YTL'yi aşan işlemler herhangi bir bildirime tabi değildir.

44- “Birbiriyle bağlantılı işlem” ibaresinden ne anlaşılmalıdır?

Birbiriyle bağlantılı işlem ibaresinden genel olarak aynı müşteri bazında gerçekleştirilen ve aynı mahiyette olan parça parça işlemlerin bütününün anlaşılması gerekmektedir.

45- “İşlemi talep eden kimse” ibaresi ile ne kast edilmektedir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında geçen “işlemi talep eden kimse” ibaresi, yükümlüden, sürekli iş ilişkisi tesis eden veya sürekli iş ilişkisi kapsamı dışında olup kimlik tespiti yapılmasını gerektiren herhangi bir işlemin yapılmasını talep eden kişiyi ifade etmektedir.

46- Talep edilen işlemin amacı hakkında bilgi edinilmesinde kapsam nedir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin “Özel dikkat gerektiren işlemler” başlıklı 18 inci maddesi uyarınca yükümlüler, karmaşık ve olağandışı büyüklükteki işlemler ile görünürde makul hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlere özel dikkat göstermek, talep edilen işlemin amacı hakkında yeterli bilgi edinmek için gerekli tedbirleri almak ve bu kapsamda elde edilen bilgi, belge ve kayıtları istenildiğinde yetkililere sunmak üzere muhafaza etmek zorundadır.

Yükümlülerden, yukarıda belirtilen nitelikte işlemler gerçekleştirildiğinde, bu işlemlerin amacı hakkında, sahip oldukları yetki ve imkanlar dahilinde ve mümkün olduğu ölçüde bilgi edinmek yönünde hareket etmeleri beklenmektedir.

47- Finansal kuruluşlar, sürekli iş ilişkisi tesisinde başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanını geçmişte tesis ettikleri iş ilişkileri için de alacaklar mıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 17 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, finansal kuruluşların, sürekli iş ilişkisi tesisinde başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanını alma yükümlülükleri olup, söz konusu yükümlülük anılan Yönetmeliğin yürürlük tarihi olan 1 Nisan 2008 tarihinden sonra tesis edilen sürekli iş ilişkileri ile sınırlı olup finansal kuruluşların bu tarihten önce sürekli iş ilişkisi içinde bulundukları müşterilerinden bu tür bir beyan alma sorumlulukları bulunmamaktadır.

48- Sürekli iş ilişkisi tesisinde işlemi talep eden kişi başkası hesabına hareket ettiğini beyan ediyorsa, bu kişiden yazılı beyan alınması yeterli midir?

Sürekli iş ilişkisi tesisinde işlemi talep eden kişi başkası hesabına hareket ettiğini beyan ediyorsa, bu kişiden yazılı beyan alınması yeterli değildir. Tedbirler Yönetmeliği'nin 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında açık bir şekilde ifade edildiği üzere, gerekli kimlik tespitinin usulüne uygun olarak yapılması gerekmektedir.

49- Bankalarda tek bir hesap sözleşmesi altında birden fazla hesap açılabildiği durumlarda başkası adına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanı bu sözleşme altında açılan her bir hesap için ayrı ayrı alınacak mıdır?

Bankalarda tek bir hesap sözleşmesi altında birden fazla hesap açılabildiği durumlarda, başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşteriden alınacak ve hesap sözleşmesine kaydedilecek yazılı beyan bu sözleşmeye bağlı olarak açılacak diğer hesaplar için de geçerli olacaktır.

50- Banka tarafından kredi verilmesi işlemlerinde kefil ya da garantör olan kişilerin kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Bankalar tarafından kendisine kredi verilen müşteriler lehine üçüncü kişiler tarafından kefil ya da garantör olunması durumunda, kendisine kredi verilen müşterinin kimliği tespit edilecek olup kefil ya da garantörün kimliğinin tespit edilmesi veya bu kişilerin adreslerinin teyidinin yapılması ya da bu kişilerin başkası hesabına hareket edip etmediklerine dair yazılı beyanlarının alınması zorunluluğu yoktur.

51- Hangi durumlarda işlem reddedilecek veya iş ilişkisi sona erdirilecektir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesine göre, kimlik tespiti, iş ilişkisi tesisinden veya işlem yapılmadan önce tamamlanmalı, kimlik tespiti sırasında alınan adres ve diğer iletişim bilgilerinin teyidi ise, işlemin yapılmasından itibaren en geç on iş günü içinde yapılmalıdır.

Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrası, yükümlülerin müşterilerle iş ilişkisi tesis ederken, müşterinin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerini ve belgelerini edinememeleri durumunda iş ilişkisi kurmamaları ve kendilerinden talep edilen işlemi gerçekleştirmemeleri hususunu düzenlemektedir.

Bu çerçevede, sürekli iş ilişkisi tesis edilmiş olmasına rağmen Yönetmelikte belirtilen süreler içerisinde adres teyidinin yapılamaması halinde yükümlüler, yüz yüze olmayan işlemler de dahil olmak üzere kendilerinden talep edilen işlemleri gerçekleştiremezler. (Birinci ve üçüncü paragraflarda belirtilen hususlar 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 5/3 fıkrasında yapılan değişiklikle adres teyidindeki 10 günlük süre kaldırılarak iş ilişkisi tesisinden önce tamamlanması,19 uncu maddesinde yapılan değişiklikle de diğer iletişim bilgilerinin teyidinin risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde yapılması öngörülmüştür.)

Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise daha önce iş ilişkisi kurulmuş müşteriler ile ilgili olarak, kimlik bilgilerinin yeterliliği ve doğruluğu konusunda şüphe olması durumunda, kimlik tespiti ve teyidinin yapılamaması durumunda iş ilişkisinin sona erdirileceği hüküm altına alınmıştır. Bu fıkrada, şüphe unsuru öne çıkarılmış olup müşterinin kimlik bilgilerinin yeterliliği konusunda herhangi bir şüphe yok ise iş ilişkisinin sona erdirilmesine de gerek yoktur.

Ayrıca, hesabın kredi işlemleri, haciz gibi çeşitli nedenlerle kapatılamaması durumunda, müşterinin söz konusu hesap ile ilgili yüz yüze olmayan işlemler de dahil yeni işlem talepleri gerçekleştirilemez.

52- 01.04.2008 itibariyle sürekli iş ilişkisi içinde bulunulan müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin Tedbirler Yönetmeliği'ne uygun hale getirilmesinde karşılaşılabilecek bazı zorluklar karşısında ne şekilde davranılmalıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yükümlülerin kimlik tespiti yapamadıkları durumlarda, iş ilişkisi kurmamaları ve kendilerinden talep edilen işlemi gerçekleştirmemeleri gerekmektedir.

Bu çerçevede, sürekli iş ilişkisi tesis edilmiş olmasına rağmen mevzuatta belirtilen süreler içerisinde müşterilerinin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin Yönetmeliğe uygun hale getirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda yükümlüler, yüz yüze olmayan işlemler de dahil olmak üzere kendilerinden talep edilen işlemleri gerçekleştiremezler.

Ayrıca iflas veya vefat gibi mücbir sebeplerin varlığı nedeniyle bilgi ve belge alınmasının mümkün bulunmadığı durumların belgelendirilmesinin yanı sıra, her hal ve takdirde, kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerin Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi bakımından yükümlülerin mevcut müşterileri nezdinde gerekli her türlü çabayı göstermeleri ve bu yöndeki girişimlerinin belgelendirilmesi gerektiği tabiidir.

53- Finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, Türkiye'deki bir finansal kuruluşta hesap açan yurt dışında mukim finansal kuruluşun, kendi adına fakat müşterileri hesabına gerçekleştirdiği işlemler için basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilir mi?

Basitleştirilmiş tedbirlerin genel esasları Tedbirler Yönetmeliği'nin 26 ncı maddesinde belirlenmiş olup, 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nde de uygulamaya ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Buna göre bir müşterinin, anılan Yönetmelik kapsamındaki bir finansal kuruluşta (yükümlü nezdinde) Yönetmeliğin 5 inci maddesi kapsamında herhangi bir işlem gerçekleştirmesi durumunda, ilgili finansal kuruluş tarafından Yönetmelikte belirtildiği usulde kimlik tespiti yapılması zorunludur.

Finansal kuruluşların kendi aralarında yaptıkları işlemlerde, işlem talep eden finansal kuruluş müşteri, işlemi yapacak olan finansal kuruluş yükümlü konumunda olup, bu gibi durumlarda 5 sıra nolu Genel Tebliğ'in (2.2.1) bölümü gereğince yükümlü finansal kuruluşun, Yönetmeliğin 7 nci maddesindeki teyit, 17 nci maddesindeki gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi ile 19 uncu maddesindeki müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesi yükümlülüklerini uygulamasına gerek bulunmamaktadır.

Öte yandan bir finansal kuruluşun, başka bir finansal kuruluş nezdinde kendi adına ancak müşterisi hesabına yaptığı işlemlerde de işlem talep eden finansal kuruluş müşteri, işlemi yapacak olan finansal kuruluş yükümlü konumundadır. Müşteri finansal kuruluşun, kendi müşterisi için, Yönetmeliğin kimlik tespitine dair hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunda olduğu izahtan varestedir. Ancak yükümlü finansal kuruluşun, anılan yükümlülüklerin müşteri konumundaki finansal kuruluşa ait olması nedeniyle, müşteri konumundaki finansal kuruluşun müşterisi için ayrıca, Yönetmeliğin kimlik tespitini öngören hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunluluğu bulunmamaktadır.(10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra “Başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti” Yönetmeliğin 17 nci maddesinde, “Gerçek faydalanıcının tanınması” Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

Yukarıda belirtilen hususlar Türkiye'de faaliyette bulunan yükümlüler için geçerli olup müşteri durumundaki finansal kuruluşun yabancı ülkede bulunduğu durumları kapsamamaktadır. Ancak yabancı ülkede faaliyette bulunan finansal kuruluş, aklama ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda yeterli düzenlemelere ve denetime sahip bir ülkede yerleşik ise anılan Tebliğ hükmünden yararlanabilecektir. (Belirtilen husus 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 21/2-a bendinde yapılan değişiklikle, üçüncü tarafın yurt dışında yerleşik olması durumunda, aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetlemelere tabi olduğundan emin olunması gerekmektedir.)

54- Bankanın ticari müşterisi olan bir firmanın kendi müşterileri için aynı banka nezdinde toplu hesap açılışları, 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.5. maddesinde düzenlenen Maaş Ödemesi Kapsamında Toplu Müşteri Kabulüne İlişkin İşlemler kapsamında değerlendirilebilir mi?

5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.5. maddesinde düzenlenen "Maaş Ödemesi Kapsamında Toplu Müşteri Kabulüne İlişkin İşlemler" kapsamında basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabilmesi ancak 5018 sayılı Kanuna göre genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya 100'den fazla personel istihdam eden kurum, kuruluş veya işletmelerin çalışanlarına maaş hesabı açılması amacıyla toplu müşteri kabulünde uygulanabilecektir

Ticari firma ile Banka arasında yapılacak olan ve Tebliğ kapsamında maaş ödemesi amacını taşımayan anlaşmaya ilişkin hesap açılışlarında "Maaş Ödemesi Kapsamında Toplu Müşteri Kabulüne İlişkin İşlemler" kapsamında basitleştirilmiş tedbirler uygulanamayacak olup Tedbirler Yönetmeliği gereğince işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

55- “Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdikleri İşlemler”de tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Müşterinin tanınması ilkesi kapsamında uygulanacak basitleştirilmiş tedbirlerin öngörüldüğü 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin, “Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdikleri İşlemler” başlıklı 2.2.1 bölümü uyarınca;

“Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tanımlanan finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri konumunda olan finansal kuruluşa ilişkin olarak Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bilgiler alınarak kaydedilir. Bu bilgilerin Yönetmeliğin anılan maddesi uyarınca teyidi zorunlu değildir.”

Belirtilen düzenleme uyarınca, Tedbirler Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bilgilerin alınması gerekmekte olup, Söz konusu bilgiler arasında tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik bilgileri de yer almaktadır. Bununla birlikte kimlik bilgilerinin teyit zorunluluğu bulunmamaktadır.

56- “Müşterinin Kamu İdaresi veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu Olduğu İşlemler”de, kurum veya kuruluş adına işlem yapan gerçek kişilerin kimlik bilgileri teyit edilecek midir?

Müşterinin tanınması ilkesi kapsamında uygulanacak basitleştirilmiş tedbirlerin öngörüldüğü 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin, “Müşterinin Kamu İdaresi veya Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu Olduğu İşlemler” başlıklı 2.2.3 bölümü uyarınca,

“5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa1 göre genel yönetim kapsamında olan kamu idareleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının müşteri olması durumunda yükümlüler; bu kurum ve kuruluşlar adına işlem yapan gerçek kişilerin kimlik bilgilerini alarak kaydeder ve yetki durumlarını da mevzuata uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi üzerinden teyit ederler. Bu kişilerin adres ve diğer iletişim bilgilerinin Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca teyidi zorunlu değildir.”

Belirtilen düzenleme uyarınca, söz konusu kurum ve kuruluşlar adına işlem yapan gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin alınarak kaydedilmesi yeterli olup, adres ve diğer iletişim bilgileri gibi diğer kimlik bilgilerinin de teyidi zorunlu değildir.

(5 sıra Nolu Genel Tebliğin, 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 9 sıra Nolu Genel Tebliğ ile değişik ilgili bölümü; "5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa1 göre genel yönetim kapsamında olan kamu idareleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının müşteri olması durumunda yükümlüler; bu kurum ve kuruluşlar adına işlem yapan gerçek kişilerin Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki bilgilerini alarak kaydeder ve yetki durumlarını da mevzuata uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi üzerinden teyit ederler. Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca alınan bilgilerin teyidi zorunlu değildir." şeklinde düzenlenmiştir.)

57- “Müşterinin Hisseleri Borsaya Kote Edilmiş Şirket Olduğu İşlemler”de tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Müşterinin tanınması ilkesi kapsamında uygulanacak basitleştirilmiş tedbirlerin öngörüldüğü 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin “Müşterinin Hisseleri Borsaya Kote Edilmiş Şirket Olduğu İşlemler” başlıklı 2.2.8 bölümü uyarınca,

“Müşterinin, hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na kote edilmiş şirket olduğu işlemlerde, şirkete ilişkin olarak Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bilgiler alınarak kaydedilir. Bu bilgilerin, Yönetmeliğin anılan maddesi uyarınca teyidi zorunlu değildir.

Ancak tüzel kişiyi temsile yetkili kimselerin kimliği ve yetki durumu, Yönetmeliğin 7 nci ve 14 üncü maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak tespit edilir.”

Belirtilen düzenleme uyarınca, tüzel kişiliğe ilişkin bilgilerin alınması yeterli olmakla birlikte, tüzel kişiliği temsile yetkili kişinin kimlik bilgileri ve yetki durumunun Tedbirler Yönetmeliği'nin 7 nci ve 14 üncü maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak tespit ve teyit edilmesi gerekmektedir.

58- Üçüncü tarafa güven ilkesi nasıl işletilecektir?

Üçüncü tarafa güven ilkesi, bir finansal kuruluşun müşterisinin başka bir finansal kuruluşta işlem yapmak istemesi durumunda; iş ilişkisi tesis edecek veya işlemi gerçekleştirecek finansal kuruluşa, müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ve iş ilişkisinin veya işlemin amacı hakkında bilgi elde etme konularında diğer finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis etme veya işlemi gerçekleştirme imkanı tanıyan bir müessesedir. Buradaki nihai sorumluluk üçüncü tarafa güvenerek işlem tesis eden finansal kuruluştadır.

Üçüncü tarafa güven ilkesinin şartlarından biri; kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerinin talep edildiğinde üçüncü taraftan derhal temin edileceğinden emin olunmasıdır. Üçüncü tarafın ilgili müşterinin kimlik tespitine ilişkin belgelere “aslı görülmüştür” şeklinde onay vermesi yeterlidir.

Bir finansal kuruluşun, sigorta şirketi acentesi ve finansman şirketi gibi başka bir finansal kuruluş konumunda bulunan kuruluşlarla yapacağı işlemlerde, Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesi çerçevesinde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir.

59- Bankalar, kurye veya dış destek birimleri aracılığıyla kimlik tespit yükümlülüğü yerine getirebilirler mi?

Bankalar, kurye ve dış destek birimleri (destek hizmeti kuruluşları) aracılığıyla kimlik tespit yükümlülüklerini yerine getirebilirler. Kurye ve dış destek birimleri banka adına hareket ettiğinden üçüncü taraf olarak nitelendirilemez. Bu kimseler, bankanın yükümlülüğünde olan kimlik tespitinin gereği gibi yerine getirilmesinde ilgili bankaya yardımcı olan elemanlar olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu kimselerin bu kapsamda yaptıkları işlemlerden ilgili banka sorumludur.

Diğer taraftan bankaların Destek Hizmeti Almalarına İlişkin Yönetmelikte destek hizmetine ilişkin şartlara yer verildiği görülmekte olup, yükümlüler tarafından sunulacak hizmetlerin ve yapılacak işlemlerin tabi bulunulan mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi esastır.

60- Yurtdışı muhabirlik ilişkilerinde muhatap finansal kuruluşla sözleşme nasıl yapılacaktır?

Finansal kuruluşların, kendilerinin ve muhatap finansal kuruluşun muhabirlik ilişkisi kapsamındaki sorumluluklarını müşterinin tanınmasına ilişkin esasları da kapsayacak şekilde belgeye bağlamaları gerekmektedir. Bu kapsamda finansal kuruluşlar, yurtdışı muhabirlik ilişkilerinde karşılıklı olarak uyguladıkları AML/CFT politikalarını içeren imzalı anket formları kullanabilirler.

61- Bankalarda, yeni muhabir ilişkiler kurulmadan önce izin alınacak üst düzey yöneticiler kimlerdir?

Finansal kuruluşların muhabirlik ilişkilerinde, yeni muhabir ilişkiler kurmadan önce üst düzey yöneticinin onayını almaları gerekmektedir. Bankaların yeni muhabir ilişkiler kurmadan önce onayını alacakları üst düzey yönetici ile, “Bankaların Kurumsal Yönetim İlkelerine İlişkin Yönetmelik”te geçen üst düzey yönetim kastedilmektedir. Buna göre üst düzey yönetim; banka genel müdür ve genel müdür yardımcıları, iç sistemler kapsamındaki birimlerin yöneticileri ile başka unvanlarla istihdam edilseler dahi, danışmanlık birimleri dışındaki birimlerin yetki ve görevleri itibariyle genel müdür yardımcısına denk veya daha üst konumlarda görev yapan yöneticileri ifade etmektedir.

62- Yurt dışında acentesi olmayan yükümlüler, yurt dışında yerleşik yabancı/Türk uyruklu gerçek kişilerle, sürekli iş ilişkisi kapsamında girilecek işlemlerde nasıl hareket edeceklerdir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin “Müşterinin Tanınmasına İlişkin Esaslar” başlıklı üçüncü bölümünde, sürekli iş ilişkisi tesisi dâhil olmak üzere yapılacak işlemlerde alınması gereken tedbirler belirtilmiştir.

Söz konusu tedbirlerin, kimlik tespitine tabi gerçek kişilerin yurt dışında veya yurt içinde yerleşik olmasına göre ayırım yapılmaksızın belirtildiği şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda, sürekli iş ilişkisi tesis edilen gerçek kişiler bakımından kimlik tespitinin Yönetmeliğin 5, 6, 14, 15, 16 ve 17 nci maddelerine uyularak yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Yönetmeliğin 21 inci ve 23 üncü maddelerindeki düzenlemelere uygun hareket etmek koşuluyla, söz konusu tedbirlerin alınmasında üçüncü tarafa güven ilkesi ile muhabirlik ilişkisinden de faydalanılabilecektir.

63- Teyitli akreditif işlemleri ile yabancı bir bankanın müşterisine teminat mektubu verilmesi gibi bankacılıkta kullanılan bazı ürünlerle ilgili işlemlerde, üçüncü tarafa güven ilkesi ve basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilir mi?

Basitleştirilmiş tedbirlerin genel esasları Tedbirler Yönetmeliği'nin 26 ncı maddesinde belirlenmiş olup, 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nde de uygulamaya ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Buna göre bir müşterinin, anılan Yönetmelik kapsamındaki bir finansal kuruluşta (yükümlü nezdinde) Yönetmeliğin 5 inci maddesi kapsamında herhangi bir işlem gerçekleştirmesi durumunda, ilgili finansal kuruluş tarafından Yönetmelikte belirtildiği usulde kimlik tespiti yapılması zorunludur.

Finansal kuruluşların kendi aralarında yaptıkları işlemlerde, işlem talep eden finansal kuruluş müşteri, işlemi yapacak olan finansal kuruluş yükümlü konumunda olup, bu gibi durumlarda 5 sıra nolu Genel Tebliğ'in (2.2.1) bölümü gereğince yükümlü finansal kuruluşun, Yönetmeliğin 7 nci maddesindeki teyit, 17 nci maddesindeki gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi ile 19 uncu maddesindeki müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesi yükümlülüklerini uygulamasına gerek bulunmamaktadır.

Öte yandan bir finansal kuruluşun, başka bir finansal kuruluş nezdinde kendi adına ancak müşterisi hesabına yaptığı işlemlerde de işlem talep eden finansal kuruluş müşteri, işlemi yapacak olan finansal kuruluş yükümlü konumundadır. Müşteri finansal kuruluşun, kendi müşterisi için, Yönetmeliğin kimlik tespitine dair hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunda olduğu izahtan varestedir. Ancak yükümlü finansal kuruluşun, anılan yükümlülüklerin müşteri konumundaki finansal kuruluşa ait olması nedeniyle, müşteri konumundaki finansal kuruluşun müşterisi için ayrıca, Yönetmeliğin kimlik tespitini öngören hükümleri ile 17 ve 19 uncu madde hükümlerini uygulamak zorunluluğu bulunmamaktadır.(10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra “Başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti” Yönetmeliğin 17 nci maddesinde, “Gerçek faydalanıcının tanınması” Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

Yabancı ülkede faaliyette bulunan finansal kuruluşların müşteri olması durumunda ise, bunların aklama ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda yeterli düzenlemelere ve denetime sahip bir ülkede yerleşik olması kaydıyla, anılan Tebliğ hükmünden yararlanılabilecektir. (Belirtilen husus 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 21/2-a bendinde yapılan değişiklikle, üçüncü tarafın yurt dışında yerleşik olması durumunda aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetlemelere tabi olduğundan emin olunması gerekmektedir.)

Diğer taraftan, yabancı ülkede yerleşik bir bankanın müşterisine bankaca teminat mektubu verilmesi işleminde ise Yönetmeliğin 21 inci maddesindeki şartların yerine getirilmesi kaydıyla üçüncü tarafa güven ilkesinden faydalanılabilecektir.

64- Bankalar tarafından belirli bir dönem için ülkemize gelen yabancılara yönelik olarak çıkartılacak ön ödemeli kartlar bakımından, kimlik tespitinde aranacak usul ve esaslar nelerdir, üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin Üçüncü Bölümünde müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar kapsamında alınması gereken tedbirler belirtilmiş olup, 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin (2.2.9) bölümünde de ön ödemeli kartlara ilişkin işlemler bakımından basitleştirilmiş tedbirler düzenlenmiştir.

Buna göre yükümlülerin; tek kullanımlık olup tekrar yükleme yapılması mümkün olmayanlarda yüklü para tutarı 300 TL'yi, yeniden yükleme yapılabilen ve toplam yükleme limiti bir takvim yılı içinde 5.000 TL'yi (5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Genel Tebliği'nde yapılan değişiklik uyarınca: Aynı takvim yılı içinde 2.000 TL üzerinde nakit çekilmesine veya başka bir hesaba transfer edilmesine imkan verilenler hariç) aşmayan ön ödemeli kartların satışında Yönetmeliğin 6 ncı maddesi kapsamında kimlik tespiti yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. Belirtilen limitleri aşan ön ödemeli kartlar bakımından basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanması mümkün olmayıp, Yönetmeliğin 5 inci ve müteakip maddelerinde belirtilen esas ve usullere uygun olarak kimlik tespiti yapılması gerekmektedir.

Ön ödemeli kartların bazı özelliklerine sahip “primkart” uygulamasında ise, kimlik tespiti yükümlülüklerinin yerine getirilmesi bakımından, finansal kuruluşlar arasında yer almayan kuruluşların aldığı tedbirlere güvenilip güvenilmeyeceği hususunda ise;

Ön ödemeli kartların özellikleri ve bunların hangi durumlarda basitleştirilmiş tedbirlerden yararlanabileceği 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin (2.2.9) bölümünde belirtilmiştir. Üçüncü tarafa güven ilkesi ise ancak Yönetmeliğin 21 inci maddesi gereğince finansal kuruluş olan yükümlüler arasında söz konusu olabilecektir.

65- Sermaye piyasası aracı kurumlarının acenteliğini yapan bankalarda bu işlemlerden dolayı kimlik tespit yükümlülüğü kime aittir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinde yükümlüler sayılmış olup, aynı maddede bunların şube, acente, temsilci, ticari vekil ve benzeri bağlı birimlerinin de yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Bu kapsamda, bankaların sermaye piyasası mevzuatı uyarınca aracı kurumların acentesi olmaları durumunda işlem hangi yükümlü nezdinde yapılıyor ise kimlik tespiti o yükümlü tarafından gerçekleştirilecektir. Dolayısıyla, aracı kurum acentesi olan banka nezdinde işlem yapılması durumunda kimlik tespiti, acente olarak yükümlü olan banka tarafından yerine getirilecektir.

Öte yandan, 01.04.2008 tarihi öncesinde iş ilişkisi tesis edilen müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin yönetmeliğe uygun hale getirilmesi bakımından yükümlülük; söz konusu sözleşmelerin aracı kuruma devredilmesi dolayısıyla bu sözleşmeler bakımından sermaye piyasası mevzuatı kapsamında acentenin bir yükümlülüğü kalmamış ise aracı kurum tarafından, aksi halde acente tarafından yerine getirilecektir.

66- Aracı kurumlar tarafından verilen yatırım danışmanlığı hizmetlerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Yükümlülerce müşterilerine verilen her türlü hizmet kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamında olduğundan, yükümlü nezdinde kurumsal müşterilere verilen danışmanlık hizmetleri için de kimlik tespit yükümlülüğü bulunduğu tabiidir.

Buna göre, aracı kurumlar tarafından verilen yatırım danışmanlığı hizmetine münhasır olmak üzere; verilen danışmanlık hizmeti, sözleşme düzenlenmek suretiyle devamlı bir danışmanlık şeklinde icra ediliyorsa sürekli iş ilişkisi kapsamında olacağından tutar gözetmeksizin, sürekli iş ilişkisi mahiyeti taşımıyor ise bu defa tek bir müşteriye verilen hizmetin bedeli yirmibin YTL veya üzerinde olduğunda kimlik tespiti yapılması gerekmektedir.

67- Müşterilerin mali durumu ve amaçları hakkındaki bilgilerin elde edilmesine yönelik olarak, sermaye piyasası aracı kurumlarının ilgili mevzuatlarında bulunan farklı hükümler Tedbirler Yönetmeliği karşısında nasıl uygulanacaktır?

Sermaye piyasası aracı kurumlarının aklama suçu ve terörün finansmanı bakımından tabi oldukları yükümlülükleri uyarınca; gerek Tedbirler Yönetmeliği'nin “Özel dikkat gerektiren işlemler” başlıklı 18 ve “Müşteri durumunun ve işlemlerin izlenmesi” başlıklı 19 uncu maddeleri kapsamındaki tedbirlere, gerekse Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmeliğin (Uyum Yönetmeliği) “Risk Yönetimi” ve “İzleme ve Kontrol” faaliyetleri kapsamındaki düzenlemelere uymaları zorunludur ve söz konusu hükümlerin gerçekleştirdikleri işlemler ve müşterileri bakımından aracı kurumlarca uygulanması gerektiği tabiidir.

68- Yurt dışında yerleşik bir yatırım fonuna aracı kurum tarafından hesap açılması durumunda, kimlik tespitine ilişkin olarak yapılması gereken işlemler nelerdir?

Kimlik tespiti de dahil olmak üzere müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar Tedbirler Yönetmeliği'nin Üçüncü Bölümünde belirtilmiştir. Buna göre, yükümlüler Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen durumlarda Yönetmeliğin 6 ncı maddesi ile devamında yer alan düzenlemelere uygun olarak kimlik tespiti yapmak zorundadırlar. Bu kapsamda yüzde yirmi beş üzeri paya sahip ortakların kimlik tespiti zorunluluğu ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler bakımından söz konusu olmaktadır.

Öte yandan, Yönetmeliğin 26 ncı maddesi ile 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin (2.2.1) bölümünde, finansal kuruluşların kendi aralarında yapacakları işlemlerde Tebliğde belirtilen esaslara uyulmak koşuluyla basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabileceği belirtilmiştir.

Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre yatırım fonları ile sermaye piyasası aracı kurumları finansal kuruluş sayıldığından, aracı kurum tarafından hesap açılması durumunda, yatırım fonunun ve yatırım fonu temsilcisinin kimliğinin söz konusu hükümlere göre tespit edilmesi gerekmektedir.

69- Sigortacılık işlemlerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin işlemlerde bir yıl içinde ödenecek prim tutarı toplamı iki bin veya tek primli olup prim tutarı beşbin TL veya üzerinde olduğunda kimlik tespiti yapılması zorunludur. Hayat sigortası sözleşmelerinin türlerine göre bir ayrıma gidilmediğinden birikimli hayat sigortası sözleşmelerinde de prim tutarına göre kimlik tespiti yapılacaktır. Yıllık prim tutarına göre kimlik tespiti yapılacak durumlarda, bir yıllık süre, sigortalama işleminin yapıldığı tarihten hesaplanacaktır. (Tedbirler Yönetmeliğinin 3/i ve 5/ç bentlerinde yapılan ve 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik uyarınca, hayat sigortası sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış olup, 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Genel Tebliği'nin 2.2.7 bölümünde belirlenen limitlerin altında kalan sözleşmeler için basitleştirilmiş tedbir uygulanması öngörülmüştür.)

Hayat sigortası sözleşmeleri dışındaki diğer sigortalama işlemlerinde ise işlem tutarı veya birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı yirmibin TL veya üzerinde olduğunda kimlik tespiti yapılması gerekmektedir.Yirmi bin TL'lik tutarın tespitinde yapılan işlem esas alınacak ve değerlendirme işlem bazında yapılacaktır. Birbiriyle bağlantılı olmayan her bir sigortalama işlemi bakımından yirmi bin TL'lik tutar ayrı ayrı gözetilecektir.

Tedbirler Yönetmeliği ve ilgili Tebliğler kapsamında düzenlenen adres ve diğer iletişim bilgilerinin teyidi, ancak sürekli iş ilişkisi tesisinde zorunluluk taşımaktadır. (02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği uyarınca, adres teyidi 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Genel Tebliği'nin 2.2.7 bölümünde belirtilen limitlerin üzerindeki hayat sigortası sözleşmeleri için zorunlu olup, Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde yapılan değişiklikle diğer iletişim bilgilerinin teyidinin risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde yapılması öngörülmüştür.)

Sigorta poliçe satışlarında (grup sözleşmeleri şeklinde olsun veya olmasın), sigorta işlemini yaptıran kişinin kimlik tespitinin yapılması esas olup, sigortalının ya da lehdarın farklı kişiler olması durumunda bu kişilerin kimlik tespiti, bu kişilerle kimlik tespitini gerektiren bir işlem (tazminat ödemesi gibi) yapılması durumunda söz konusu olacaktır.

1996 yılından önce yapılan hayat sigortası sözleşmeleri bakımından, sözleşmelerin sona ermesi aşamasında yapılacak işlemlerin tutarının yirmi bin TL veya üzerinde olması durumunda, gerçekleştirilen işlemle ilgili olarak usulüne uygun olarak kimlik tespiti yapılması gerekmektedir.

Yönetmeliğin 6, 7 ve 14 üncü maddeleri gereğince kimlik tespiti (kimlik tespiti teyidi de içermektedir) yapılması ve müşteriden imza örneğinin alınması bir zorunluluk olduğundan, uygulamada buna uygun şekilde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

70- Kişinin hem hayat hem de hayat dışı branşlarda sigorta poliçesi olduğunda Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi gereğince yapılacak kimlik tespitlerine ilişkin limitler nasıl belirlenecektir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yapılacak kimlik tespitlerine ilişkin limitlerin belirlenmesinde her bir işlem bazında değerlendirme yapılacak; birbiriyle bağlantılı olmayan her bir sigortalama işlemi bakımından anılan fıkranın (b) ve (ç) bentlerinde yer alan hayat ve hayat dışı sigortalara ilişkin limitler ayrı ayrı gözetilecektir. (Konuya ilişkin açıklama 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 3/i ve 5/ç bentlerinde yapılan değişiklikle, hayat sigortası sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış, ancak 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Genel Tebliği'nin 2.2.7 bölümünde belirlenen limitlerin altında kalan sözleşmeler için basitleştirilmiş tedbir uygulanması öngörülmüştür.)

71- Bankalarca verilen kredi işlemleriyle ilişkili sigortalamalarda kimlik tespiti bakımından üçüncü tarafa güven uygulanabilir mi?

Bankalarca verilen kredi işlemleriyle ilişkili olarak yapılan sigortalama bakımından Yönetmeliğin 21 inci maddesindeki şartlar çerçevesinde Üçüncü Tarafa Güven İlkesi uygulanabilecektir.

72- Emeklilik sözleşmelerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin işlemlerde bir yıl içinde ödenecek prim tutarı toplamı ikibin veya tek primli olup prim tutarı beşbin TL veya üzerinde olduğunda müşterilerin ve müşteriler adına veya hesabına hareket edenlerin kimlik tespitinin yapılması gerekmektedir. Gerek hayat sigortası gerekse bireysel emeklilik sistemi, belirli bir süre yatırılan prim veya katkı payları karşılığında, sözleşmede belirtilen süre sonunda toplu ödeme veya periyodik ödeme yapılması esasına dayandığından, emeklilik sözleşmelerinde kimlik tespiti, hayat sigortası işlemlerindeki kimlik tespiti usulüne göre yapılacaktır.

Gerek Tedbirler Yönetmeliği'nin 26 ncı maddesi gerekse 5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğine göre; emeklilik sözleşmelerinde basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabileceği durumlar, çalışanlara ücretlerinden kesinti yapılmak suretiyle emeklilik hakları sağlayan emeklilik planları ve kişinin haklarını temlik etme yetkisi içermeyen emeklilik sözleşmelerini kapsadığından, bu şartları sağlamayan sözleşmeler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine göre kimlik tespitinin yapılması gerekmektedir.

Çalışanlar ve işverenlerin birlikte katkı payı ödedikleri emeklilik sözleşmeleri de kişinin haklarını temlik etme yetkisi içermiyorsa Yönetmeliğin 26 ncı maddesi kapsamında değerlendirilecek ve 5 sıra nolu Genel Tebliğ'deki basitleştirilmiş tedbirlere tabi olacaktır.

(Konuya ilişkin açıklama 02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden önceki düzenlemeye ilişkindir. Yönetmeliğin 3/i bendinde yapılan değişiklikle, hayat sigortası ve emeklilik sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış, 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Genel Tebliği'nin 2.2.7 bölümü uyarınca basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanmasına imkan sağlanmıştır.)

73- Sigorta acentelerinde kimlik tespiti yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilecektir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinde sigorta ve reasürans şirketleri yükümlüler arasında sayılmış, yine aynı maddede bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimlerinin de yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle sigortacılık işlemlerinde kimlik tespiti, işlem hangi yükümlü nezdinde yapılıyorsa o yükümlü tarafından yerine getirilecektir. Dolayısıyla, sigorta acenteleri tarafından yapılan sigortacılık işlemlerinde, kimlik tespiti yükümlülüğü acente tarafından yerine getirilecektir. Sigorta şirketi acentesi olan banka nezdinde işlem yapılması durumunda kimlik tespiti, acente olarak yükümlü olan banka tarafından yapılacaktır.

73/A- Sigorta şirketlerinin acenteliğini yapan bankaların, acentelik dışında asıl iştigal konusu bankacılık olan ve bankacılık işlemleri esnasında kimlik tespiti ve teyidi yapması gereken kurumlar olduğu dikkate alındığında; sigortacılık işlemlerinde bankaların acentelik faaliyetinin dışında bankacılık işlemlerine dayanarak yaptığı kimlik/adres tespit ve teyit işlemlerine “üçüncü tarafa güven” ilkesi kapsamında güvenilebilir mi?

Üçüncü tarafa güven ilkesi, Tedbirler Yönetmeliğinin 21 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; finansal kuruluşlar; müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ve iş ilişkisinin veya işlemin amacı hakkında bilgi elde etme konularında, müşteriyle ilgili olarak başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis edebilir veya işlem yapabilir. Bu durumda 5549 sayılı Kanun ve Kanuna ilişkin düzenlemeler kapsamında nihai sorumluluk üçüncü tarafa güvenerek işlem gerçekleştiren finansal kuruluşa aittir. Söz konusu maddede ayrıca üçüncü tarafa güven uygulamasının koşullarına da yer verilmiştir.

Bu itibarla, Tedbirler Yönetmeliğinin 21 inci maddesinde yer alan düzenlemelere uyulması koşuluyla, bankaların bankacılık işlemlerine dayanarak yaptığı kimlik/adres tespit ve teyit işlemlerine ilişkin olarak “üçüncü tarafa güven” ilkesi uygulanabilecektir.

74- Sigortalının kimlik tespitine ilişkin belgelerinin muhafaza edilmesinde acentenin ile sigorta şirketinin yükümlülükleri nedir?

Sigorta acenteleri tarafından yapılan sigortacılık işlemlerinde, kimlik tespiti yükümlülüğü acente tarafından yerine getirileceğinden, kimlik tespitine yönelik teyit belgelerinin de acente tarafından alınması ve saklanması gerekeceği tabiidir.

Ancak muhafaza yükümlülüğünün, mevzuatta öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirilmesindeki nihai sorumluluk sigorta şirketine ait olacaktır.

75- Sigorta acentelerin şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilecektir?

Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü konusu 6 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile düzenlenmiştir. Buna göre uyum görevlisi atanan yükümlülerin şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimlerinin şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü, uyum görevlisi vasıtasıyla yerine getirilecektir. Sigorta şirketleri de Uyum Yönetmeliği'nin 4 üncü ve 5 inci maddeleri gereğince uyum görevlisi atamak zorunda olan yükümlüler arasında sayılmıştır. Buna göre şüpheli işlem bildirimleri, sigorta şirketinin belirleyeceği prosedürde uyum görevlisine, uyum görevlisi tarafından da Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirilecektir.

(Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğüne ilişkin 6 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği, 25.08.2014 tarihli ve 29099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan aynı konudaki 13 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

76- Sigortacılık faaliyetinde yüz yüze yapılmayan işlemler ve prim ödemelerinin banka aracılığıyla yapılması durumunda yükümlülükler ne şekilde yerine getirilecektir?

Sigorta teminatı verilirken veya hasar ödemesi yapılırken yüz yüze temas sağlanmayan durumlarda farklı uygulama yapılmasına imkân verecek bir düzenleme bulunmadığından genel hükümlere göre hareket edilmesi gerekmektir. İşlem tamamlandığı anda kimlik tespiti yapılması imkanı yoksa, işlemin bir finansal kuruluş aracılığı ile yapılması halinde, Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesinde yer alan koşullara uyulmak kaydıyla finansal kuruluşlar arasında üçüncü tarafa güven ilkesinden yararlanılabilecektir.

Prim ödemelerinin kredi kartıyla gerçekleştirilmesi veya prim ödemeleri için bankaya düzenli talimat verilmesi durumlarında bu işlemler bakımından işlem talep eden kişiler bankanın müşterisi konumunda olduğundan Tedbirler Yönetmeliği kapsamındaki yükümlülüklerin işlem talep edilen banka tarafından yerine getirilmiş olması gerekir.

77- Anlaşmalı servislere ve sağlık kurumlarına yapılan hasar ödemelerinde kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yükümlüler işlem tutarı ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarı yirmibin TL veya üzerinde olduğunda kimliğe ilişkin bilgileri almak ve bu bilgilerin doğruluğunu teyit etmek suretiyle müşterilerinin ve müşterileri adına veya hesabına hareket edenlerin kimliğini tespit etmek zorundadır. Bu kapsamda müşteri, sigortalı veya lehdar olduğundan bunların kimliği tespit edilir.

78- Finansal kiralama işlemlerinde, satıcı firma ile kefiller için kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 3/i maddesinde sürekli iş ilişkisi, “Yükümlü ile müşteri arasında hesap açılması, kredi veya kredi kartı verilmesi, kiralık kasa, finansman, faktoring, finansal kiralama gibi hizmetler nedeniyle kurulan, niteliği itibarıyla devamlılık unsuru taşıyan iş ilişkisi” şeklinde tanımlanmıştır.

Yükümlü tarafından verilen finansal kiralama hizmetinde müşteri, bu hizmetten yararlanan kiracı konumundaki firma olduğundan, müşteriye verilen hizmetin konusunu teşkil eden emtianın tedarik edildiği satıcı firma için kimlik tespiti yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Finansal kiralama sözleşmesinin teminatı olarak kefalet alındığında, kefil olan gerçek veya tüzel kişilerin de kimlik tespiti ve adres teyidi yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

79- Noterler nezdinde yapılan finansal kiralama sözleşmelerinde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 nci maddesine göre finansal kuruluşlar; müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ve iş ilişkisinin veya işlemin amacı hakkında bilgi elde etme konularında, müşteriyle ilgili olarak başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis edebilir veya işlem yapabilirler. Üçüncü tarafa güven ilkesi, Tedbirler Yönetmeliği'nde belirtilen koşulların sağlanması durumunda ve ancak finansal kuruluşlar arasında söz konusu olabilecek bir uygulamadır.

Noterler, Tedbirler Yönetmeliği'nin 3/f maddesinde tanımlanan finansal kuruluşlar arasında sayılmadığından, noterler nezdinde düzenlenen finansal kiralama sözleşmeleri ile ilgili olarak Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

80- 01.04.2008 tarihinden önce gerçekleştirilen finansal kiralama sözleşmelerine ilişkin olarak, müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin Tedbirler Yönetmeliğine uygun hale getirilmesi gerekmekte midir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 3 üncü maddesinde sürekli iş ilişkisi tanımlanmış olup finansal kiralama hizmetine ilişkin iş ilişkisi de bu kapsamda değerlendirilmiştir.

Söz konusu Yönetmeliğin Geçici 2 nci maddesinde, Yönetmeliğin yürürlük tarihi olan 01.04.2008 tarihi itibarıyla sürekli iş ilişkisi içinde bulunulan müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin. yükümlülerce Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle, 01.04.2008 tarihinden önce kurulmuş finansal kiralama hizmeti ilişkisi dolayısıyla kiracının kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin söz konusu Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

81- Uyum Programı kapsamında yükümlülerce gerçekleştirilecek olan eğitim faaliyetleri intranet üzerinden yabancı dilde yapılabilir mi?

Uyum Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Kurum politika ve prosedürleri oluşturulurken, Kanun ve Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelik ve tebliğlere aykırı olmamak şartıyla diğer ulusal ve uluslararası kuruluşlarca getirilen tavsiye, ilke, standart ve rehberlerden de faydalanılabilir" hükmü uyarınca, kurum politikasının bileşenlerinden biri olan eğitim politikaları oluşturulurken yerel mevzuatımıza aykırı olmamak şartı ile yabancı kaynaklardan yararlanılabilinecektir.

Yine Uyum Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasında Yükümlüler, eğitim faaliyetlerinin kurum geneline yayılmasını temin edecek şekilde; seminer ve paneller düzenlenmesi, çalışma grupları oluşturulması, eğitim faaliyetlerinde görsel ve işitsel materyallerin kullanılması, internet, intranet veya extranet vb. üzerinden çalışan bilgisayar destekli eğitim programları gibi eğitim yöntemlerinden yararlanırlar. denilmektedir.

Uyum Yönetmeliği'nin “Eğitim konuları” başlıklı 23 üncü maddesinde ise;

(1) Yükümlüler tarafından personele verilecek eğitimler asgari düzeyde;

a) Suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanı kavramları,

b) Suç gelirlerinin aklanmasının aşamaları, yöntemleri ve bu konuda örnek olay çalışmaları,

c) Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi ile ilgili mevzuat,

ç) Risk alanları,

d)Kurum politikası ve prosedürleri,

e) Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde;

      1) Müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar,

      2) Şüpheli işlem bildirimine ilişkin esaslar,

      3) Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü,

      4) Bilgi ve belge verme yükümlülüğü,

      5) Yükümlülüklere uyulmaması halinde uygulanacak müeyyideler,

f) "Aklama ve terörün finansmanı ile mücadele alanında uluslararası düzenlemeler, konularını içerir." denilmektedir.

Buna göre, uyum programı oluşturacak yükümlüler tarafından Uyum Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen yöntemler çerçevesinde ve asıl olarak 5549 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatını kapsayan eğitim faaliyetlerinin verilmesi zorunlu olup, intranete konulacak yabancı dilde eğitim belgelerinden de yararlanılması yükümlünün tasarrufunda bulunmaktadır.

82- Uyum Programı kapsamında yükümlülerce gerçekleştirilecek olan eğitim faaliyetleri hangi dönemler itibariyle düzenlenecek ve sonuçları ne zaman bildirilecektir?

Uyum Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında “…Yükümlüler eğitim faaliyetlerini, 23 üncü maddede belirtilen konuları içerecek şekilde ve belirli bir eğitim programı dahilinde yürütürler…”, üçüncü fıkrasında “Eğitim faaliyetleri, ölçme ve değerlendirme sonuçlarına göre ilgili birimlerin de katılımıyla gözden geçirilir ve ihtiyaca göre düzenli aralıklarla tekrarlanır.” denilmektedir.

Yönetmeliğin 24 üncü maddesinde ise yükümlülerin her yılın Mart ayı sonunda eğitim faaliyetlerine ilişkin istatistikleri Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'na göndermeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Yönetmeliğin 27 inci maddesinin ikinci fıkrasında eğitim faaliyetlerin incelenmesi ve denetlenmesini de kapsayan iç denetimlerin yıllık olarak yapılması öngörülmüştür.

İlgili madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, eğitimlerle ilgili asgari dönemin bir takvim yılı olarak planlanması gerektiği tabiidir.

Ayrıca Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ilk fıkrasın da “Yükümlüler, suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi amacıyla işletme büyüklüklerine, iş hacimlerine ve değişen koşullara uyumlu olacak şekilde eğitim faaliyetleri yürütmek zorundadır.” denilmektedir.

Buna göre her yıl başında o yıl yapılacak eğitim faaliyetlerinin yükümlüler tarafından bir program dahilinde belirlenmesi, eğitim periyodu belirlenirken işletme büyüklükleri ve iş hacimlerinin yanı sıra toplam personel, şube, acente ve benzeri bağlı birimlerinin sayısı gibi hususların göz önünde bulundurulması ve takip eden yılın Mart ayı sonunda bir önceki yıl eğitim sonuçlarının Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'na gönderilmesi gerekmektedir.

2009 yılındaki eğitim faaliyetlerine ilişkin bilgileri içeren istatistiklerin 2010 yılı Mart ayı sonuna kadar gönderilmesi gerekmektedir.

83- Uyum Programı kapsamında, risk izleme ve değerlendirme sonuçlarının yönetim kuruluna raporlanmasında süre nedir?

Uyum Yönetmeliği'nin 12 inci maddesinin 1/a ila d bentlerinde risk yönetimine ilişkin faaliyetler sayılmış, 1/e bendinde risk izleme ve değerlendirme sonuçlarının düzenli aralıklarla yönetim kuruluna raporlanması öngörülmüştür.

Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise, risk yönetimi faaliyetlerin incelenmesi ve denetlenmesini de kapsayan iç denetimlerin yıllık olarak yapılması öngörülmüştür. Ayrıca 27 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca, iç denetim neticesinde ortaya çıkarılan eksiklik, hata ve suistimaller ile bunların yeniden ortaya çıkmasının önlenmesine yönelik görüş ve öneriler de yönetim kuruluna raporlanmaktadır. Buna göre risk yönetimi faaliyetlerin incelenmesi ve denetlenmesini de kapsayan iç denetim faaliyetleri yıllık olarak yürütülecek, bunların sonuçlarının yönetim kuruluna raporlanması da yıllık bazda olacaktır.

Bu kapsamda risk yönetimi faaliyetleri arasında sayılan risk izleme ve değerlendirme sonuçlarının yönetim kuruluna raporlanmasına ilişkin periyotların, asgari bir yıl olmak kaydıyla, işlem hacimleri ve işlemlerinin niteliği göz önünde bulundurularak yükümlülerce belirlenmesi gerekmektedir.

84- Uyum Programı kapsamında oluşturulacak kurum politikaları çalışanlara elektronik ortamdan ulaştırılabilir mi?

Uyum Yönetmeliği'nin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "Yükümlülerin kurum politikalarını, ilgili personele, imzalarını alarak tebliğ etmeleri zorunludur." hükmü yer almaktadır.

Bu kapsamda kurum politikalarının çalışanlara elektronik ortamdan ulaştırılması uygun olmakla birlikte; söz konusu yöntem kullanıldığı durumda belgenin elektronik ortamda tebliğ alındığına yönelik olarak çalışanların elektronik imzalarının alınması gerekmektedir. Elektronik imza uygulaması bulunmuyor ise kurum politikalarının elektronik ortamda tebliğ alındığına yönelik olarak çalışanların ıslak imzalarının alınması gerekecektir

85- Uyum programı kapsamındaki risk tanımlama, derecelendirme, sınıflandırma faaliyetleri ne şekilde yürütülecektir?

Uyum Yönetmeliği'nin 12 nci maddesi risk yönetimine ilişkin olarak asgari düzeydeki faaliyetleri belirlemekte olup, yükümlü bazında ayrıntılara yer vermemektedir. Risk tanımlama, derecelendirme ve sınıflandırma konusu, yükümlü grubu içersinde yer alan yükümlülerin kendi faaliyetleri kapsamındaki özelliklere bağlıdır. Dolayısıyla uyum programı oluşturmak zorunda olan bir yükümlününbu kapsamdaki risk tanımlaması, derecelendirmesi ve sınıflandırması, söz konusu yükümlünün;

- nezdinde gerçekleştirilen işlem türleri,

- müşteri profili,

- müşteri adına veya hesabına hareket edenlerin profili,

- şimdiye kadar iş, işlem, müşteri ile müşteri adına veya hesabına hareket edenler

bakımından karşılaştığı mutad veya gayrımutad durumların trendi ve analizi gibi unsurlar dikkate alınarak oluşturulacak, hem tecrübeyi hem de kurumsal konsepte dayanan bir perspektifi öngörmektedir. Dolayısıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'nın her yükümlünün kendine ait risk tanımlama, derecelendirme ve sınıflandırma konusunda herhangi bir şablon belirlemesi mümkün değildir.

Ancak genel bir fikir vermesi bakımından oluşturulan ve MASAK web sitesinde "Kurum Politikaları" başlığı altında yayımlanan dokümanlar bu konuda ilgili yükümlülere yol gösterici bilgiler içermektedir.

86- Uyum Programı oluşturacak yükümlüler bakımından müşterinin kimlik bilgilerinin alınması yeterli midir?

Uyum Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince uyum programı oluşturacak tüm yükümlülerin Uyum Yönetmeliği'nin 15 inci maddesi gereğince, asgari düzeyde söz konusu maddede belirtilen izleme ve kontrol faaliyetlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.

Bu itibarla, uyum programı oluşturacak yükümlülerin izleme ve kontrol faaliyetlerini yürütmesi gerekmekte olup bu çerçevede müşterinin sadece kimlik bilgilerinin alınıp sisteme girilmesi, müşterinin tanınmasına ilişkin prosedürler bakımından yeterli bulunmamaktadır

87- Uyum Görevlisine vekalet edilmesinde süre nedir?

Uyum Yönetmeliği'nin “Uyum görevlisinin görevinden ayrılması” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Uyum görevlisinin izin, hastalık ve benzeri nedenlerle geçici olarak görevden ayrılması halinde kendisine vekalet edecek kişinin, 17 nci maddenin birinci fıkrasında sayılan şartları ((d) bendi hariç) haiz olması aranır. Vekalet edecek kişinin kimlik ve iletişim bilgileri derhal Başkanlığa gönderilir.” denilmektedir.

Uyum Yönetmeliği'nin 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise, uyum görevlisine bir takvim yılı içinde altmış günden fazla süre ile vekalet edilemeyeceği açık biçimde ifade edilmiştir.

Bu bakımdan, uyum görevlisinin izin (doğum izni dahil), hastalık ve benzeri nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde, kendisine bir takvim yılı içinde en fazla altmış gün vekalet edilebilecektir.

88- Türk vatandaşlığından çıkma belgesi (mavi kart), kimlik tespiti uygulamasında nasıl değerlendirilecektir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesine göre, Türk uyruklu gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunun T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport; Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunun ise pasaport, ikamet belgesi (ikamet tezkeresi) veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen kimlik belgesi üzerinden teyit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, Avrupa Konseyi Üyesi Devletler Arasında Kişilerin Seyahatleri ile İlgili Avrupa Anlaşması gibi pasaportsuz geçiş hakkı tanıyan uluslararası düzenlemeler gereğince, Anlaşmaya taraf ülke vatandaşlarının kendi ülke kimlik kartları da yabancı uyruklu gerçek kişilerin kimlik tespitinde geçerli belge olarak kabul edilmektedir.

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 27 nci maddesinde ise; “Çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile Türk vatandaşlığı kaybedilir. Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılır ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulurlar.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla kimlik teyidinin; vatandaşlığı kayıp tarihine kadar Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen Türk uyruklu gerçek kişiler için aranan belgeler üzerinden, kayıp tarihinden sonra ise Türk uyruklu olmayan gerçek kişiler kapsamında yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla; yükümlüler tarafından kimlik tespiti gerektiren işlemlerde, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi uyarınca çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden mavi kart sahibi kişiler için pasaportun yahut pasaportsuz geçiş hakkı tanıyan uluslararası anlaşmalara taraf ülke vatandaşlarının kendi ülke kimlik kartlarının ibrazı yeterlidir.

Bu belgelerden birinin ibrazı halinde, mavi kart sahibi gerçek kişilerden ayrıca ikamet tezkeresi yahut Türkiye'ye giriş sırasında düzenlenen ve ülkemize üç aylık süre için gelme şartına uygunluk durumunu gösteren “Kimlik Kartı ile Seyahat Edenler İçin Hudut Kapılarından Giriş-Çıkış Formu”nun aranmasına gerek bulunmamaktadır.

13.10.2017 tarihinden sonraki uygulama:

Daha önce mavi kartlar kimlik tespitinde kullanılabilecek belgeler arasında sayılmamışken,

“29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun “Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar” başlıklı 28 inci maddesi kapsamında bulunan kişiler için söz konusu maddenin altıncı fıkrası uyarınca düzenlenen Mavi Kartların, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı Sistemi Mavi Kartlılar Kütüğünden sorgulanarak bilgilerin doğrulanması suretiyle, kimlik bilgilerinin teyidi bakımından geçerli belge olarak kullanılabilmesi” hususu Bakanlık Makamının 13.10.2017 tarihli ve 23887 sayılı onayları ile uygun bulunmuştur.

89- Uluslararası anlaşmalar doğrultusunda NATO askeri personelinin Türkiye'ye giriş-çıkış işlemlerinde pasaport yerine geçen resmi bir belge olarak kullanılmakta olan NATO Seyahat Emri Belgesi kimlik ve adres bilgilerinin teyidinde kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, Türk uyruklu olmayan gerçek kişi müşterilerin kimlik bilgilerinin pasaport, ikamet belgesi veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen kimlik belgeleri üzerinden, adres bilgisinin ise aynı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen belgelerin yanı sıra Başkanlıkça uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle teyit edileceği hususları düzenlenmiştir.

Belirtilen düzenlemeler dikkate alındığında, uluslararası anlaşmalar uyarınca pasaport yerine geçen resmi bir belge olarak kullanılmakta olan NATO Seyahat Emri Belgesi, kimlik tespitinde alınması gereken teyide esas bilgileri taşımak kaydıyla kimlik tespiti bakımından geçerli belge olarak kullanılabilecektir. Kimlik bilgilerin tamamının söz konusu belgede yer almaması durumunda ise müşteriden, vatandaşı bulunduğu ülkenin yetkili kurumları tarafından verilmiş kimliği tevsik edici başka bir belge talep edilerek kimlik tespitinin yapılması gereklidir.

90- Yabancı uyruklu şahısların, yerleşik oldukları veya tabiiyetinde bulundukları ülkelerin sürücü belgelerinin noterden veya elçilikten tasdikli tercümesi ve ikametgah tezkeresi ile Emniyet Genel Müdürlüğünden temin ettikleri T.C. sürücü belgesi, yabancı uyruklu vatandaşların kimlik bilgilerinin teyidinde kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, gerçek kişilerin kimlik tespitinde alınacak bilgilerin neler olduğu sayılmış, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kimlik bilgilerinin doğruluğunun Türk uyruklu olmayan gerçek kişiler için pasaport, ikamet belgesi veya Maliye Bakanlığı'nca uygun görülen kimlik belgesi üzerinden teyit edileceği belirtilmiştir.

Buna göre, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerde pasaport veya ikamet belgesi dışında kullanılabilecek kimlik belgelerine ilişkin açıklamalara 28, 29 ve 89 uncu sorular kapsamında yer verilmiş olup yabancıların dış ülkelerden aldıkları ve Ülkemiz yetkili makamlarınca karşılığı veya dengi olan sürücü belgeleri ile değiştirilen sürücü belgesi bu kapsamda yer almadığından, yabancı uyruklu vatandaşların kimlik bilgilerinin teyidinde bu belgenin kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

91- “Avrupa Konseyi Üyesi Devletler Arasında Kişilerin Seyahatleri ile İlgili Avrupa Anlaşması”na taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarının kimlik kartlarında yazan adres bilgileri adres teyidinde kullanılabilir mi?

Adres bilgilerini içeren pasaport veya “Avrupa Konseyi Üyesi Devletler Arasında Kişilerin Seyahatleri ile İlgili Avrupa Anlaşması”na taraf ülke vatandaşlarının üzerinde adres bilgisi bulunan kimlik belgeleri adres teyidinde kullanılabilmektedir.

Bu kapsamda mezkur Anlaşmaya taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarının kimlik kartlarında yazan adres bilgilerinin de adres teyidinde kullanılması uygun bulunmaktadır.

92- Sürekli iş ilişkisine girilen tüzel kişi müşterilerin, yurt dışında yerleşik tüzel kişi ortağının kimlik tespitinde vergi kimlik numarası aranacak mıdır?

Tedbirler Yönetmeliği’nin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sürekli iş ilişkisine girilen tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğinin, Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddelerine göre tespiti gerekmektedir.(10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra söz konusu hususlar Yönetmeliğin “Gerçek faydalanıcının tanınması” başlıklı 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

Ancak sürekli iş ilişkisi tesis edilen tüzel kişiliğe ortak olan yabancı tüzel kişinin kimlik tespitinde, bu tüzel kişinin daha önce Türkiye’de alınmış bir vergi kimlik numarası bulunmaması halinde, ortağı olduğu tüzel kişilik ile tesis edilen iş ilişkisinden dolayı Ülkemizden vergi kimlik numarası alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Diğer taraftan yurt dışında yerleşik tüzel kişi ortağın kimlik tespitinde, bankacılık işlemleri için veya başka bir nedenle Türkiye’de bir vergi kimlik numarası verilmiş olması durumunda bu vergi kimlik numarası, Türkiye’de verilmiş vergi kimlik numarası olmaması durumunda ise yurt dışında yerleşik olduğu ülkeden alınmış aynı işleve sahip bilgi dikkate alınacaktır. Yapılacak kimlik tespitinde Türkiye’de alınan vergi kimlik numarasının dikkate alınması durumunda, ortağın yerleşik olduğu ülkedeki bilgilerinin tespit ve teyit edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

93- Tedbirler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış olup, 9 sıra Nolu Genel Tebliğ uyarınca belli tutarların altında kalan hayat sigortası sözleşmeleri için basitleştirilmiş tedbirler öngörülmüştür. Bu çerçevede Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 02.01.2010 tarihinden önce hayat sigortası yaptırmış olan müşteriler için adres bilgilerinin teyidi yükümlülüğü bulunmakta mıdır?

02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği ve 9 sıra Nolu Genel Tebliğ uyarınca, hayat sigortası sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış ve belli tutarların altında kalan sözleşmeler için basitleştirilmiş tedbir uygulanmasına imkan verilmiştir.

Bu bakımdan, 9 sıra Nolu Genel Tebliğde belirlenen tutarların üzerindeki hayat sigortası sözleşmeleri için adres teyidi uygulaması, belirtilen mevzuat düzenlemelerinin yürürlüğe girdiği 02.01.2010 tarihinden sonra akdedilecek sözleşmeler için geçerli olacaktır.

94- Lisanslı bireysel emeklilik sözleşmesi aracıları, acenteler gibi yükümlü müdür?

Lisanslı bireysel emeklilik sözleşmesi aracıları, sigorta acenteleri gibi yükümlü olarak değerlendirilecekler ve acentelerin tabi oldukları yükümlülüklere tabi olacaklardır

95- Sigorta şirketlerince gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında yerleşik reasürans şirketleriyle trete anlaşmaları gereği veya ihtiyari destek almak amacıyla işbirliğine gidildiğinde, söz konusu reasürans şirketleri için kimlik tespiti yapılacak mıdır?

Sigorta edilmiş riskin diğer bir sigortacıya aktarılması, bir başka ifadeyle yeniden sigorta edilmesi anlamına gelen reasürans işlemlerinde, aktarmayı yapan sigorta şirketi kendi müşterisinden almış olduğu primlerin belli bir kısmını reasürans anlaşmaları vasıtasıyla reasürans şirketine devretmektedir.

Tedbirler Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin 1/g bendi uyarınca yükümlü sayılan ve müşterilerine verdikleri sigortalama hizmeti kapsamında kimlik tespiti yükümlülükleri bulunan sigorta şirketleri, reasürans işlemi söz konusu olduğunda sigortalama hizmeti alan müşteri konumunda bulunmaktadır. 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin “2.2.1” bölümünde de finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri konumunda olan finansal kuruluşa ilişkin olarak basitleştirilmiş tedbirler kapsamında yükümlü finansal kuruluş tarafından kimlik tespiti yapılacağı hususu düzenlenmiştir.

Konuya ilişkin mevzuat ve reasürans işleminin mahiyeti dikkate alındığında; sigortalama hizmeti alan sigorta şirketi müşteri konumunda olduğundan, söz konusu sigorta şirketi tarafından reasürans şirketine ait kimlik tespitinin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

96- Aracı kurum nezdinde yatırım hesabı açılması için, internet üzerinden alınarak imzalanan sözleşme ve ekleri ile noterden alınan ve kimlik bilgilerini içeren imza beyannamesinin aracı kuruma gönderilmesi yeterli midir?

Sürekli iş ilişkisinin tesis edilmesi aşamasında, Tedbirler Yönetmeliği'nin müşterinin kimliğinin tespitine yönelik 6 ncı ve devamı maddelerinde öngörülen tedbirler, yükümlü ile müşteri arasında yüz yüze kurulan ilişkiler temel alınarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda gerçek kişiler için öngörülen kimlik belgelerinin asıllarının veya noter onaylı suretlerinin yükümlüye ibrazı gerekmekte olup, internet üzerinden alınarak imzalanan sözleşme ve ekleri ile noterden alınan imza beyannamesinin aracı kuruma gönderilmesi, hesap açılması için yeterli bulunmamaktadır.

Ancak Tedbirler Yönetmeliğinin 21 nci maddesine göre finansal kuruluşlar; müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ve iş ilişkisinin veya işlemin amacı hakkında bilgi elde etme konularında, müşteriyle ilgili olarak başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis edebilirler. Mevcut düzenlemeler çerçevesinde, bir aracı kurum nezdinde, başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek ve Tedbirler Yönetmeliği'nde belirtilen koşulların sağlanması durumunda iş ilişkisi tesis edilmesi mümkün bulunmaktadır.

97- Üçüncü tarafa güven uygulaması kapsamında gerçekleştirilen işlemlerde, kimlik tespitine yönelik belgelerin noter onaylı Türkçe tercümeleri aranacak mıdır?

Üçüncü tarafa güven ilkesinin şartlarından biri; kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerinin talep edildiğinde üçüncü taraftan derhal temin edileceğinden emin olunmasıdır. Bu kapsamda, üçüncü tarafın ilgili müşterinin kimlik tespitine ilişkin belgelere “aslı görülmüştür” şeklinde onay vermesi yeterlidir.

Ancak Tedbirler Yönetmeliği'nin “Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 11 inci maddesi uyarınca, kimlik tespitine ilişkin belgelerin Türkiye Cumhuriyeti konsoloslukları tarafından onaylanan veya “Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi” çerçevesinde bu Sözleşmeye taraf ülke makamı tarafından tasdik şerhi düşülen örneklerinin noter onaylı Türkçe tercümeleri aranmaktadır.

Yönetmeliğin 11 inci maddesinde belirtilen onay mercilerinin tasdik şerhi düştüğü belgelerin noter onaylı Türkçe tercümeleri aranmakta olduğundan, üçüncü tarafa güven uygulaması çerçevesinde tesis edilen işlemlerde kimlik tespitine ilişkin belgelerin üçüncü taraftan temin edilmesi durumunda, güvenilen üçüncü tarafın onayladığı belge örnekleri için de noter onaylı Türkçe tercümelerinin aranması gerekmektedir.

98- Bankanın kurum politikasının tüm personele imza karşılığında tebliğ edilmiş olması durumunda, bankanın acentesi bulunduğu sigorta şirketinin kurum politikasının da banka personelince imzalanması gerekmekte midir?

Uyum Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesi uyarınca gerek bankalar (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile kalkınma ve yatırım bankaları hariç), gerekse sigorta şirketleri uyum programı oluşturmak zorundadırlar.

Uyum Yönetmeliğinin 7 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, yükümlüler, uyum programı kapsamında, işletme büyüklüklerini, iş hacimlerini ve gerçekleştirdikleri işlemlerin niteliğini gözeterek, bir kurum politikası oluştururlar ve kurum politikası asgari düzeyde risk yönetimi, izleme ve kontrol, eğitim ve iç denetime ilişkin politikaları içerir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kurum politikasının amacı; “Yükümlünün, suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesine ilişkin yükümlülüklere uyumunu sağlamaya ve müşterilerinin, işlemlerinin ve hizmetlerinin risk temelli bir yaklaşımla değerlendirilerek, maruz kalabileceği riskin azaltılmasına yönelik stratejilerin, kurum içi kontrol ve önlemlerin, işleyiş kurallarının ve sorumlulukların belirlenmesi ile kurum çalışanlarının bu konularda bilinçlendirilmesidir.” şeklinde belirlenmiştir.

Belirtilen düzenlemeler dikkate alındığında; sigorta şirketi tarafından hazırlanan kurum politikasının, acente sıfatıyla sigorta hizmeti veren bankanın acentelik hizmeti veren çalışanlarınca bilinmesi zaruret arz ettiğinden, acentesi bulunulan sigorta şirketinin kurum politikasının da bu kapsamdaki banka çalışanlarınca imzalanması suretiyle tebliğ edilmesi gerekmektedir.

99- Uyum programı kapsamında yükümlülerin iç denetim birimleri ya da teftiş kurulları tarafından yürütülen iç denetimlerde, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına yapılmış olan şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin bilgilerin, bu denetimi yürüten kişilerle paylaşılması mümkün müdür?

Uyum Yönetmeliğinin “İç denetim” başlıklı 26 ncı maddesinde, iç denetimin amacının uyum programının bütününün etkinliği ve yeterliği hususunda yönetim kuruluna güvence sağlamak olduğu belirtilmiştir. Ayrıca yükümlülerin; kurum politika ve prosedürlerinin, risk yönetimi, izleme ve kontrol faaliyetleri ile eğitim faaliyetlerinin yeterli ve verimli olup olmadığı, yükümlünün risk politikasının yeterliği ve etkinliği, işlemlerin Kanun ve Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelik ve tebliğler ile kurum politika ve prosedürlerine uygun olarak yürütülüp yürütülmediği hususlarının denetlenmesini sağlayacakları hüküm altına alınmıştır. Uyum Yönetmeliğinin “İç denetim faaliyetleri” başlıklı 27 nci maddesinde ise, izleme ve kontrol çalışmalarında tespit edilen aksaklıklar ve risk içeren müşteriler, hizmetler ve işlemlerin iç denetimin kapsamına dahil edileceği belirtilmiştir.

Diğer taraftan 5549 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yükümlülerin, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile yargılama sırasında mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil hiç kimseye açıklayamayacaklarına hükmolunmuş ve Tedbirler Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, bu yükümlülüğün, şüpheli işlemi Başkanlığa bildiren kişi, kurum ve kuruluşlar veya bu kimselerin işlemi fiilen yapan ve yöneten mensupları veya bunların kanuni temsilcileri ve vekillerinin yanı sıra şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğuna herhangi bir şekilde vakıf olan diğer personeli de kapsayacağı hususu düzenlenmiştir.

Uyum Yönetmeliğinin iç denetim faaliyetlerinin amacına ve kapsamına yönelik 26 ve 27 nci maddelerinde yer alan hükümler dikkate alındığında; iç denetimin, uyum programının bütününün etkinliği ve yeterliğine yönelik bir denetim mekanizması olduğu ve yürütülen iç denetim faaliyetleri esnasında, izleme ve kontrol çalışmalarında tespit edilen aksaklıklar ile risk içeren müşteriler, hizmetler ve işlemlerin denetimin kapsamına dahil edilmek suretiyle, risk yönetimi, izleme ve kontrol faaliyetlerinin etkin, yeterli ve verimli olup olmadığının denetlenmesi gerektiği hususları görülecektir.

Bu bakımdan, iç denetim faaliyetinin yürütülmesi esnasında, bu faaliyetin fonksiyonel gerekleri nedeniyle ve özellikle risk yönetimi ile izleme ve kontrol faaliyetlerinin yeterliliği, etkinliği ve verimliliğin ölçümü ve denetimi amacıyla, şüpheli işlem bildirimlerine yönelik bilgilere ihtiyaç duyulabilecektir. Bu itibarla, yürütülen iç denetim faaliyetleri esnasında, şüpheli işlem bildirimine yönelik olarak ihtiyaç duyulan bilgilerin bu denetimi yürüten kişilerle paylaşımı mümkündür. Ancak, bu bilgilerin paylaşıldığı kimseler de Tedbirler Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi uyarınca gizlilik hükümlerine tabi olacaklardır.

100- Baroya kayıtlı avukatlarca kurulan ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile hüküm altına alınan avukatlık ortaklıkları ile kurulacak sürekli iş ilişkisi tesisinde, kimlik tespit ve teyit yükümlülüklerinin yerine getirilmesi amacıyla alınacak belgeler nelerdir?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun “Avukatlık Ortaklığı” başlıklı 44/B fıkrasında, avukatlık ortaklığının, aynı baroya kayıtlı birden çok avukatın bu Kanuna göre mesleklerini yürütmek için oluşturdukları tüzel kişilik olduğu, vergilendirme bakımından şahıs şirketlerine ilişkin hükümlerin uygulanacağı ve kurucularının kayıtlı olduğu Baro Yönetim kurulu tarafından Baro Avukatlık Ortaklığı Siciline yazılmasıyla tüzel kişilik kazanacağı hükmü yer almaktadır.

25.11.2001 tarihli ve 24594 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinde, avukatlık ortaklığına Baro Avukatlık Ortaklığı Siciline kayıtlı olduğuna dair belge verileceği belirtilmiş, aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde ise ortaklığın hangi ortak veya ortaklar tarafından ne şekilde temsil ve ilzam edileceğinin ortaklık ana sözleşmesinde düzenlenebileceği gibi ortaklar kurulunca alınacak kararla da belirlenebileceği ve yönetim ve temsile yetkili kişilerin imza sirküleri ile yetkiye ilişkin belgelerinin Baro Başkanlığınca onaylanacağı hususları düzenlenmiştir.

Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerde kimlik tespitinin esas ve usulleri belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre tüzel kişiliğin unvanı, ticaret sicil numarası, faaliyet konusu ve adres bilgisinin ticaret siciline tescile dair belgeler, vergi kimlik numarasının Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler, tüzel kişiyi temsile yetkili kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunun Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde belirtilen kimlik belgeleri, temsil yetkilerinin ise tescile dair belgeler üzerinden teyit edilmesi gerekmektedir.

Avukatlık ortaklıkları, Avukatlık Kanunu uyarınca ticaret sicili yerine Baro Avukatlık Ortaklığı Siciline kaydedilmek suretiyle tüzel kişilik kazandığından ve tescile dair belgeler Baro Başkanlığınca verildiğinden; avukatlık ortaklıklarının kimlik tespitinde, Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde belirtilen tescile dair belgelere, Avukatlık Kanununda tekabül eden belgelerin aranması gerektiği değerlendirilmektedir.

Buna göre avukatlık ortaklığının unvanı, sicil numarası, faaliyet konusu ve adres bilgisi Baro Avukatlık Ortaklığı Siciline tescile dair belgeler, vergi kimlik numarası Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler, ortaklığı temsile yetkili kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğu Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde belirtilen kimlik belgeleri, temsil yetkileri ise tescile dair belgeler veya Baro Başkanlığınca onaylanan imza sirküleri ile yetkiye ilişkin belgeler üzerinden teyit edilebilecektir.

101- Hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin adres teyidi ile sigortalılara veya lehdarlara yapılan tazminat ödemelerinde kimlik tespiti hangi durumda yapılacaktır?

02.01.2010 tarihli ve 27450 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliği ile 5 sıra Nolu Genel Tebliğde değişiklik öngören 9 sıra Nolu Genel Tebliğ uyarınca, hayat sigortası sözleşmeleri sürekli iş ilişkisi kapsamına alınmış ve belli tutarların altında kalan sözleşmeler için basitleştirilmiş tedbir uygulanmasına imkan verilmiştir. Tedbirler Yönetmeliği’nin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ise, beyan edilen adresin doğruluğunun sürekli iş ilişkisi tesisinde teyit edilmesi öngörülmüştür.

Bu çerçevede adres teyidi uygulaması, 9 sıra Nolu Genel Tebliğde belirlenen tutarların üzerindeki hayat sigortası sözleşmeleri için, sürekli iş ilişkisinin tesisinde söz konusu olacaktır.

9 sıra Nolu Genel Tebliğde belirlenen tutarlar, hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin iş ilişkisi tesisinde basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanması bakımından dikkate alınması gereken tutarlar olup, hayat sigortası sözleşmelerine ilişkin tazminat ödemelerinde, işlem tutarının yirmi bin TL veya üzerinde olması durumunda kimlik tespiti yapılması gerekmektedir. Ancak hayat sigortası tazminat ödemelerinde sürekli iş ilişkisi tesisi söz konusu olmadığı için, yapılan ödemenin tutarı 20.000 TL ve üzerinde olsa dahi adres bilgisinin teyit edilmesine gerek bulunmamaktadır.

102-Tüzel kişilerin kimlik tespitinde kullanılan ticaret sicil gazetesi ve vergi levhalarına kamu otoritelerine ait web sitesi üzerinden ulaşılabilmekte ve bu sayede güncel belgeler temin edilebilmektedir. Bu kapsamda, müşterilerin getirdikleri ticaret sicil gazetesi veya vergi levhasının aslından fotokopi almak yerine veya müşterilerin güncel belgeyi getirmedikleri durumlarda; kimlik tespiti kamu otoritelerine ait web sitesinde yayımlanan belgelerin bir çıktısı alınarak gerçekleştirilebilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği’nin “Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tüzel kişiliğin unvanı, ticaret sicil numarası, faaliyet konusu ve adresinin teyidi ticaret siciline tescile dair belgeler; vergi kimlik numarasının teyidi ise Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılır. Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, yetkililerce istenildiğinde sunulmak üzere, teyide esas belgelerin asıllarının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası okunabilir fotokopisi veya elektronik görüntüsünün alınması yahut kimliğe ilişkin bilgilerin kaydedilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Bu kapsamda, sıkça sorulan sorular belgesinin 6 ncı maddesinde; Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında, vergi kimlik numarasının teyidinin Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılacağının belirtildiği, buna göre Gelir İdaresi Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan e-vergi levhasının, “Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belge” kapsamında değerlendirileceğinin tabii olduğu hususuna yer verilmiştir.

Konuya ilişkin düzenleme uyarınca, kimlik tespitine ilişkin belgelerin asıllarının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrasında bu belgelerin fotokopileri alınabileceği gibi, elektronik görüntülerinin alınmasına yahut kimliğe ilişkin bilgilerin kaydına da cevaz verilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla tüzel kişilerin ticaret siciline tescile dair belgeler üzerinden yapılması öngörülen kimlik bilgilerinin teyidi,müşterilerin getirdikleri ticaret sicil gazetesinin aslından bir fotokopi almak yerine, ibraz edilen belgede yer alan bilgilerin güncel olması kaydıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin resmi internet sitesinde yer alan elektronik görüntüsünün alınması suretiyle de yapılabilecektir. Ayrıca yapılacak olan kimlik tespitinde ibraz edilecek belgeler bakımından, ticaret siciline tescile dair belgelerin ilgili ticaret sicil memuru tarafından resmi mühür tatbik edilmek suretiyle “aslının aynısı” olduğu belirtilen nüshalarının da dikkate alınması mümkündür.

Bu kapsamda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince tasdikli ticaret sicil gazetesi suretlerinin de kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan Tedbirler Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, finansal kuruluşların sürekli iş ilişkisi tesisinde, ilgili ticaret sicil memurluğu kayıtlarına başvurmak veya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin veri tabanından sorgulama yapmak suretiyle kendilerine sunulan tescil belgelerinde yer alan bilgilerin güncelliğini ve doğruluğunu teyit etme yükümlülükleri bulunmaktadır. Yapılan sorgulamada müşteri tarafından ibraz edilen belgenin güncel olmadığı anlaşıldığında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin resmi internet sitesinde yer alan ve güncel bilgileri içeren tescil belgeleri, teyide esas bilgileri ihtiva etmek kaydıyla kimlik tespitinde kullanılabilecektir.

Öte yandan gerek Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında gerekse yukarıda yapılan açıklamalarda belirtildiği üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin resmi internet sayfası sadece ibraz edilen teyide esas belgelerin güncelliğinin ve doğruluğunun kontrolü bakımından kullanılabildiğinden; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin resmi internet sayfasında yayımlanan ticaret sicil gazetesi kayıtlarının elektronik görüntülerinin, mevzuatta belirtilen teyit belgelerinin ibrazı olmaksızın kimlik tespitinde kullanılmasının uygun olmadığı değerlendirilmektedir.

103- Bankalar tarafından yalnızca kredi limitli tüzel kişi müşterilere sunulan bir ürün niteliğinde olan şirket kredi kartlarında; banka nezdinde asıl kart sahibinin tüzel kişilik olduğu, kart talebinin yanı sıra kartın yenilenmesi ve iptali taleplerinin tüzel kişiliğin yetkilileri tarafından yapıldığı, kartın üzerinde firmanın adı ile birlikte kullanıcının adının da yer aldığı ancak kart kullanıcısı personel ile ayrıca sözleşme imzalanmadığı, firmanın kısa dönemli harcamalarının yapıldığı ve takip edildiği ve kartların limitleri toplandığında firmaya tahsis edilen toplam kredi limitini aşamadığı hususları dikkate alındığında, kimlik tespiti ve müşterinin tanınması yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilmelidir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 3 üncü maddesinin 1/i bendinde sürekli iş ilişkisi, yükümlü ile müşteri arasında hesap açılması, kredi veya kredi kartı verilmesi, kiralık kasa, finansman, faktoring, finansal kiralama, hayat sigortası veya bireysel emeklilik gibi hizmetler nedeniyle kurulan, niteliği itibarıyla devamlılık unsuru taşıyan iş ilişkisi olarak tanımlanmıştır.

Şirket kredi kartlarında; asıl kart sahibinin tüzel kişilik olduğu, kart çıkartılması, kartın yenilenmesi ve iptali taleplerinin firma tarafından yapıldığı, kart kullanıcısı personel ile ayrıca sözleşme imzalanmadığı ve kartların firmaya tahsis edilen toplam kredi limiti çerçevesinde düzenlendiği hususları dikkate alındığında, sürekli iş ilişkisi tesis edilen müşterinin bu kurumsal hizmeti alan tüzel kişilik olduğu anlaşılmaktadır. Zira sürekli iş ilişkisinin sonlandırılmasına ilişkin inisiyatif de kredi müşterisi konumunda olan tüzel kişiliğindir. Bu bakımdan kimlik tespitinin tüzel kişi için Tedbirler Yönetmeliği'nin 7 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan kısa dönemli harcamalarını yapmak ve takip etmek açısından asıl olarak tüzel kişiye verilen bu kurumsal hizmet, firma tarafından personelinin kullanımına sunulan bir ürün niteliğindedir. Söz konusu ürünün bu özelliği dikkate alındığında; kredilendirme işlemlerinin risk yönetim faaliyetleri çerçevesinde izlenmesi bakımından, müşteri konumundaki firmanın yanı sıra firmanın kredi kartlarının tahsis edileceği personelin de finansal kuruluş tarafından tanınması önem arz etmektedir.

Bu bakımdan şirket kredi kartlarında kimlik tespit yükümlülüğünün sürekli iş ilişkisi tesis edilen tüzel kişi için Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesi uyarınca yerine getirilmesi; firma personelinin ise bankanın bireysel kredi müşterisi konumunda olmadığı, bir diğer ifadeyle kendisiyle sürekli iş ilişkisi tesis edilmediği dikkate alındığında, Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilen kimlik belgelerinin bir örneğinin alınması ve İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşım sistemi veri tabanı kullanılarak kimlik bilgilerin kontrol edilmesi uygun bulunmaktadır.

104- Sigorta veya reasürans şirketlerinin satış kanalının sigorta ve reasürans brokerleri olduğu ve bu kapsamda kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerin talep edildiğinde brokerlerden temin edilebildiği durumlarda, bu şirketlerin müşterileri için brokerler ile yapacağı işlemlerde, Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesi çerçevesinde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin “Üçüncü tarafa güven” başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrasında finansal kuruluşların, başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis edebilecekleri ve işlem yapabilecekleri hususu düzenlenmiş, devam eden fıkralarda ise üçüncü tarafa güven uygulamasının usul ve esaslarına yer verilmiştir.

Tedbirler Yönetmeliği'nin 3 üncü maddesinin 1/f bendinde yer alan “Finansal kuruluş” tanımı uyarınca, Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin 1/g bendinde yükümlüler arasında sayılan “Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri ile sigorta ve reasürans brokerleri” aynı zamanda finansal kuruluş olarak da tanımlandığından; sigorta ve reasürans şirketlerinin müşterileri için brokerler ile yapacağı işlemlerde, brokerlerin müşterileri için aldığı tedbirlere güvenerek, Yönetmeliğin 21 inci maddesinde belirlenen esas ve usuller çerçevesinde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilecektir.

105- Uyum Yönetmeliği uyarınca, uyum programı oluşturacak yükümlülerin kurum politikalarını ilgili personele imza karşılığı tebliğ etmeleri, kurum politikasında sonradan değişiklik yapılması durumunda da tebligatın tekrarlanması gerekmektedir. Kurum politikalarının ve değişikliklerinin yükümlünün acente/şube personeline ve ilgili çalışanlarına iletilmesinde intranet, extranet veya okundu bilgisi alınmak suretiyle e-posta gibi elektronik ortamlar kullanılabilir mi?

Konuya ilişkin olarak Sıkça Sorulan Sorular Belgesi'nin 84 üncü maddesinde de belirtildiği üzere;

“Uyum Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "Yükümlülerin kurum politikalarını, ilgili personele, imzalarını alarak tebliğ etmeleri zorunludur." hükmü yer almaktadır.Bu kapsamda kurum politikalarının çalışanlara elektronik ortamdan ulaştırılması uygun görülmekle birlikte; söz konusu yöntem kullanıldığı durumda belgenin elektronik ortamda tebliğ alındığına yönelik olarak çalışanların elektronik imzalarının alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Elektronik imza uygulaması bulunmuyor ise kurum politikalarının elektronik ortamda tebliğ alındığına yönelik olarak çalışanların ıslak imzalarının alınması gerekecektir.”

Bu bakımdan Uyum Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin amir hükmü dikkate alındığında, kurum politikalarının ve kurum politika belgesinde yapılan değişikliklerin ilgili personele yukarıda belirtildiği şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Ancak ilgili personele usulüne uygun olarak imza karşılığı tebliğ edilecek olan politika belgesinde veya kurum politikasında değişiklik öngören belgede; politika belgesine ilişkin müteakip değişikliklerin hangi vasıtayla bildirileceğinin ve değişikliklerin bu suretle tebliğ edilmiş sayılacağının açık bir şekilde belirtilmesi halinde ve değişikliğe ilişkin belgenin ilgili personele ulaşacağından emin olunması kaydıyla, bu değişikliklerin yükümlünün belirleyeceği yöntemle ilgili personele bildirilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Bu amaçla, okundu bilgisi alınması gibi metotlarla tevsik edilmek suretiyle e-posta gibi elektronik ortamlar kullanılabilecektir.

106-Tedbirler Yönetmeliği kapsamında sürekli iş ilişkisi tesis edilirken, beyan edilen adresin teyidi amacıyla Motorlu Araç Tescil Belgesi “herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya Başkanlıkça uygun görülen diğer belge” kapsamında değerlendirilebilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan “Herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge” nin, müşterinin beyan ettiği adresin teyidi bakımından kabulünde mevzuatımız bakımından önem arz eden husus, beyan edilen adresin ilgili kamu kurumunca doğrulanabilme kabiliyetidir. Bir kamu kurumu tarafından verilen belge niteliğindeki “Motorlu Araç Tescil Belgesi” nin bu niteliği haiz olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından bilgisine başvurulan Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün konuya ilişkin cevabi yazısında özetle;

Türk uyruklu gerçek kişiler adına yapılacak araç tescillerinde, ilk tescil ve kendi adına nakil işlemlerinde 04.01.2010 tarihinden itibaren, ikinci el araçların tescil işlemlerinde ise 11.01.2010 tarihinden itibaren MERNİS Kimlik Paylaşım Sistemindeki ikamet adresinin esas alınması gerektiği, bu bakımdan belirtilen tarihlerden sonra düzenlenen Motorlu Araç Tescil Belgesinde Kimlik Paylaşım Sisteminden alınan adreslerin, bu tarihlerden önce düzenlenen belgelerde ise beyan edilen adres bilgilerinin yer aldığı, yabancılar içinse MERNİS Kimlik Paylaşım Sistemindeki ikamet adreslerinin, bu yoksa ikamet tezkerelerinde gösterilen adresin, bu da yoksa yazılı olarak beyan edilen adresin esas alınabileceği belirtilmektedir.

Motorlu Araç Tescil Belgesinin düzenlenmesinde Türk uyruklu gerçek kişiler için yukarıda belirtilen tarihler itibariyle Kimlik Paylaşım Sisteminde yer alan adreslerin esas alındığı belirtildiğinden; bu tarihlerden sonra düzenlenen Motorlu Araç Tescil Belgeleri gerçek kişilerin adres teyidinde kullanılabilecek olup, belirtilen tarihlerden önce düzenlenen belgede beyan edilen adres bilgisi yer aldığından bu belgelerin adres teyidinde kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

Aynı şekilde, yabancı uyruklu kişiler için Motorlu Araç Tescil Belgesi düzenlenirken kişinin beyan ettiği adresin esas alındığı anlaşıldığında, bu belgelerin de adres teyidinde kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

107- Tedbirler Yönetmeliğinin Geçici 2 nci maddesi uyarınca Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte sürekli iş ilişkisi içinde bulunulan müşterilerle ilgili olarak, yapılması gereken kimlik tespitinin bir unsuru olan adres teyidi gerçekleşmemiş müşteriler bakımından, söz konusu teyit tamamlanmadan hesaplarının kapatılması ve iş ilişkisinin sonlandırılması mümkün müdür?

Tedbirler Yönetmeliği ile Mali Suçları Araştırma Kurulu 5, 7 ve 8 Sıra numaralı Genel Tebliğleri uyarınca müşterilerin kimlik tespitlerinin ve bu kapsamda sürekli iş ilişkisi tesis edilen müşterilerin adres teyitlerinin yapılması gerekmektedir. Tedbirler Yönetmeliğinin Geçici 2 nci maddesi gereğince, Yönetmeliğin yürürlük tarihinden (01.04.2008) önce sürekli iş ilişkisi tesis edilmiş müşterilerin daha önce yapılan kimlik tespitlerinin de Tedbirler Yönetmeliğine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, 8 Sıra Numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği uyarınca yükümlüler, 01.04.2008 tarihi itibarıyla sürekli iş ilişkisi içinde bulundukları müşterilerinin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerini 01.09.2009 tarihine kadar Yönetmeliğe uygun hale getirmek zorundadır. 01.04.2008 tarihinden önce tesis edilmiş sürekli iş ilişkisi kapsamında, bu tarihten 01.09.2009 tarihine kadar müşteri tarafından talep edilmiş herhangi bir işlem bulunmaması halinde, bu müşterilerin kimlik tespiti kapsamındaki bilgilerinin, en geç 01.09.2009 tarihinden itibaren (yüzyüze gerçekleştirilmeyen işlemler dahil) müşterinin ilk işlem talep tarihinde ve işlem gerçekleştirilmeden önce Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında, yükümlü nezdinde açılmış bulunan hesaplardan adres teyidi tamamlanmayan hesaplarla ilgili olarak yükümlü tarafından hizmet sunulması mümkün olmayıp, sürekli iş ilişkisini sürdürecek ve işlem talep edecek müşterilerin adres teyitlerinin tamamlanması gerekmektedir. Bununla birlikte, hesap sahiplerinin talepleri üzerine hesaplar kapatılarak sürekli iş ilişkisi sonlandırılabilecektir. Söz konusu durumun Tedbirler Yönetmeliğinin 22 nci maddesi ile Mali Suçları Araştırma Kurulu 6 Sıra Numaralı Genel Tebliği uyarınca şüpheli işlem bildirimini gerektirip gerektirmediği hususunun ise yükümlü tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

(Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğüne ilişkin 6 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği, 25.08.2014 tarihli ve 29099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan aynı konudaki 13 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

108- Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması ile ilgili olarak, hisse dağılımlarının teyidi ne şekilde yapılacaktır?

Tedbirler Yönetmeliğinin bu alandaki düzenlemesi sürekli iş ilişkisine girilmiş ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin % 25'i aşan hisse dağılımlarının teyidini öngörmemekte olup, hisse dağılımlarının TTK ve SPK nın ilgili hükümleri çerçevesinde tevsik fonksiyonunu haiz belgeler üzerinden yapılacağı tabidir. Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesi söz konusu tüzel kişilerin % 25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğinin Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ve 7 nci maddelerine göre tespitini düzenlemektedir.

Yukarıdaki husus ile ilgili olarak Tedbirler Yönetmeliğinin 19 uncu maddesindeki düzenlemelere değinilmesi gerekmektedir. Söz konusu maddedeki hükme göre, finansal kuruluşların, müşteri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutması zorunludur. Bu çerçevede, 37 nci soruda da belirtildiği gibi, tüzel kişiliğin kuruluş anındaki ortaklık yapısının değiştiği konusunun yükümlünün bilgisi dahiline girmesi durumunda, yeni ortakların kimlik tespiti de Yönetmelik hükümlerine göre yapılacaktır.

Dolayısıyla genel kurulda düzenlenen hazirun cetveli, Ticaret Sicil Memurluklarından alınmış belgeler veya pay defterinden, hisse dağılımında bir değişiklik olduğuna ve bu kapsamda yeni ortaklara ilişkin yükümlüler tarafından bilgiye muttali olunduğunda, bu ortakların da Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddelerine göre kimlik tespitinin yapılması gerekmektedir.

(Konuya ilişkin düzenleme daha önce Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde yer almakta iken, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

109- Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması ile ilgili olarak, tüzel kişiyi temsil yetkisi bulunmayan gerçek kişinin veya tüzel kişi ortağın temsilcilerinin imza örnekleri aranacak mıdır?

Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye göre tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesis edildiğinde yalnız %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortakların kimliği 6 ve 7 nci maddesine göre tespit edilmekte olup, 34 üncü soruda da belirtildiği gibi tüzel kişi ortağın temsilcilerinin kimlik tespit zorunluluğu bulunmadığından, bu kapsamda imza örnekleri de aranmayacaktır.

Öte yandan tüzel kişilerin % 25'i aşan hisseye sahip gerçek kişi ortaklarının kimliğinin Yönetmeliğin 6 ncı maddesine göre tespit edilmesi gerekmekle birlikte, 35 inci soruda da belirtildiği üzere, kimlik belgelerinde yer alan bilgileri içeren noter onaylı imza sirküleri de kullanılabilecektir.

Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca imza örneği alınmasının temel saiki, işlemi yapan gerçek kişinin, yükümlü nezdinde işlem gerçekleştiren ya da bir başkası adına işlem gerçekleştirme yetkisine sahip olan bir kişi olmasıdır. Bu bakımdan imza sirkülerinin de kullanılabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, tüzel kişiliğin % 25'i aşan hisseye sahip gerçek kişi ortağının kimliğinin tespit edilmesi gerçek faydalanıcın tanınması kapsamında bir yükümlülük olmakla birlikte, kimlik tespiti sırasında temsil yetkisi olmayan gerçek kişi ortağın imza örneğinin alınmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmektedir.

(Konuya ilişkin düzenleme daha önce Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde yer almakta iken, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

110- Devlet destekli tarım sigortası poliçelerinin prim tutarlarının bir kısmı için devlet tarafından prim desteği sağlandığından, söz konusu poliçeler için kimlik tespitine esas tutar belirlenirken toplam prim tutarı mı, sigorta ettiren kişinin payına düşen kısım mı dikkate alınacaktır?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında hangi durumlarda kimlik tespiti yapılacağı düzenlenmiş olup, (b) bendinde işlem tutarının ya da birbiriyle bağlantılı birden fazla işlemin toplam tutarının yirmibin TL ve üzerinde olduğu durumlarda kimlik tespiti yükümlülüğü öngörülmüştür. Sürekli iş ilişkisi olarak tanımlanan hayat sigortası ve bireysel emeklilik sözleşmeleri dışındaki sigortalama işlemlerinde, söz konusu işlem tutarının belirlenmesinde sigorta poliçesi için hesaplanan prim tutarı dikkate alınmaktadır.

5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu uyarınca, Tarım Sigortaları Havuzu'na (TARSİM) üye sigorta şirketlerince tanzim olunan tarım sigortası poliçeleri, ürününü sigorta ettirmek isteyen çiftçilerin talebi üzerine düzenlenmekte, poliçe için bir prim tutarı hesaplanmakta, Devlet sigorta poliçesinin işlem tutarını teşkil eden sigorta primine ödeme desteği sağlamaktadır. Dolayısıyla düzenlenen tarım sigortası poliçeleri için işlem tutarı hesaplanan toplam prim tutarı olduğundan, kimlik tespitine esas tutar belirlenirken bu tutarının dikkate alınması gerekmektedir.

111- Gerçek kişi ticari işletmeler adına, işletme sahibi dışında kişilerce işlem yapılması durumunda, Yönetmeliğin 14 üncü maddesi kapsamında uygulanacak kimlik tespiti usulü hangisidir?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci ve devamı maddelerinde kimlik tespitinin usulüne yer verilmiş, “başkası adına hareket edenlerde kimlik tespiti”nde uyulacak esaslar ise Yönetmeliğin 14'üncü maddesinde, adına hareket edilenin hukuki durumu esas alınarak gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküller için ayrı ayrı düzenlenmiştir.

“Gerçek kişi ticari işletme” kavramı hukuki anlamda bir kişilik ifade etmemekte, mezkur kavramdan sahibi gerçek kişi olan ticari işletmeler anlaşılmaktadır. Dolayısıyla işlemin tarafı bir gerçek kişidir. Böyle bir durumda, bir gerçek kişi adına işlem yapılması söz konusu olduğundan, Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının esas alınması gerekmektedir.

Buna göre; gerek müşteri konumunda olan gerçek kişinin gerekse müşteri adına hareket eden gerçek kişinin kimlik tespitinin yapılması, ayrıca müşteri adına hareket eden kişinin yetki durumunun teyit edilmesi gerekmektedir. Belirtilen düzenleme kapsamında, bu yetkilendirme belli durumlarda yazılı talimat ile de yapılabilmektedir.

112- Firmaların tahsildarları tarafından, bir fatura ya da senede istinaden şirket hesabına para yatırıldığında kimlik tespiti usulü nasıl olacaktır?

Bir firmanın banka şubesi nezdindeki hesabına firma tahsildarları tarafından alıcı firmalardan belli bir faturaya veya alacak senedine istinadenyapılan tahsilat bedellerinin yatırıldığı bu tip durumlarda, alıcı firma satıcı firmaya olan borcunu tahsildarlar vasıtasıyla ödediğinden söz konusu para yatırma işleminin tarafı değildir. Diğer bir ifadeyle, mezkur durumda tahsildarlar alıcı firma adına değil satıcı firma adına hareket ettiklerinden, satıcı firmanın temsilcisi konumunda bulunmaktadırlar.

Bu durumda, Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi, bu kapsamda Yönetmeliğin 7 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla yetkilendirilen kişinin kimlik tespitinin yapılması ve yetki durumunun teyit edilmesi gerekmektedir.

113- Sigortacılık işlemlerinde, sigorta şirketlerine açık olmayan ancak sigorta şirketlerinin acenteliğini yapan bankaya açık olan adres paylaşım sistemi üzerinden müşteri adresinin doğruluğunun sorgulanması ve adres teyit belgesi olarak da ilgili sayfanın elektronik görüntüsü alınmak suretiyle işlem yapılması mümkün müdür?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesine göre, finansal kuruluşların acente ve benzeri birimleriyle olan ilişkileri, üçüncü tarafa güven ilkesi kapsamında değildir. Dolayısıyla banka ve sigorta şirketleri arasındaki acentelik ilişkisinin üçüncü tarafa güven ilkesi içerisinde değerlendirilmesi mümkün olmayıp, Sıkça Sorulan Sorular Belgesi'nin 73 üncü maddesinde de belirtildiği üzere, “Sigorta şirketi acentesi olan banka nezdinde işlem yapılması durumunda kimlik tespiti, acente olarak yükümlü olan banka tarafından yapılacaktır.”

Bu durumda bankaların acentelik işlevi gereğince gerçekleştirmiş oldukları işlemlerde kimlik tespiti ve adres teyidine ilişkin yükümlülüklerini 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta belirtilen şekillerde ve ellerindeki tüm imkanları kullanarak yerine getirmeleri gerektiği açıktır. Bu kapsamda banka, acente sıfatıyla sigorta şirketi adına yapacağı adres teyit işleminde Adres Paylaşım Sistemini kullanabilecek ve elektronik görüntü alınması suretiyle teyit ve tevsik işlemini gerçekleştirebilecektir.

(5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun “Kimlik ve Adres Paylaşımı Sistemlerinin kullanılması” başlıklı 45 inci maddesinde, 13/6/2012 tarihli ve 6327 sayılı Kanunun 44 üncü maddesiyle yapılan değişiklikle, Adres Paylaşım Sistemi “3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri ile Güvence Hesabı”nın da paylaşımına açılmıştır.)

114- Sigorta tazminat miktarı 20.000 TL ve üzerinde olan sigorta poliçelerinde, kanuni varislere/lehdarlara ödeme yapmadan önce yapılacak kimlik tespitinde/teyidinde herhangi bir alt sınır olup olmadığı hususu?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinde belirtilen 20.000 Türk Lirası sınırı, her türlü finansal işlem esnasında oluşabilecek parasal işlemler için - bu işlemlerin birbiri ile bağlantılı işlem olmadığı durumlarda - ayrı ayrı dikkate alınması gereken bir sınırdır.

Örneğin; bankanın verdiği krediye ilişkin kalan tutarı, yapılmış olan hayat sigortası teminatından, sigortalının vefatı sonrasında, daini mürtehin şerhinden kaynaklanan hakkı nedeni ile tahsil etmesi akabinde sigorta şirketinin mirasçılara sigorta teminatı bakiyesinden ödeyeceği meblağlara ilişkin işlemler birbiri ile bağlantısı olmayan işlemlerdendir. Dolayısı ile sigorta teminatı bakiyelerine ilişkin her bir mirasçının payına düşen ödeme miktarı 20.000 TL'nin altındaki bir meblağa isabet ettiği sürece mirasçılara yapılan ödeme işlemlerine ilişkin olarak kimlik tespiti yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. Mirasçılardan herhangi birinin payına düşecek ödeme miktarının her halükarda 20.000 TL üzeri bir meblağı bulması durumunda 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygun olarak kimlik tespiti ve teyidi yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü uyarınca adres teyidi, sürekli iş ilişkisi kurulması durumunda yapılmaktır. Sigorta tazminatı hak sahiplerine yapılacak olan ödeme işlemleri, sürekli iş ilişkisi kapsamındaki işlemlerden olmadığından adres teyidine gerek bulunmamaktadır.

115- Bankalar tarafından bireysel kredi kartı müşterilerine verilen ek kredi kartlarında kimlik tespiti yükümlülüğü ne şekilde yerine getirilmelidir?

Tedbirler Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin 1/i bendinde sürekli iş ilişkisi, yükümlü ile müşteri arasında hesap açılması, kredi veya kredi kartı verilmesi, kiralık kasa, finansman, faktöring, finansal kiralama, hayat sigortası veya bireysel emeklilik gibi hizmetler nedeniyle kurulan, niteliği itibarıyla devamlılık unsuru taşıyan iş ilişkisi olarak tanımlanmıştır.

Ek kredi kartlarında asıl kart sahibinin banka ile sözleşme imzalanan kişi olduğu, ek kartın verilmesi, yenilenmesi ve iptali taleplerinin asıl kart sahibi tarafından yapıldığı, ek kart sahibi ile ayrıca sözleşme imzalanmadığı, ek kart limitinin asıl kart sahibine tanımlanan kredi kartı limitinden karşılandığı, ödenmeyen ek kart borcundan asıl kart sahibinin sorumlu olduğu hususları dikkate alındığında, sürekli iş ilişkisi tesis edilen müşterinin asıl kart sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan kimlik tespitinin asıl kart sahibi için Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan kısa dönemli harcamalarını yapmak açısından banka tarafından asıl olarak asıl kredi kartı sahibine verilen bu hizmet, kart sahibi tarafından ek kart sahiplerine sunulan bir ürün niteliğindedir. Söz konusu ürünün bu özelliği dikkate alındığında; kredilendirme işlemlerinin risk yönetim faaliyetleri çerçevesinde izlenmesi bakımından, müşteri konumundaki asıl kart sahibinin yanı sıra ek kart tahsis edilecek kişilerin de finansal kuruluş tarafından tanınması önem arz etmektedir.

Bu bakımdan ek kredi kartlarında kimlik tespiti yükümlülüğünün sürekli iş ilişkisi tesis edilen asıl kart sahibi gerçek kişi için Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesi uyarınca yerine getirilmesi; ek kart sahibinin ise bankanın bireysel kredi müşterisi konumunda olmadığı, bir diğer ifadeyle kendisiyle sürekli iş ilişkisi tesis edilmediği dikkate alındığında, Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilen kimlik belgelerinin bir örneğinin alınması ve İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşım sistemi veri tabanı kullanılarak kimlik bilgilerinin kontrol edilmesi uygun bulunmaktadır.

Keza ek kart hamilinin kimlik bilgilerinin, kimlik belgesinin elektronik görüntüsünün alınması yahut kimliğe ilişkin bilgilerin kaydedilmesi suretiyle teyit edilmesi ve alınan kimlik bilgilerinin yine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşım sistemi veri tabanı kullanılarak kontrol edilmesi de mümkündür.

116-Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla bankalar nezdinde açılacak emekli maaş hesaplarında kimlik tespiti ne şekilde yapılacaktır?

5 Sıra Numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.5 bölümünde Maaş Ödemesi Kapsamında Toplu Müşteri Kabulüne İlişkin İşlemlerde uygulanabilecek basitleştirilmiş tedbirler belirlenmiştir. Tebliğin söz konusu bölümünde yer alan düzenlemelere uyulmak koşuluyla, SGK maaş ödemeleri bakımından da basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilecektir.

Bu kapsamda kişilerin maaşlarını almak istedikleri Banka şubelerini www.turkiye.gov.tr aracılığıyla SGK'ya bildirmelerini müteakip SGK tarafından Bankalara gönderilen listelerde yer alan kişiler adına, TCKN vasıtasıyla yapılacak sorgulamayla İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kimlik paylaşımı sistemi ve adres paylaşımı sistemi veri tabanındaki kimlik ve adres bilgileri teyit edilerek, Bankalarda hesap açılabilecektir.

Bununla birlikte, anılan hesaplarla ilgili basitleştirilmiş tedbir kapsamında işlem tesis edilmesinin sebebinin bu hesaplara SGK tarafından maaş ödemesi yapılacak olması olduğu göz önünde bulundurulduğunda, müşterilerin kimlik belgeleri ve imza örnekleri (en geç üç ay içinde) tamamlanmadan ilgilinin hesabına SGK maaşı dışında para girişinin engellenmesi için bankalarca gerekli tedbirlerin alınması gerekmekte olup yatırılan maaşın tasarrufu bakımından ise bir sınırlama bulunmamaktadır.

117-Adres teyidinde kullanılan yerleşim yeri belgeleri ile yurt dışından temin edilen ve apostil onayı bulunan belgelerin geçerlilik süresi nedir?

Adres Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesi’nin 23 üncü maddesinin 5 inci fıkrasında "Yerleşim yeri ve diğer adres belgesinin geçerlilik süresi düzenleme tarihinden itibaren 30 gündür." hükmü, aynı Yönerge'nin 14 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasının (c) bendinde "Görevli, adres beyan formunu usulüne göre kaydeder. Adres beyan formunun kişide kalacak bölümünü onaylayarak ilgilisine verir. İlgili adres beyan formunun bu kısmını 30 gün süre ile hizmet almak üzere gittiği kurumlarda, ayrıca adres beyan formu doldurmaksızın kullanabilir." hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereğince yapılacak olan adres teyidi işlemlerinde ilgili makamlardan alınmış olan yerleşim yeri belgeleri 30 günlük süre boyunca kullanılabilecektir. Anılan sürenin dolması ile yerleşim yeri belgelerinin geçerliliği ortadan kalkacağından, ilgili makamlardan yeniden alınacak olan yerleşim yeri belgelerinin veya mevzuatta belirtilen geçerli diğer adres teyit belgelerinin kullanılması sureti ile adres teyidi işleminin gerçekleştirilmesi mümkün olacaktır.

Yurt dışından temin edilen ve apostil onayı bulunan belgelerin geçerlilik sürelerine ilişkin olarak aklamayla mücadele mevzuatı bakımından bir belirleme yapılmadığından, yine bu belgelerin düzenlenmelerine ilişkin mevzuattaki hükümler göz önünde bulundurulacaktır.

118-İl Milli Eğitim Müdürlüklerince burs verilen öğrencilerin okudukları okul ve bölümlerine ilişkin olarak ilgili Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınacak onaylı bir yazı adres teyidi kapsamında kabul edilebilir mi?

7 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nin 4 üncü bölümünde; yerleşim yeri belgesi dışında, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya yurtlarda kalan reşit çocuklar için öğrenim gördükleri okullardan ya da kaldıkları yurtlardan alınacak adresini belirtir yazı da adres teyidinde geçerli belgeler arasında sayılmıştır.

Bu bakımdan burs ödemesi yapılacak öğrencilerin adres bilgisi; gerek öğrencilerin öğrenim gördükleri okullardan ya da kaldıkları yurtlardan alınacak adresi belirtir yazıyla, gerekse burs verilecek öğrencilerin okudukları okul ve bölümlerine ilişkin olarak Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınacak onaylı yazı ile teyit edilebilecektir.

119-Şüpheli işlem bildirimi yapılan bir müşteri ile tekrar çalışılabilir mi?

Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğünü düzenleyen başta 5549 sayılı Kanun, Tedbirler Yönetmeliği ve 6 Sıra Nolu Şüpheli İşlem Bildirim Tebliğinde yükümlülerin, hakkında şüpheli işlem bildiriminde bulunulan müşteriler ile işlem tesis etmeyecekleri yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Tedbirler Yönetmeliğinin “İşlemin reddi ve iş ilişkisinin sona erdirilmesi” başlıklı 22 nci maddesinde yükümlülerin hangi hallerde iş ilişkisini sona erdirecekleri ve işlem tesis etmeyecekleri açıklanmıştır.

Bu itibarla, Şüpheli işlem bildirimi yapılan bir müşteri ile tekrar çalışılmasında sakınca olup olmadığı, aklama ve terörün finansmanının önlenmesine ilişkin tedbirler kapsamında, kurum politikası ve risk temelli yaklaşım çerçevesinde yükümlü tarafından değerlendirilecektir.

(Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğüne ilişkin 6 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği, 25.08.2014 tarihli ve 29099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan aynı konudaki 13 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

120-İş ilişkisine girilecek kişi ve kurumların uluslararası alanda sakıncalı kişi/kuruluş listeleriyle karşılaştırılması gerekir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin 19 uncu maddesi ile yükümlülerin, müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin; müşterilerinin mesleği, ticari faaliyetleri, iş geçmişi, mali durumu, risk profili ve fon kaynaklarına dair bilgiler ile uyumlu olup olmadığını sürekli iş ilişkisi kapsamında devamlı olarak izlemek zorunda oldukları ve finansal kuruluşların sürekli iş ilişkisi dışında gerçekleştirilen işlemleri de risk temelli yaklaşımla izlemek amacıyla gerekli tedbirleri almaları gerektiği düzenlenmiştir. Yükümlülere bu kapsamda yardımcı olması amacıyla da 6 sıra numaralı MASAK Genel Tebliği'nin Ek'inde şüpheli işlem tiplerine yer verilmiş, ancak belirlenen şüpheli işlem tiplerinin şüphe veya şüpheyi gerektirecek makul bir sebebin olup olmadığının değerlendirilmesinde yükümlülere yardımcı olma amacına yönelik rehber mahiyetinde oldukları belirtilerek yükümlülerin şüpheli işlemlerin tespitinde kendilerini söz konusu Tebliğde belirlenen şüpheli işlem tipleri ile sınırlandırmamaları gerektiği vurgulanmıştır. (Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğüne ilişkin 6 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği, 25.08.2014 tarihli ve 29099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan aynı konudaki 13 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırılmış olup, şüpheli işlem tipleri MASAK web sitesinde yayımlanan sektörel ve genel mahiyetteki Rehberler ile belirlenmektedir.)

Yükümlülerin gerek iş ilişkisi tesisinde gerekse iş ilişkisi tesis edilmesini müteakip izleme ve kontrol faaliyetleri esnasında müşterileri ve müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerle ilgili olarak çeşitli kriterleri esas alarak ve risk temelli bir yaklaşımla 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat açısından bir değerlendirme yapmaları gereği izahtan varestedir.

İş ilişkisine girilecek kişi ve kurumların uluslararası alanda sakıncalı kişi/kuruluş listeleriyle karşılaştırılması hususuna suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesine ilişkin mevzuatta doğrudan değinilmemiş olmakla birlikte, bu tür listelerin takibinin yukarıda sözü edilen risk temelli yaklaşımın doğal bir gereği olduğu değerlendirilmektedir.

Öte yandan, konuya ilişkin olarak Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan listelere "https://scsanctions.un.org/consolidated/" web adresinden; Amerika Birleşik Devletleri tarafından oluşturulan "Office of Foreign Assets Control (OFAC) Sanctions and SDN & Blocked Entities" listesine ise "https://www.treasury.gov/resource-center/sanctions/SDN-List/Pages/default.aspx" web adresinden ulaşılabilmektedir.

121-Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün web sitesinin "Sorgulamalar" bölümünde yer alan yerleşim yerinin doğrulanmasına ilişkin sorgulama ekranlarından alınan görüntü adres teyidinde kullanılabilir mi?

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmi web sitesinin “Sorgulamalar bölümünde yer alan “AKS Kayıtlılık Sorgulama” linki üzerinden adrese ilişkin parametreler sisteme girilerek belirtilen adresin sistemde kayıtlı adres olup olmadığı sorgulanmakla birlikte, doğrulamaya ilişkin sayfada sorgulanan adres ve sorgulanan kişi ile ilgili bilgiler ve sorgulama tarihi yer almamaktadır.

Bu nedenle, güvenlik açıklarına neden olabileceği düşünüldüğünden söz konusu internet adresi üzerinden müşterilerin adres bilgilerinin sorgulanması sonucunda alınacak görüntülerin Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adres teyidi için kullanılması uygun bulunmamaktadır.

122-Yükümlüler arasında sayılan kargo şirketleri kimlerin kimliğini tespit etmekle yükümlüdür?

Tedbirler Yönetmeliği kapsamında kargo şirketleri için kimlik tespit yükümlülüğü, kimlik tespitini gerektiren durumlarda, kargo şirketinin müşterileri yani iletilerin göndericileri bakımından söz konusudur.

Kargo alıcılarının kimlik bilgilerinin alınmasına ilişkin uygulamaların ne şekilde olacağı ise kargo şirketlerinin kendi mevzuatları kapsamında belirlenmekte olup, bu hususa ilişkin düzenlemeler Başkanlığımız mevzuatı kapsamında bulunmamaktadır.

123-Yatırım fonları, ilgili mevzuatı uyarınca yatırım fonu kurucuları tarafından da temsil edilebilmekte ve kurucular tarafından fon adına işlem yapılabilmektedir. Ancak Tedbirler Yönetmeliği’nin 4-1/e bendinde yükümlü olarak yatırım fonu yöneticilerine yer verilmiştir. Yükümlü tanımında yöneticinin yanı sıra kurucu kavramına ayrıca yer verilmediğinden, yatırım fonu kurucuları tarafından hesap açılmak istendiğinde finansal kuruluş kapsamında basitleştirilmiş tedbirlerden yararlanılması mümkün müdür?

Sermaye Piyasası Kurulu’nun “Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği” uyarınca yatırım fonu kurucuları arasında sayılan bankalar, aracı kurumlar ve sigorta şirketleri, Tedbirler Yönetmeliği’nin 4/1 fıkrasında yükümlü olarak sayılmakta ve aynı Yönetmeliğin 3-1/h bendi uyarınca da finansal kuruluş olarak tanımlanmaktadır. Bu bakımdan fonun kurucusu bankalar, aracı kurumlar veya sigorta şirketleriyle yatırım fonunu temsilen bir işlem gerçekleştirildiğinde 5 nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği’nin “Finansal Kuruluşların Kendi Aralarında Gerçekleştirdiği İşlemler” başlıklı 2.2.1 bölümünde yer verilen esaslardan faydalanılabilecek ve kimlik tespitinde basitleştirilmiş tedbirler uygulanabilecektir.

124- Yatırım fonlarına hesap açılırken, Tedbirler Yönetmeliğinde sayılan kimlik tespiti yapılacak müşteriler bakımından tüzel kişiliği olmayan teşekkül kapsamında mı değerlendirilecektir?

Tedbirler Yönetmeliği’nin “Tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde kimlik tespiti” başlıklı 12 nci maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan “tüzel kişiliği olmayan iş ortaklıkları gibi teşekküller” ibaresi ile tüzel kişiliği olmayan benzer yapılanmaların kavranması amaçlanmıştır. Yatırım fonlarının da tüzel kişiliği bulunmadığından, kimlik tespitinin ilgili madde kapsamında ele alınması gerekmektedir.

125-Yeniden yükleme yapılabilen ve toplam yükleme limiti 5.000. TL’yi aşmayan kartlar için 5 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği uyarınca kimlik tespiti zorunlu olmamakla birlikte, bu limitin kart bazında mı müşteri bazında mı dikkate alınması gerekmektedir?

5 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.9. bölümünde ön ödemeli kartlarda basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabilmesi için getirilen limitler her bir kart bakımından geçerli olup bu limitlerin üzerindeki işlemlerde müşterinin tanınmasına ilişkin esaslara uyulması gerekmektedir.

Bununla birlikte, basitleştirilmiş tedbir uygulanabilecek her durum açısından olduğu gibi, ön ödemeli kartlarla ilgili işlemler açısından da aklama ve terörün finansmanı bakımından kötüye kullanımın söz konusu olup olmayacağının her bir işlem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesinin ve kötüye kullanımı önlemeye yönelik tedbirler alınmasının gerekli olduğu tabiidir.

126- Türkiye’de yerleşik bir finansal kuruluşun müşterisinin yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş olması ve yabancı kuruluş adına emri veren kişilerin kimliğini ve yetkisini tespite ve doğrulamaya yarayan şifrelerin kullanıldığı güvenli sistemler kullanılmak suretiyle emir alınması durumunda, Tedbirler Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin “c” bendi uyarınca ayrıca bu kişilerin temsile yetkili olduğunu gösterir bir yazılı talimat alınmasına gerek var mıdır?

5 sıra nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.1. bölümünde finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde kimlik tespitinin usul ve esasları düzenlenmiştir. Buna göre;

Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tanımlanan finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri konumunda olan finansal kuruluşa ilişkin olarak Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasındaki bilgiler alınarak kaydedilir. Bu bilgilerin Yönetmeliğin anılan maddesi uyarınca teyidi zorunlu değildir.

Bu kapsamdaki müşterilerle ilgili olarak Yönetmeliğin 17 nci maddesinde geçen gerçek faydalanıcının tanınması ve tüzel kişilere özel dikkat gösterilmesi ile 19 uncu maddesinde geçen müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesi yükümlülüklerinin uygulanması zorunluluğu bulunmamaktadır. (10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tedbirler Yönetmeliği değişikliğinden sonra “Başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti” Yönetmeliğin 17 nci maddesinde, “Gerçek faydalanıcının tanınması” Yönetmeliğin 17/A maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.)

Türkiye’de yerleşik bir finansal kuruluşun müşterisinin yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş olması durumunda yukarıda bahsedilen basitleştirilmiş tedbirlerin uygulanabilmesi için, yabancı finansal kuruluşun aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetime tabi olan bir ülkede yerleşik olması gerekmektedir.

Öte yandan finansal kuruluşlar, elektronik ortamda yüz yüze gerçekleştirilmeyen işlemler bakımından güvenli iletişim ağlarının kullanılması, işlem talep eden veya talimat veren kişinin kimliğini ve yetkisini tespite ve doğrulamaya yarayan şifrelerin kullanılması da dahil gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.

Tebliğde; finansal kuruluşun müşterisinin yabancı ülkede yerleşik bir finansal kuruluş olması ve elektronik ortamda yüz yüze olmayan işlemler gerçekleştirilmesi durumunda, müşteri finansal kuruluşun Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan bilgilerinin alınması ve ayrıca bu işlemlerin güvenliğinin sağlanmasına ve işlem talep eden veya talimat veren kişinin kimliğinin ve yetkisinin tespit edilmesi ve doğrulanmasına yönelik tedbirlerin alınması öngörülmüştür.

Bu kapsamda finansal kuruluşlar güvenli iletişim ağlarının kullanılması ve işlem talep eden veya talimat veren kişinin kimliğini ve yetkisini tespite ve doğrulamaya yarayan şifrelerin kullanılması da dahil gerekli tedbirleri almak zorunda olup ayrıca emir veren kişinin temsile yetkili olduğunu gösterir yazılı talimat alınmasına gerek bulunmamaktadır.

127-Sermaye piyasası aracı kurumları, kurye ve dış destek birimleri aracılığıyla kimlik tespiti yükümlülüğünü yerine getirebilirler mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin üçüncü bölümünde kimlik tespitine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş olup, bunların yerine getirilmesi bakımından sorumluluk işlemi gerçekleştiren yükümlüye aittir. Bununla birlikte, kurye ve dış destek birimleri (hizmet sağlayıcı kuruluşlar), aracı kurum adına hareket eden kişiler olarak aracı kurumun yükümlülüğünde olan kimlik tespitinin gereği gibi yerine getirilmesinde ilgili kuruma yardımcı eleman olarak değerlendirilebilirler. Dolayısı ile bunların bu kapsamda yaptıkları işlemden ilgili aracı kurum sorumludur.

Diğer taraftan Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ’in “Aracı Kurumların Dışarıdan Hizmet Alımına İlişkin Esaslar” başlıklı Dokuzuncu Bölüm’ünde dışarıdan hizmet alımına ilişkin şartlara yer verildiği görülmekte olup, yükümlüler tarafından sunulacak hizmetlerin ve yapılacak işlemlerin tabi bulunulan mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi esastır.

128-Bir bankanın iştiraki olan bir aracı kurum nezdinde açılan yatırım hesaplarına ait adres teyidine ilişkin mesnet belgenin, banka tarafından İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi Web Servisi Yerleşim Yeri Sorgulama Ekranı üzerinden sağlanması mümkün müdür?Aynı durum başkaca finansal kuruluşlar için de geçerli midir?

Tedbirler Yönetmeliğinin 21 inci maddesine göre, üçüncü tarafa güven kapsamında finansal kuruluşlar; müşterinin, müşteri adına hareket eden kişinin ve gerçek faydalanıcının kimliğinin tespiti ve iş ilişkisinin veya işlemin amacı hakkında bilgi elde etme konularında, müşteriyle ilgili olarak başka bir finansal kuruluşun aldığı tedbirlere güvenerek iş ilişkisi tesis edebilir veya işlem yapabilir. Bu durumda 5549 sayılı Kanun ve Kanuna ilişkin düzenlemeler kapsamında nihai sorumluluk üçüncü tarafa güvenerek işlem gerçekleştiren finansal kuruluşa aittir. Üçüncü tarafa güvenin koşulları da maddede belirtilmiştir.

Buna göre üçüncü tarafa güvenilebilmesi;

-Üçüncü tarafın, kimlik tespiti, kayıtların saklanması ve müşterinin tanınması kuralının gereklerini sağlayacak diğer tedbirleri aldığından, yurt dışında yerleşik olması durumunda ise ayrıca aklama ve terörün finansmanıyla mücadele alanındaki uluslararası standartlara uygun düzenleme ve denetlemelere tabi olduğundan,

- Kimlik tespitine ilişkin belgelerin onaylı örneklerinin, talep edildiğinde üçüncü taraftan derhal temin edileceğinden, emin olunması şartıyla mümkündür.

Ayrıca, üçüncü tarafa güvenerek iş ilişkisi tesis eden veya işlem yapan finansal kuruluş müşterinin kimlik bilgilerini üçüncü taraftan derhal almalıdır.

Bu itibarla, maddede belirtilen şartlara uyulmak koşuluyla, bir finansal kuruluş olan aracı kurum ile yine bir finansal kuruluş olan banka arasında üçüncü tarafa güven ilkesinin uygulanabileceği ve bu kapsamda müşterilerin adres teyitleri bakımından bankanın aldığı tedbirlere güvenilebileceği değerlendirilmektedir.

Aynı kapsamda, bir finansal kuruluşun, sigorta şirketi acentesi veya finansman şirketi gibi başka bir finansal kuruluş konumunda bulunan kuruluşlarla yapacağı işlemlerde üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabileceğinden, örneğin bir finansman şirketi ile finansman şirketinin iştiraki olan banka arasında da, Tedbirler Yönetmeliğinin 21 inci maddesinde düzenlenen şartlar dahilinde Adres Paylaşım Sistemi vasıtasıyla adres teyidi bakımından üçüncü tarafa güven ilkesi uygulanabilecektir.

129-Noterlerce düzenlenen araç satış sözleşmeleri adres teyidine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

Araç satışlarında düzenlenen noter satış sözleşmelerinin bir kamu kurumu tarafından verilen belge kapsamında adres teyidinde kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi bakımından bilgisine başvurulan Türkiye Noterler Birliği tarafından özetle;

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile imzalanan Protokol kapsamında ikinci el araçların alım satım işlemlerinin 01.05.2010 tarihinden itibaren elektronik ortamda yapılması nedeniyle; söz konusu alım satım işlemleriyle ilgili olarak T.C. vatandaşı olan tarafların ve varsa taraf vekillerinin kimlik ve adres bilgilerinin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün kimlik paylaşım sisteminden elektronik ortamda alınarak sözleşmelere işlendiği belirtilmiştir.

Söz konusu açıklamalar değerlendirildiğinde, noterlerin ikinci el araç satış sözleşmelerine Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün kimlik paylaşım sistemindeki adres bilgilerini elektronik olarak alarak işledikleri, dolayısıyla noter satış sözleşmesinin bir kamu kurumu tarafından verilen belge olarak sayılabileceği ve adres teyidinde kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

130-Mesleki kimlik belgeleri kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde; yükümlülerin, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorunda oldukları, kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlığın yetkili olduğu, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usûl ve esasların yönetmelikle belirleneceği hükmolunmuştur.

Kanunun verdiği yetkiye istinaden 09/01/2008 tarih ve 26751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin 2/a bendinde; Türk uyruklu gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport üzerinden teyit edileceği belirtilmiştir.

Bu çerçevede yükümlülerce yapılan veya aracılık edilen işlemler bakımından, kimlik tespitinde geçerli olduğu belirlenenler dışındaki belgelerin kimlik bilgilerinin teyidinde kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

131-Pilot bölgelerde dağıtımı yapılan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartları (elektronik-chipli kimlik kartları) kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, pilot il olarak seçilen Bolu ilindeki sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarında gerçekleştirilen işlemler ile sınırlı olmak üzere kullanılmaktadır. Bahsi geçen karta Türkiye çapında geçerlilik sağlayacak hukuki altyapı henüz oluşturulmamıştır. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartının 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında kimlik tespiti yükümlülüğünün yerine getirilmesine yönelik işlemlerde kullanılması mümkün bulunmamaktadır.

(Konuya ilişkin açıklama 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarının hukuki altyapısını oluşturan ve yasal dayanağını teşkil eden (14.01.2016 tarihli ve 6661 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile değişik) 41 nci maddesi kapsamında düzenlenen ve dağıtılan Türkiye çapında geçerli kimlik kartlarından önceki döneme ilişkindir.)

132-Adres teyidi amacıyla alınan yerleşim yeri belgeleri veya faturaların daha sonra güncelleme amacıyla belli periyotlarla müşterilerden tekrar alınması gerekir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde Yükümlülerin sürekli iş ilişkisinde tutar gözetmeksizin kimlik tespiti yapmaları gerektiği; aynı Yönetmelik maddesinin 2 nci fıkrasında ise kimlik tespitinin iş ilişkisi tesisinden veya işlem yapılmadan önce tamamlanacağı hükme bağlanmıştır. Tedbirler Yönetmeliğinin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sürekli iş ilişkisi tesisinde gerçek kişiler tarafından beyan edilen adresin yükümlülerce teyit edilmesi gerekmektedir. Adres bilgisinin teyidi, kimlik tespiti prosedürünün bir unsurudur. Adres teyidinin ne şekilde yapılacağı hususuna Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; müteakip işlemlerde kimlik tespitinin ne şekilde yapılacağı hususuna Tedbirler Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinde yer verilmiştir. Diğer taraftan Tedbirler Yönetmeliğinin 19 uncu maddesi hükmüne göre yükümlüler, sürekli iş ilişkisi kapsamında müşterileri hakkında edindikleri bilgi, belge ve kayıtları güncel tutmak durumundadırlar.

Suç gelirlerini aklanmasının ve terörün finansmanının önlenmesi kapsamında yükümlülerce yerine getirilmesi gereken kimlik tespiti yükümlülüğünün bir parçası olan adres teyidinin araştırma ve incelemelerin sağlıklı yürütülebilmesi ve yükümlü nezdinde işlem gerçekleştiren müşteriler ile irtibatın aksamadan sağlanması gibi temel işlevleri dikkate alındığında, müşteriye ilişkin adres bilgisinin güncel olmasının önemi büyüktür.

Kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamında müşterinin beyan ettiği adresin doğruluğunun ve güncelliğinin sağlanmasını teminen; müşterileri ile sürekli iş ilişkisi kuran yükümlünün, müşteri tarafından sürekli iş ilişkisi kapsamında yeni bir işlem gerçekleştirilmediği zaman zarfında, müşterisine ait adres bilgisinin değiştiğinden herhangi bir şekilde haberdar olması durumunda müşterisine ait adres bilgisini güncellemesi ve teyidi gerekmektedir. Sürekli iş ilişkisi kapsamında gerçekleştirilecek yeni bir işlemden önce yapılan kimlik tespiti esnasında gerçekleştirilen güncellemede, mevcut bilgilerde değişiklik tespit edilmesi durumunda elde edilen yeni adres bilgisinin de teyidi gerekecektir.

133-Aracı kurumun acentesi olan banka tarafından, aracı kurum müşterileri için gerçekleştirilecek hesap açılışlarında, ilgili mevzuatı gereğince bankalara açık bulunan adres paylaşım sistemi üzerinden müşteri adresinin kontrolü mümkün müdür?

Tedbirler Yönetmeliği'nin 21 inci maddesine göre, finansal kuruluşların acente ve benzeri birimleriyle olan ilişkileri üçüncü tarafa güven ilkesi kapsamında bulunmadığından, bankaların acentelik işlevleri gereğince gerçekleştirmiş oldukları işlemlerde kimlik tespiti ve adres teyidine ilişkin yükümlülüklerini 5549 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatta belirtilen şekillerde ve ellerindeki tüm imkanları kullanarak yerine getirmesi gerektiği açıktır.

Bu kapsamda banka, acente sıfatıyla yapacağı hesap açma işlemlerinde, adres teyidi bakımından İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Adres Kayıt Sistemini kullanabilecek ve elektronik görüntü alınması suretiyle teyit ve tevsik işlemini gerçekleştirebilecektir.

134- Yükümlü tarafından (örneğin banka), acentesi bulunduğu yükümlü şirketin (örneğin sigorta şirketi) kurum politikasının çalışanlarına iletilmesinde e-posta gibi elektronik ortamlar kullanılabilir mi?

Acente konumundaki bankalara yönelik 98 inci soru kapsamında özetle; Uyum Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesi uyarınca gerek bankaların gerekse sigorta şirketlerinin kurum politikası oluşturmak ve ilgili personele tebliğ etmekle yükümlü bulundukları, sigorta şirketi tarafından hazırlanan kurum politikasının acente sıfatıyla sigorta hizmeti veren bankanın çalışanlarınca bilinmesinin zaruret arz ettiği, bu nedenle acentesi bulunulan şirketin kurum politikasının da bu kapsamdaki banka çalışanlarına tebliğ edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Diğer taraftan kurum politikalarının tebliğine ilişkin operasyonel kolaylık sağlanmasına yönelik 105 inci soruda ise yine özetle; ilgili personele usulüne uygun olarak imza karşılığı tebliğ edilecek olan kurum politikasında, müteakip değişikliklerin ne şekilde bildirileceğinin ve değişikliklerin bu suretle tebliğ edilmiş sayılacağının açık bir şekilde belirtilmesi ve değişikliğe ilişkin belgenin ilgili personele ulaşacağından emin olunması kaydıyla, bu değişikliklerin yükümlünün belirleyeceği yöntemle ilgili personele bildirilmesinin mümkün olduğu, bu amaçla e-posta gibi araçlar kullanılabileceği belirtilmiştir.

Dolayısıyla 105 inci soruda belirtilen koşullara uyulmak kaydıyla; acenteliği alınan yükümlünün (örneğin sigorta şirketinin) kurum politikasının, acente konumundaki yükümlünün (örneğin bankanın) kurum politika belgesinin,

- yürütülecek acentelik faaliyetlerine ilişkin eki niteliğinde

- ve bu itibarla personele iletilmesi gereken bir değişiklik mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle,

personele e-posta gibi elektronik ortam vb yöntemler vasıtasıyla ulaştırılması yukarıda belirtilen görüş kapsamında mümkün bulunmaktadır.

Ayrıca acentelik faaliyeti, yükümlünün kurum içi kontrol ve önlemleri, işleyiş kuralları ve sorumlulukların belirlenmesi noktasında kendi kurum politikasında değişiklik gerektiriyor ise kurum politika belgesinde ihtiyaç duyulacak değişikliklerin yapılması gerekeceği de tabiidir.

135-Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen; kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla yükümlülerin hizmet verdikleri işyerlerine gerekli duyuruları müşterilerin rahatça görebileceği şekilde asmalarına yönelik yükümlülük, tabela veya panolar gibi kağıt ortamının yanı sıra elektronik cihazlar vasıtasıyla da yerine getirilebilir mi?

5549 sayılı Kanunun “Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi” başlıklı 15 inci maddesinde “Yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.

Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yükümlülerin konuya ilişkin duyuru sorumlulukları ise; kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla yükümlüler, gerekli duyuruları hizmet verdikleri tüm işyerlerine müşterilerin rahatça görebileceği şekilde asarlar, şeklinde düzenlenmiştir.

İlgili düzenlemede duyurunun yapılacağı araç bakımından bir şekil şartı bulunmamaktadır. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmesinde önemli olan unsur, müşterinin sorumluluğunu hatırlatacak duyurunun hizmet verilen mekanda müşteri tarafından doğrudan görülebilir olmasıdır.

136-Finansal kuruluşların kendi aralarında gerçekleştirdikleri işlemlerde, müşteri finansal kuruluşa ilişkin olarak 5 Sıra No.lu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği uyarınca uygulanan basitleştirilmiş tedbirler, finansal kuruluşun yükümlünün tüzel kişi müşterisinin % 25’i aşan hisseye sahip ortağı olması durumunda da uygulanabilir mi?

Basitleştirilmiş tedbirler, yükümlünün doğrudan müşterisi olmamakla birlikte yükümlünün müşterisinin yüzde yirmibeşi aşan hisseye sahip ortağı durumunda olan finansal kuruluşlar bakımından da uygulanabilecektir.

137-Şüpheli işlem bildirimleri hangi durumda denetim elemanına ibraz edilir?

5549 sayılı Kanunun 19/1-i bendine göre yükümlülük denetimi yaptırmak Başkanlığımızın görevi ve yetkileri arasında sayılmış olup, mezkur Kanunun “Yükümlülük denetimi” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kanun ve ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklerin denetimi, 2 nci maddede sayılan denetim elemanları vasıtasıyla yerine getirilir.” denilmektedir.

Bu husus her hal ve taktirde cari bir denetim yetkisine işaret etmemektedir, maddenin ikinci fıkrasında “Görevlendirilecek denetim elemanları Başkanlığın talebi üzerine ilgili birim amirinin teklifi ve bağlı veya ilgili bulundukları Bakanın onayı ile belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında, denetim elemanlarının kendi görev alanlarına ilişkin olarak kurumlarınca verilen görevleri yaparken tespit ettikleri yükümlülük ihlâllerini Başkanlığa bildirecekleri öngörülmüş olup, bildirilen ihlaller bakımından yine ikinci fıkrada yer alan esas çerçevesinde görevlendirme yapılmaktadır. Yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanlarının bilgi ve belge isteme yetkileri ise 5549 sayılı Kanunun 11/3 maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.

Diğer taraftan 5549 sayılı Kanunun “Şüpheli işlem bildirimi” başlıklı 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “Yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile yargılama sırasında mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil hiç kimseye açıklayamazlar.” hükmüne yer verilmiştir. Aksi durumda Kanunun 14 üncü maddesine göre adli ceza öngörülmüştür.

Bu itibarla bilgi ve belge talep yetkisi ile ibraz mecburiyetinin belirtilen yasal çerçevede ele alınması gerekmektedir.

(5549 sK. Md. 2/1(e) Denetim elemanı: Vergi Müfettişleri, Gümrük ve Ticaret Müfettişleri, Bankalar Yeminli Murakıpları, Hazine Kontrolörleri, Sigorta Denetleme Uzman ve Aktüerleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulu Uzmanlarını, ifade eder.)

138- 6111 sayılı Kanunla Bankacılık Kanununa eklenen EK 1. Madde uyarınca, kredi kuruluşları ile Kurulca uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak üzere Türkiye Bankalar Birliği nezdinde kurulan ve ilgili düzenlemeler kapsamında finansman şirketlerinin de üyesi olduğu Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Veri Tabanı kullanılarak adres doğrulaması yapılabilir mi?

5549 sayılı Kanun ve Tedbirler Yönetmeliği kapsamında adres teyidinde kullanılabilecek adres bilgisinin sadece müşteri beyanına bağlı olmayan, doğrulanmış bir adres bilgisi olması gerekmektedir. Bu kapsamda Risk Merkezi Veri Tabanında yer alan adres bilgisi İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından işletilen MERNİS Kimlik Paylaşım Sisteminde kayıtlı olan adres bilgisi olmak koşuluyla adres teyidinde kullanılabilecektir.

Öte yandan, Tedbirler Yönetmeliğinin 19 uncu maddesinde düzenlenen yükümlülerin müşterileri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutma yükümlülükleri kapsamında, bu bilgilerde değişiklik tespit edilmesi durumunda elde edilen yeni adres bilgisinin de teyidi gerekmektedir.

139- 5549 sayılı Kanun ve Uyum Yönetmeliği uyarınca aynı kişi (iş hukukundan kaynaklanan ücret ve diğer hakları her bir yükümlü tarafından ayrı ayrı karşılanmak koşulu ile) birden fazla yükümlü nezdinde uyum görevlisi olarak görevlendirilebilir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin bilgiler, ancak ilgili Yönetmelik maddesinde belirtilen kişilerle yine aynı Yönetmelik maddesinde belirtilen durumlarda paylaşılabilir. Aynı uyum görevlisinin birden fazla yükümlü nezdinde görevlendirilmesi durumunda şüpheli işlem bildirimlerinin gizliliğine ilişkin tedbirlerin gereğince yerine getirilemeyeceği düşünüldüğünden her bir yükümlü nezdinde ayrı bir uyum görevlisi görevlendirilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

140- TEDBİRLER YÖNETMELİĞİNİN “GERÇEK FAYDALANICININ TANINMASI” BAŞLIKLI 17/A MADDESİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

140/A- Tedbirler Yönetmeliğinin 9/5/2014 tarih ve 2014/6381 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 3-1/h bendinde yer alan gerçek faydalanıcı tanımında geçen “nüfuz sahibi” ibaresinden ne anlaşılmalıdır?

Tedbirler Yönetmeliğine 2014/6381 sayılı BKK ile eklenen “Gerçek faydalanıcının tanınması” başlıklı 17/A maddesinin gerçek faydalanıcının tespitine yönelik hükümlerine bakıldığında; tüzel kişilerde gerçek faydalanıcının tespiti bakımından sahiplik (hissedarlık) ilişkisi, nihai kontrol ve üst düzey temsil yetkisi olmak üzere üç temel durumun ele alındığı görülecektir.

Dolayısıyla Tedbirler Yönetmeliğinin 3-1/h bendinde yer alan 2014/6381 sayılı BKK ile değişik gerçek faydalanıcı tanımında; 17/A maddesinde geçen sahiplik, kontrol ve temsil kavramlarının tamamının kapsanması bakımından nihai kontrol ve nihai nüfuz sahibi ibarelerine yer verilmiştir. Nüfuz sahibi ibaresinin münferit bir şekilde tanımlanması, bu ibarenin müşteri, işlem ve durum bazında esnek bir şekilde yorumlanmasını engelleyebilecektir. Bu bakımdan gerçek faydalanıcı kavramı, tanımda geçen ibarelerin ayrı ayrı ele alınması yerine müşteri bazında 17/A maddesinde yer alan tedbirler bütünüyle birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.

140/B- Tedbirler Yönetmeliğinin 17/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kimlik tespiti ne şekilde yapılacaktır?

Tedbirler Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin 2014/6381 sayılı BKK ile mülga üçüncü fıkrasında, yükümlülerin ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, tüzel kişiliğin yüzde yirmibeşi aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğini 6 ve 7 nci maddelere göre tespit edecekleri hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hüküm Tedbirler Yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrasında 17/A maddesinin 2 ve 7 nci fıkralarına aynen dercedilerek muhafaza edilmiştir. Bu bakımdan mevcut düzenlemede herhangi bir genişletme söz konusu olmamıştır.

Diğer taraftan Sıkça Sorulan Sorular belgesinin 35 nci maddesinde; yükümlülerce ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesis edilirken, tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek kişi ortaklarının kimlik tespitinde, kimlik belgelerinde yer alan bilgileri içeren noter onaylı imza sirkülerinin kullanılabileceği, ayrıca gerçek kişi ortakların adres ve iletişim bilgilerinin teyidinin yapılmasına gerek bulunmadığı hususları belirtilmiştir. 17/A maddesinin altıncı fıkrasında da “Bir ila beşinci fıkralar kapsamında tespit edilen gerçek faydalanıcının kimlik bilgileri alınır ve bu bilgilerin teyidi için gerekli tedbirler uygulanır. Bu kapsamda, kimlik bilgilerini içeren noter onaylı imza sirküleri kullanılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Dolayısıyla, ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiliğin yüzde yirmibeşi aşan hisseye sahip gerçek kişi ortağının kimlik tespitinde, kimlik bilgilerini içeren noter onaylı imza sirküleri kullanılabilecektir.

140/C- Tedbirler Yönetmeliğinin 17/A maddesi uygulamasında müşterinin tüzel kişi ortağının ortakları bakımından nasıl bir yaklaşım benimsenmelidir?

Sıkça Sorulan Sorular belgesinin 33 üncü maddesinde; tüzel kişiliğin %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğinin Tedbirler Yönetmeliği'nin 6 ve 7 nci maddelerine göre tespit edileceği, öte yandan %25 hisseyi aşan tüzel kişi ortağın %25'i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddeleri gereğince kimlik tespitinin yapılması zorunluluğu bulunmamakla birlikte, sürekli iş ilişkisi kapsamında müşteri olan bir tüzel kişiliği gerçekte yöneten, kontrolünde veya sahipliğinde bulunduranlar hakkında doğru bilgilere ulaşmak için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir.

Tedbirler Yönetmeliğine 2014/6381 sayılı BKK ile eklenen 17/A maddesinde de aynı şekilde, sürekli iş ilişkisi tesis edilen tüzel kişiliğin gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğinin tespit edileceği ve tüzel kişiliği nihai olarak kontrolünde bulunduran gerçek kişi ya da kişilerin ortaya çıkarılması için gerekli tedbirler alınacağı hususları yer almaktadır.

Dolayısıyla Sıkça Sorulan Sorular belgesinin 33 üncü maddesinde yapılan açıklamalar geçerli olmakla birlikte; alınacak tedbirlerin her bir müşteri bazında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, gerçek durumu ortaya çıkartmaya yönelik tedbirlerin gerekli durumlarda müşterinin tüzel kişi ortağının ortaklarına da sirayet edebileceği ve olay bazında nihai kontrol yahut sahiplik ilişkisine bu suretle ulaşılabileceği izahtan varestedir.

140/Ç- Tedbirler Yönetmeliğinin 17/A maddesinin ikinci fıkrasının uygulamasında; iş ilişkisi tesis edilecek tüzel kişinin %25’i aşan paya sahip gerçek ve/veya tüzel kişi ortaklarının yurt dışında yerleşik olduğu veya şubesi Türkiye’de merkezi yurt dışında bulunduğu ancak bunların ortaklık yapılarının tescile dair belgeler üzerinden tespitinin mümkün olmadığı durumda, hisse dağılımlarının tespitinde başkaca kaynaklar kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin 17/A maddesinin ikinci ve yedinci fıkrasında yükümlülerin ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, tüzel kişiliğin %25’i aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğini 6 ve 7 nci maddelere göre tespit edecekleri hükmü yer almaktadır. Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Tüzel kişiliğin unvanı, ticaret sicil numarası, faaliyet konusu ve adresinin teyidi ticaret siciline tescile dair belgeler… üzerinden yapılır.” denmektedir. Söz konusu düzenlemeler kapsamında hisse dağılımlarının teyidi öngörülmemekte olup, ayrıca konuya ilişkin açıklamalara 108 inci soruda da yer verilmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, tüzel kişilerin ortaklık yapısının hangi belgeler üzerinden tespit edileceği hususunda sınırlayıcı bir düzenleme bulunmadığından, risk bazlı bir yaklaşım ile hesap açılış talebinde bulunan firmanın aklama veya terörün finansmanının önlenmesi yönünden gerekli tedbirleri almış ülkelerde yerleşik olması da dikkate alınarak, iş ilişkisi tesis edilecek yurt dışında yerleşik veya şubesi Türkiye’de merkezi yurt dışında bulunan firmaların ortaklık yapısının tescile dair belgeler üzerinden tespit edilemediği durumlarda bu tespit, güvenilir başkaca kaynaklardan yapılabilecektir.

140/D- Tedbirler Yönetmeliğinin 17/A maddesinin beşinci fıkrasının uygulamasında; yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespitinde, yönetim kurulu başkanı veya genel müdürün gerçek faydalanıcı olarak kabul edildiği durumda kimlik tespiti ne şekilde yapılacaktır? Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerle işlem yapılırken istenecek kimlik bilgileri sınırlandırılabilir mi?

Tüzel kişilerde yapılacak kimlik tespitinde gerçek faydalanıcı olarak kabul edilen yönetim kurulu başkanı veya genel müdürün kimlik tespitinde, kimlik bilgilerini içeren noter onaylı imza sirkülerinin kullanılabileceği Yönetmeliğin 17/A maddesinin altıncı fıkrasında belirtilmiştir. Bu kapsamda yurt dışında yerleşik tüzel kişilere ilişkin yapılacak kimlik tespitinde, ilgili ülkedeki imza sirküsü muadili olan belge ve yöntemler de kullanılabilecektir.

Öte yandan, yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespitinde istenecek kimlik bilgilerinin sınırlandırılması ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında mümkün olmamakla birlikte Yönetmeliğin 21 inci maddesinde yer alan hükümlere uyulmak koşuluyla üçüncü tarafa güven ilkesinden yararlanılabilecektir.

141- İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce yabancı uyruklu vatandaşlara verilen “İkamet İzni” belgesi, kimlik tespitinde ikamet tezkeresi yerine kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği’nin 6/2-b maddesine göre, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunun pasaport, ikamet belgesi (ikamet tezkeresi) veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgeleri üzerinden teyit edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan 11/4/2013 tarihli ve 28615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 103 üncü maddesiyle yabancıların Türkiye’ye giriş ve Türkiye’de kalışları, Türkiye’den çıkışları ve sınır dışı edilmeleri, uluslararası koruma, geçici koruma ve insan ticareti mağdurlarının korunmasıyla ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

6458 sayılı Kanun’un 19 ila 49 uncu maddelerinde ikamet iznine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup 122 nci maddesinde ise, diğer mevzuatta geçen yabancılara mahsus “ikamet tezkeresi” ibaresinden bu Kanundaki “ikamet izni” anlaşılacağı hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce verilen “ikamet izni” belgesinin, fotoğraflı olması şartıyla, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitinde kullanılması uygun bulunmaktadır.

142- Yardımlaşma sandıklarının kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

Bilindiği üzere 5253 sayılı Dernekler Kanunu gereğince kurulan Dernekler, aynı Kanunun 12 nci maddesine göre tüzüklerinde yazılı olmak şartıyla sandık kurabilmektedirler. Bu tür sandıkların taraf olduğu iş ve işlemlerde kimlik tespiti 09.01.2008 tarih ve 26751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Yönetmeliğinin 8 inci maddesine göre yapılmaktadır.

Bunların yanında kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları bünyesindeki yardımlaşma sandıklarının taraf olduğu iş ve işlemlerde kimlik tespiti, Tedbirler Yönetmeliğinin 13 üncü maddesine göre yapılmaktadır.

Bu sayılanlar dışında özel Kanunla kurulmuş olup, tüzel kişiliği haiz sandıkların taraf olduğu iş ve işlemlerde kimlik tespiti ve teyidinin sandığın adı, açık adresi, telefon numarası ve varsa faks numarası, elektronik posta adresi ile sandığı temsile yetkili kişinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgiler ve imza örneği ile anne, baba adı ve T.C. kimlik numarası alınır. Yetki durumu ise kendi mevzuatlarına uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi üzerinden teyit edilir.

Malumları olduğu üzere özel Kanunla kurulmuş olup, tüzel kişiliği haiz sandıkların ortak oldukları şirketle ilgili iş ve işlemlerdeki kimlik tespiti ve teyidinde ise yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ve Tedbirler Yönetmeliğinin 7 nci maddesine göre kimlik tespiti ve teyidi yapılacaktır.

143- Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitinde, pasaport veya ikamet belgesinin olmaması halinde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında düzenlenen kimlik belgeleri kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin 2/b fıkrasında yabancı uyruklu gerçek kişilerde kimlik tespitinin pasaport, ikamet belgesi veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgesi ile yapılacağını hüküm altına almıştır. “Sıkça Sorulan Sorular” belgesinin 141’inci maddesinde ise fotoğraflı olması kaydıyla “ikamet izni” belgesinin kimlik belgesi olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir.

5490 sayılı Nüfus Kanununun 3 üncü maddesi, 1 inci fıkrası, çç bendinde ‘Yabancılar Kütüğü’, “Türkiye’de Vatansız Kişi Kimlik Belgesi olanlar ve herhangi bir amaçla en az doksan gün süreli ikamet izni verilenlerle yasal olarak bulunan yabancılardan yabancılar kimlik numarası talep edenlerin kayıtlarının tutulduğu kütük” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Türkiye’de Oturan Yabancıların Nüfus Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmeliğin “Yabancılara Kimlik Numarası Verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında yabancılar kimlik numarasının kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişilerin her türlü işlem ve kayıtlarında esas alınacağı hüküm altına alınmıştır.

Dolayısıyla yabancı uyruklu gerçek kişilerin kimlik tespitinde pasaport veya ikamet belgesi dışında kimlik ibraz edilmesi halinde, asgari olarak yabancılar kimlik numarası içeren bir kimlik belgesi aranması gerekmektedir.

Ayrıca 22.10.2014 tarih ve 29153 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde tanımlanan Geçici Koruma Kimlik Belgesi verilenlere, anılan Yönetmelik hükmüne göre 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancılar kimlik numarası verilmektedir. Aynı yönetmeliğin 21 inci maddesinin 5 inci fıkrasında yönetmelik kapsamındaki yabancıların adres kayıt sistemine kaydedileceği hüküm altına alınmıştır. Yönetmeliğin Tanımlar maddesine göre Geçici Koruma Kimlik Belgesi sahiplerinin adres kayıt sistemine kayıtlı oldukları adres, ikamet adresleridir.

Öte yandan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 20 inci maddesine göre anılan Kanunun 69 uncu maddesi yedinci fıkrasında belirtilen uluslararası koruma başvurusu kayıt belgesi olanlar, ikamet izninden muaftır. Anılan Kanunun 50 nci maddesi ikinci fıkrasına göre vatansız kişi kimlik belgesi, 76 ncı maddesi dördüncü fıkrasına göre uluslararası koruma başvuru sahibi kimlik belgesi, 83 üncü maddesi üçüncü fıkrasına göre de uluslararası koruma statüsü sahibi kimlik belgesinin ikamet izni yerine geçeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu itibarla Uluslararası Koruma Başvurusu Kayıt Belgesi, Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi, Uluslararası Koruma Statüsü Sahibi Kimlik Belgesi, Vatansız Kişi Kimlik Belgesi ile Geçici Koruma Kimlik Belgesi (Yabancı Tanıtma Belgesi)ne sahip kişilerin kimlik bilgilerinin teyidinin, Tedbirler Yönetmeliğinin ilgili hükmü gereğince yukarıda sayılan kimlik belgeleri üzerinden yapılabileceği değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan geçici koruma kimlik belgesinin üzerinde mühür (onay) bulunmaması durumunda; belgenin üzerinde yer alan kimlik numarasının Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşım Sisteminden kontrol edilmesi ve suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi hakkındaki mevzuatın öngördüğü gerekli tedbirlere riayet edilmesi şartıyla kimlik tespitinde kullanılabileceği değerlendirilmektedir.

144- Kamu iktisadi teşebbüslerinin kimlik tespiti nasıl yapılacaktır?

8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiş bulunan ve iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşlarından oluşan kamu iktisadi teşebbüsleri, sermayeleri devlete ait olan ancak iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere ya da tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan birimlerdir.

Kamu kurumlarında kimlik tespiti Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde düzenlenmiş, 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği’nin “2.2.3” bölümünde ise müşterinin kamu idaresi veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olduğu işlemler için basitleştirilmiş tedbirler öngörülmüştür.

Buna göre kamu idareleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının müşteri olması durumunda yükümlüler; bu kurum ve kuruluşlar adına işlem yapan gerçek kişilerin Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki bilgilerini alarak kaydeder ve yetki durumlarını da mevzuatlarına uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi üzerinden teyit ederler. Yönetmeliğin 6 ncı maddesi uyarınca alınan bilgilerin teyidi zorunlu olmadığı gibi bu kapsamdaki işlemlerle ilgili olarak Yönetmeliğin 17 nci maddesinde başkası hesabına hareket edenlerde kimlik tespiti, 17/A maddesinde geçen gerçek faydalanıcının tanınması ile 19 uncu maddesinde geçen müşterinin durumunun ve işlemlerin izlenmesi yükümlülüklerinin uygulanması zorunluluğu da bulunmamaktadır.

Dolayısıyla ekonomik alanda faaliyet göstermek üzere kurulan devlet kuruluşu niteliği taşıyan kamu iktisadi teşebbüsleriyle ilgili iş ve işlemlerde kimlik tespiti, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda 5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği’nin “2.2.3” maddesine göre yapılabilecektir.

145- Kamu kurumlarının kimlik tespitinde aranan “mevzuata uygun olarak düzenlenmiş yetki belgeleri” ifadesi hangi belgeleri kapsamaktadır ve yetki durumu hangi belgeler üzerinden teyit edilecektir?

Tedbirler Yönetmeliğinin 5 ve devamı maddelerinde kimlik tespiti hususu düzenlenmiş ve yükümlülerin kimlik tespitini gerektiren işlem dolayısıyla muhatap olduğu kişilerin hukuki durumlarına göre de kimlik tespitinde aranan bilgiler ve bu bilgilerin teyit edileceği belgeler ayrı ayrı belirtilmiştir.

Bu kapsamda “Kamu kurumlarında kimlik tespiti” Tedbirler Yönetmeliğinin 13 üncü maddesi ile 5 Sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin 2.2.3. bölümünde düzenlenmiştir. Buna göre yükümlüler; kamu kurum ve kuruluşları adına işlem yapan gerçek kişilerin Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki bilgilerini alarak kaydeder ve yetki durumlarını da mevzuata uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi üzerinden teyit ederler.

Kamu kurumları ile meslek kuruluşlarının çeşitliliği ve sayısı dikkate alındığında bunlar tarafından yapılacak işlemlerde aranacak yetki belgesine ilişkin detaylı düzenleme yapılması mümkün olmadığından Yönetmelikte bu hususta genel bir düzenleme yapılarak, yetki durumlarının mevzuata uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi üzerinden teyit edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda değerlendirilebilecek belgelerin ismen belirtilmesi mümkün olmamakla birlikte, açıkça yetkili kişiyi belirlemeye ilişkin bilgi içermek koşuluyla; söz konusu kurum ve kuruluşların teşkilatlarına ilişkin düzenlemeler ile bu kurum ve kuruluşlarca düzenlenen diğer belgeler, yetkinin teyidinde kullanılabilecektir.

146- Müşteri tarafından “www.turkiye.gov.tr” portalından alınan adres bilgisine ilişkin belgeler adres teyidinde kullanılabilir mi?

Tedbirler Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında sürekli iş ilişkisi tesisinde beyan edilen adresin doğruluğunun;yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya Başkanlıkça uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle teyit edileceği hususu düzenlenmiş ve konuya ilişkin açıklamalara 7 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği’nin 4 üncü maddesinde yer verilmiştir.

Müşterinin kendi kullanıcı bilgileri ile “www.turkiye.gov.tr” portalında yer alan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün e-hizmeti üzerinden temin edeceği ve “müşterinin adı soyadı, T.C. kimlik numarası ve sistemde kayıtlı adres bilgisi ile NVİ adres numarasının” bir arada bulunduğu belgenin yerleşim yeri belgesi niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan yükümlüler; Tedbirler Yönetmeliği’nin 15 inci maddesi uyarınca kimlik tespiti kapsamında alınan bilgilerin teyidi amacıyla kullanılan belgelerin gerçekliği hususundaki sorumluluklarının yanı sıra mezkur Yönetmeliğin 19 uncu maddesi uyarınca da müşterileri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutmak zorundadırlar.

Bu kapsamda, müşteri tarafından “www.turkiye.gov.tr” portalından alınan belgenin, yükümlü tarafından Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün resmi web sitesinin “Sorgulamalar bölümünde yer alan “AKS Kayıtlılık Sorgulama” linki üzerinden doğrulanması ve adres bilgilerinin eşleştirilmesi, ibraz edilen belgenin doğruluğunun ve güncelliğinin kontrolü bakımından önem arz etmektedir.

Dolayısıyla “www.turkiye.gov.tr” portalından temin edilecek müşterinin adres bilgilerine ilişkin belgenin, yukarıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde ve 7 sıra Nolu Genel Tebliği’nin 4 üncü maddesinde belirtilen hususlar dahilinde adres teyidinde kullanılması uygun bulunmaktadır.

147-5549 sayılı Kanunun 19/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kapsamında İşlemlerin Ertelenmesine Dair Yönetmeliğin (Erteleme Yönetmeliği) 4, 5 ve 6 ncı maddelerinde yedi iş günü olarak belirlenen süre nasıl hesaplanacaktır?

Erteleme Yönetmeliğinin;

- 4 üncü maddesi kapsamında şüpheli işlem bildirimlerine istinaden işlemin ertelenmesinde, erteleme süresinin yükümlü tarafından şüpheli işlem bildiriminde bulunulan tarihten itibaren yedi iş gününü geçemeyeceği,

- 5 inci maddesi kapsamında Başkanlıkça tespit edilen malvarlıklarına ilişkin işlemlerin ertelenmesinde, yükümlülerin tebliğ edilen kararda belirtilen işlemleri tebliğ tarihinden itibaren yedi iş günü süresince gerçekleştiremeyecekleri,

- 6 ncı maddesi kapsamında yurtdışı muadil kurumlardan alınan talepler kapsamındaki malvarlıklarına ilişkin işlemlerin ertelenmesinde, tebliğ edilen kararda belirtilen işlemlerin yine tebliğ tarihinden itibaren yedi iş günü süresince gerçekleştirilemeyeceği,

düzenlenmiştir.

Her üç uygulamanın da esası birbirinden farklı olup; 4 üncü madde kapsamında şüpheli işlem bildirimini işlemin ertelenmesi talebi ile Başkanlığa gönderen yükümlüler, işlem hakkında Bakan tarafından verilecek karar Başkanlıkça kendilerine tebliğ edilinceye kadar işlemi gerçekleştirmekten imtina ederler. İşlemin ertelenmesi yükümlü tarafından şüpheli işlem bildiriminde bulunulan tarihten itibaren yedi iş gününü geçemeyecektir. Görüleceği üzere söz konusu madde uyarınca yedi iş günlük sürenin belirlenmesinde karar değil bildirim tarihi esas alınmıştır. Ayrıca 13 sıra Nolu MASAK Genel Tebliğinin -10/08/2016 tarihli ve 29797 Resmi Gazete’de yayımlanan 15 Nolu MASAK Genel Tebliği ile değişik- 4 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında işlem hakkındaki kararın söz konusu süre içerisinde tebliğ edilmemesi durumunda erteleme talebine konu işlemin gerçekleştirilebileceği öngörülmüştür.

Bu kapsamda; Erteleme Yönetmeliğinin 4, 5 ve 6 ncı maddelerindeki yedi iş günlük sürenin hesabında, başlangıç tarihi olarak bildirim veya tebligatın yapıldığı tarihten bir sonraki gün esas alınacaktır.

Diğer taraftan 17/08/2016 tarihli ve 29804 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesi uyarınca; terör örgütlerine ve Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişi, kurum ve kuruluşlar ile ilgili olarak 5549 sayılı Kanunun 19/A maddesinin birinci fıkrasında yedi iş günü olarak belirlenen süre, olağanüstü halin devamı süresince otuz iş günü olarak uygulanacaktır.

148-Brokerler sigortalıyı temsilen işlem yaptığı her bir sigorta şirketinden belirli aralıklarla eğitim aldıklarından ve bu nedenle aynı eğitimi birden fazla kez alabildiklerinden, söz konusu eğitimlerin tek bir yerden bir defa alınması veya bir sigorta şirketinden alınan eğitimin diğer sigorta şirketleri nezdinde geçerli olması mümkün müdür?

Eğitim faaliyetleri Uyum Yönetmeliğinin altıncı bölümünde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 23 üncü maddesi yükümlülerce verilecek eğitimin konularını düzenlemekte olup bu konular arasında suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanı kavramları, konuya ilişkin mevzuat gibi yükümlüler için ortak sayılabilecek genel konuların dışında risk alanları, kurum politikası ve prosedürleri, şüpheli işlem bildirimleri ve örnek olaylar gibi her bir yükümlü özelinde farklılık arz eden konular da yer almaktadır.

Bu itibarla, suç gelirlerinin aklanmasının ve terörün finansmanın önlenmesi kapsamında genel hususlara ilişkin eğitimin, tek merkezden sağlanacak eğitimler yoluyla karşılanması veya bir sigorta şirketinden alınan eğitimin diğer sigorta şirketleri nezdinde de geçerli olması mümkün olmakla birlikte, yukarıda belirtilen ve her bir yükümlü özelinde farklılık arz eden hususların yükümlü bazında ayrı eğitimler yoluyla verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan Yönetmeliğin 22 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca eğitim faaliyetlerinde, seminer ve paneller düzenlenmesi, çalışma grupları oluşturulması, görsel ve işitsel materyallerin kullanılması, internet, intranet veya extranet vb. üzerinden çalışan bilgisayar destekli eğitim programları gibi eğitim yöntemlerinden yararlanılabilecektir.

149-Kredi Kayıt Bürosu (KKB) tarafından sunulmakta olan ve ticaret sicili gazetesinde yayımlanan tüm değişikliklerin paylaşıldığı “Ticari Sicil Paylaşım Sistemi” hizmetinden faydalanmak suretiyle tüzel kişi müşterilere ait güncel bilgilerin elde edilmesi mümkün müdür?

Tedbirler Yönetmeliği’nin “Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre tüzel kişiliğin unvanı, ticaret sicil numarası, faaliyet konusu ve adresinin teyidi ticaret siciline tescile dair belgeler üzerinden yapılmak zorunda olup, aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre teyide esas belgelerin asıllarının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası, okunabilir fotokopisinin veya elektronik görüntüsünün alınması yahut kimliğe ilişkin bilgilerin kaydedilmesi gerekmektedir.

Ayrıca Başkanlığımız resmi internet sitesinde yer alan “Sıkça Sorulan Sorular” belgesinin 102 nci maddesinde; Tedbirler Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tescil belgelerinde yer alan bilgilerin güncelliğini ve doğruluğunu teyit etmek amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin veri tabanından yapılan sorgulamada müşteri tarafından ibraz edilen belgenin güncel olmadığı anlaşıldığında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin resmi internet sitesinde yer alan ve güncel bilgileri içeren tescil belgelerinin, teyide esas bilgileri ihtiva etmek kaydıyla kimlik tespitinde kullanılabileceği hususları ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Diğer taraftan Tedbirler Yönetmeliğinin 19 uncu maddesinde yükümlülerin müşterileri hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutmak zorunda oldukları düzenlenmiştir.

Bu kapsamda;

Tüzel kişilerin kimlik bilgilerinin güncellenmesinde KKB tarafından sunulan “Ticari Sicil Paylaşım Sistemi”nden faydalanılabileceği, ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin kimlik bilgilerinin teyidinin ticaret siciline tescile dair belgeler üzerinden yapılması gerektiğinden, güncellenen bilgilerin teyidinin bu bilgileri ihtiva eden tescile dair belgenin elektronik görüntüsünün alınması yahut güncellenen kimlik bilgilerinin ilgili tescil belgesi esas alınarak kaydedilmesi suretiyle yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

150-Kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamındaki vergi kimlik numarası teyit sürecinin, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elektronik ortamda temin edilen bilgiler ile gerçekleştirilmesi mümkün müdür?

Tedbirler Yönetmeliğinin “Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin kimlik tespiti” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin; “Tüzel Kişiliği olmayan teşekküllerde kimlik tespiti” başlıklı 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi kimlik numaralarının teyidinin Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili birimi tarafından düzenlenen belgeler üzerinden yapılacağı hususu düzenlenmiştir.

Tedbirler Yönetmeliğinin anılan hükümleri gereğince; kimlik tespiti yükümlülüğü kapsamında ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi kimlik numaralarının teyidinin Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elektronik ortamda temin edilen bilgiler ile gerçekleştirilebileceği değerlendirilmektedir.

151-6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında yabancılara verilen çalışma izni ya da çalışma izni muafiyet izin belgesi kimlik tespitinde kullanılabilir mi?

5549 sayılı Kanun kapsamında yapılması gereken kimlik tespitinde kullanılabilecek belgeler Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde sayılmıştır. Buna göre Türk uyruklu olmayanlar için kullanılabilecek belgeler; pasaport, ikamet belgesi veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgeleri olup çalışma izni belgesi bu kapsamda yer almamaktadır.

(Diğer taraftan kimlik teyidine esas kabul edilecek kimlik belgelerinin uygunluğu, yabancı uyruklu gerçek kişiler için Tedbirler Yönetmeliğinin 6/2-(b) bendinde sayılan belgeler bakımından hukuken bir imkansızlık hali bulunması durumunda değerlendirilmekte ve bu belgelerinin herhangi birinin ibrazının mümkün olmadığı haller dikkate alınmaktadır. 6735 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatı tetkik edildiğinde, mezkur Kanunun 24/1 maddesinde “Çalışma izni ve çalışma izni muafiyeti, yabancının pasaport veya pasaport yerine geçen belgelerinin geçerlilik süresinden altmış gün daha kısa süreli ve her yabancı için ayrı verilir.” hükmünün yer aldığı ve başvuru belgeleri arasında geçerlilik süresi altmış günden daha uzun pasaport (veya pasaport yerine geçen belgenin) bulunmasının zorunlu olduğu görülmektedir. Konu bu kapsamda ele alındığında çalışma izin belgesi sahibi yabancı uyruklu gerçek kişilerin Başkanlığımız mevzuatı uyarınca kimlik tespitinde kabul edilen pasaporta sahip olduğu ve bu itibarla kimlik tespitine esas belge nevilerinin ibrazı bakımından hukuken ve/veya fiilen bir imkansızlık halinin bulunmadığı da görülmektedir.)

152-5 sıra Nolu Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğin “Elektronik Para ve Ödeme Kuruluşlarına İlişkin İşlemler” başlıklı “2.2.11” bölümünde, 02.02.2017 tarihli ve 29967 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 16) ile yapılan elektronik haberleşme hizmeti aracılığıyla sunulan mobil ödeme hizmetine ilişkin işlemlerde belli tutarlara bağlı olarak kimlik tespiti yapılmayabileceği yönündeki düzenlemeden hangi yükümlüler faydalanacaktır?

16 sıra nolu Genel Tebliğ ile basitleştirilmiş tedbirlerin düzenlendiği 5 sıra nolu Genel Tebliğin “2.2.11” bölümünde değişiklik yapılmış olup 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında kurulan ve faaliyette bulunan ödeme kuruluşlarının mezkur Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında gerçekleştirdikleri bazı faaliyetleri için basitleştirilmiş tedbir getirilmiştir.

Söz konusu basitleştirme, ödeme kuruluşu tarafından müşterilerine sunulan mobil ödeme hizmetine ilişkin işlemlerde ödeme kuruluşu için öngörülmüş olup buna göre sunulan mobil ödeme hizmetinin belli tutarların altında kalması durumunda ödeme kuruluşu tarafından müşterilerinin kimlik tespiti zorunluluğu bulunmamaktadır.

Dolayısıyla 5 sıra nolu Genel Tebliğin “2.2.11” bölümünde yapılan değişiklik, ödeme kuruluşları dışındaki yükümlülerin kendi faaliyet alanlarına ilişkin olarak sundukları hizmetin karşılığında aldıkları ödeme bakımından (mobil ödeme) bir basitleştirme uygulanmasına imkan vermemektedir.

153-Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı ile yeni tip sürücü belgesi kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilebilir mi?

Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı ile yeni tip sürücü belgesi 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yapılması gereken kimlik tespiti kapsamında teyide esas belge olarak kullanılabilecektir.

154-Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Uygulamasında vatandaşlara verilen “geçici kimlik belgesi” Tedbirler Yönetmeliği kapsamında geçerli kimlik belgesi olarak kullanılabilir mi?

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yapılan açıklamalarda herhangi bir zorunluluk olmaksızın yeni Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartını almak için yapılan başvurularda mevcut nüfus cüzdanlarının vatandaşlarda kaldığı ve yeni kimlik kartı alınana kadar geçerli olduğu, her türlü iş ve işlemlerde kullanılabileceği belirtilmektedir. Bu itibarla söz konusu kişilerin kimlik tespitinde mevcut T.C. nüfus cüzdanlarının kullanımına devam olunacağı açıktır.

Öte yandan, doğum, kayıp, mevcut kimlik kartının geçerlilik süresinin sona ermesi veya tahrifat sebebiyle kullanılamayacak durumda olması nedeniyle yapılan kimlik kartı başvurularında verilen geçici kimlik belgesinin de, söz konusu belge örneğinde “bu belge ile işlem yapılmadan önce belgenin geçerliliği KPS üzerinden Belge No ve T.C. Kimlik No ile kontrol edilmelidir” ibaresi yer almakta olduğundan belge için bir geçerlilik şartı olan söz konusu kontrolün yapılması şartıyla kimlik tespitinde kullanılması mümkün olacaktır.

155-Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespitine ilişkin belgeler için aranan konsolosluk veya apostil onayına alternatif olarak, ilgili ülkelerdeki noterlerce onaylanmış belgeler söz konusu tüzel kişilerin kimlik tespitinde kullanılabilir mi?

Yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespitine ilişkin hususlar Tedbirler Yönetmeliğinin 11 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre yurt dışında yerleşik tüzel kişilerin kimlik tespiti; Türkiye’de yerleşik tüzel kişiler için aranan belgelere ilgili ülkede tekabül eden belgelerin Türkiye Cumhuriyeti konsoloslukları tarafından onaylanan veya Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi çerçevesinde bu Sözleşmeye taraf ülke makamı tarafından tasdik şerhi düşülen örnekleri üzerinden yapılır. Ayrıca risk temelli yaklaşım çerçevesinde, kimlik bilgileri gerektiğinde bu belgelerin noter onaylı Türkçe tercümeleri üzerinden teyit edilir.

Yurt dışında düzenlenmiş resmi belgelerin konsolosluk tarafından onaylanması ya da apostil şerhi taşıması, yukarıda belirtilen madde gereğince bir zorunluluk olduğu için bu uygulama yerine belgelerin noter onaylı suretlerinin kullanılmasının sağlanması mümkün bulunmamaktadır.

156-Halihazırda dağıtımı devam eden Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartına elektronik imzaların yüklenilebilmesinden bahisle; müşteriler ile sürekli iş ilişkisi kurulmasında ve müteakip işlemlerde elektronik imzanın kullanılması, “kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kişilere yönelik beyan”ın elektronik imza kullanılmak suretiyle alınması ve müşterinin ıslak imza örneğinin temini amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartında yer alan imzanın kullanılması mümkün müdür?

Bilindiği üzere Müşterinin Tanınması İlişkin Esaslar, Tedbirler Yönetmeliğinin 5 ila 26 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 6, 7, 8, 9, 10 ve 12 nci maddelerinde ise kimlik tespiti esnasında ilgili kişilerin imza örneğinin alınacağı hususu düzenlenmiş olup, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartında yer alan imzanın kullanılmasına yönelik bir düzenleme yapılmadığından belirtilen mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

157-6415 Sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Üçüncü Bölümünde Yer Alan Malvarlığının Dondurulmasına İlişkin Açıklamalar

157/A- Haciz bildirimlerine ilişkin olarak

6415 sayılı Kanunun “Dondurulan malvarlığının yönetimi” başlıklı 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Dondurulan malvarlığından ödenmesi gereken vergi, resim, harç, kira, sosyal güvenlik primi gibi kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlara yapılacak her türlü zorunlu ödemeler, izin almaksızın gerçekleştirilebilir. Ancak Başkanlık gerek görmesi halinde bu işlemleri de izne tabi tutabilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu kapsamda 21/06/2014 tarihli ve 29037 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No:12)’nin Dondurulan Malvarlıklarından Yapılacak Zorunlu Ödemeler başlıklı 3.3. Bölümünde kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlara yapılacak söz konusu ödemeler Başkanlık izniyle yapılabilecek işlemler arasına alınmıştır.

Bu itibarla, 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi gereğince örneğin Gelir İdaresi Başkanlığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu veya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan haciz bildirimlerinde Başkanlığın kararı doğrultusunda hareket edilmesinin gerekli olduğu, belirtilen kurumlara ödeme yapılmasına ilişkin Başkanlıkça verilen bir iznin bulunmaması halinde söz konusu haciz kararının dondurulan malvarlığı üzerinde bekletilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

157/B-Yurt dışı şube şubelerinizde bulunan fonlara ilişkin olarak

Bakanlar Kurulunca, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun 5 inci ve 6 ncı maddesi kapsamında ilgili kişilerin Türkiye’de bulunan malvarlıklarının dondurulması, 7 nci maddesi kapsamında ise ilgili kişilerin yurt dışında bulunan malvarlıklarının dondurulması amacıyla ilgili ülkelerden talepte bulunulması kararı alınmaktadır. Bu kapsamda Türkiye’de bulunan bir bankanın yurt dışındaki şubesinin, bulunduğu ülkenin mevzuatı çerçevesinde hareket etmesi nedeni ile o ülkedeki hesaba ilişkin herhangi bir dondurma kararının uygulanamayacağı, ancak şahsın o hesaptaki fona Türkiye’den erişiminin engellenmesi ve şahsın yurt dışındaki hesaba Türkiye’den erişmeye çalıştığının tespit edilmesi durumunda bu hususun Başkanlığımıza bildirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte, 6415 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin hususlar Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte düzenlenmiş, bu Yönetmeliğin 24 üncü maddesinde yapılan düzenlemeyle de bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 5549 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Bu itibarla, yurt dışı şubelerinizde bulunan malvarlıklarına ilişkin olarak Suç gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanabileceği, dolayısıyla yurt dışı şubelerinizin faaliyet gösterdikleri ülkenin mevzuatının ve yetkili otoritelerinin izin verdiği ölçüde malvarlığının dondurulmasına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir.

158-5 sıra numaralı Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliğinin (Tebliğ) 2.2.11 nolu bölümünde belirtilen limitlerin altında kalan müşteriler bakımından elektronik para kapsamında ihraç edilen kartlar arasında para transferi yapılması uygun mudur?

5 sıra numaralı Tebliğin “Elektronik Para ve Ödeme Kuruluşlarına İlişkin İşlemler” başlıklı 2.2.11 maddesinde; yükümlülerin elektronik paranın teminine yönelik işlemlerde,

- Aynı yıl içinde nakit çekim tutarı üçyüz TL’yi,

- Yeniden yükleme imkanı bulunmaması halinde, elektronik olarak saklanan fon tutarı yediyüzelli TL’yi,

- Yeniden yükleme yapılabilen ve toplam yükleme tutarı bir ay içinde yediyüzelli TL’yi ve her halükarda bakiyesi yediyüzelli TL’yi,

aşmayan ve sadece mal ve hizmet alımında kullanım amaçlı elektronik para ihracında ve ödeme hizmetlerinde kimlik tespiti yapmayabilecekleri belirtilmiştir.

Söz konusu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere elektronik para teminine yönelik işlemlere ilişkin sınırlar münhasıran mal ve hizmet alımında kullanım amaçlı elektronik para ihracı için öngörülmüş olup, mal ve hizmet alımı dışında yazınızda da belirtildiği üzere müşteriler arasında para transferi ve/veya para transferi ile aktarılan tutarların nakit çekimi gibi işlemlerin gerçekleştirilmesi durumunda kimlik tespitine yönelik basitleştirilmiş tedbirlerden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır

159-5549 sayılı Kanunun 19/A maddesi kapsamında şüpheli işlem bildiriminde bulunulan müşterinin işlem erteleme talebine konu hesabı hakkında, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca vergi borçlarından dolayı alınan haciz talebi nasıl değerlendirilmelidir?

6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebileceği, haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahsın mala haciz tatbik edilememesine neden olan durumları (maddede belirtilen sürede) tahsil dairesine bildirmek zorunda olduğu hususu düzenlenmiştir.

Konu hakkında ilgili yasal mevzuata göre hareket edilmesi gerekmekte olup, buna göre haciz talebinin 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun olacaktır.


Başa Dön